"Hatırlar mısın bilmem; aylar geçti üstünden"- O baskını gerçekleştiren
Alparslan Arslan TÜRBAN YÜZÜNDEN yaptığını söylemişti baskını. Yani çok dinine
imanına bağlı bir avukattı; Danıştay Kararları'nı türbana dair içine
sindiremiyordu. Gidip bir üyeyi öldürmüş, birkaçını yaralamıştı.
Kız kardeşleri türbanlıydı; müfettiş olan babası filan 'gururluydu': Mahkeme
giriş çıkışlarında oğullarının ne denli 'haklı' ve 'cefakâr' olduğuna dair
sloganlar haykırıyorlardı. Arabasına da (hemen bulunması için) bir Vakit
gazetesi yerleştirilmişti.
Bu iğrenç suikastle ilgili verilmek istenen mesaj (anlaşılan) şuydu: "Bu 'irtica
yanlıları' gider, Danıştay'ı da basar, böyle fanatikçe/kanlı eylemleriyle
memleketimizin huzuruyla oynarlar. Aman dikkat laikçiler: Bilelim. Bilenelim."
* * *
'İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduya 13 Haziran'da yapılan baskında 28 el
bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulunmuştu.
Patlayıcı maddelerin emekli Astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu belirlenmişti.
Oktay Yıldırım'ın, Danıştay Saldırısı'nda adı geçen emekli Yüzbaşı Muzaffer
Tekin ile arkadaş olduğu ortaya çıkmıştı. Muzaffer Tekin tutuklanmıştı.
Patlayıcıların, Cumhuriyet gazetesine atılanlarla aynı olduğu ortaya çıkmıştı.
Muzaffer Tekin sorgusunda, baskında ele geçirilen dokümanların başında yer alan
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ni emekli Binbaşı Fikret Emek'ten aldığını
söyledi. Bunun üzerine Fikret Emek ile bağlantılı Ankara ve Eskişehir'deki 3 eve
önceki gece eş zamanlı baskın düzenlendi. Fikret Emek'in annesine ait olan
Eskişehir'deki evde çok sayıda patlayıcı madde ve silah ile karşılaşıldı. Aynı
evde yakalanan emekli Binbaşı Fikret Emek gözaltına alınarak İstanbul'a
gönderildi." Posta gazetesi-Eyüp Kelebek/DHA
Ümraniye'deki gecekondu baskınının akabinde tutuklananlarla ilgili YAYIN YASAĞI
getirildi biliyorsunuz: ÇOK KOCAMAN KOCAMAN NEDENLERLE.
Ama Danıştay Baskını'na ismi karıştı diye esefinden (kendi) kendini, kalbinden
bıçakla(n)mış olarak bir hastane kapısına bıraktırmış bulunan Muzaffer Tekin'in
(yani bu Ümraniye Ekibi'nin) dosyası da, Danıştay Baskını dosyasıyla birlikte
değerlendirilecek.
Böyle bir karar alındı.
Oysa, "Hatırlar mısın bilmem; aylar geçti üstünden"- O baskını gerçekleştiren
Alparslan Arslan TÜRBAN YÜZÜNDEN yaptığını söylemişti baskını. Yani çok dinine
imanına bağlı bir avukattı; Danıştay Kararları'nı türbana dair içine
sindiremiyordu. Gidip bir üyeyi öldürmüş, birkaçını yaralamıştı.
Kız kardeşleri türbanlıydı; müfettiş olan babası filan 'gururluydu': Mahkeme
giriş çıkışlarında oğullarının ne denli 'haklı' ve 'cefakâr' olduğuna dair
sloganlar haykırıyorlardı. Arabasına da (hemen bulunması için) bir Vakit
gazetesi yerleştirilmişti.
Bu iğrenç suikastle ilgili verilmek istenen mesaj (anlaşılan) şuydu: "Bu 'irtica
yanlıları' gider, Danıştay'ı da basar, böyle fanatikçe/kanlı eylemleriyle
memleketimizin huzuruyla oynarlar. Aman dikkat laikçiler: Bilelim. Bilenelim."
Sonra Alparslan Arslan 'meczup' ayaklarına yattı. Habire akıl sağlığı
kontrolleri talep etti, muhtelif olaylar çıkarttı mahkemesinde.
Ama Muzaffer Tekin'le olsun, onun hempalarıyla olsun yakınlığı ortaya çıkmıştı.
HİÇBİR ŞEY YAPILMADI.
Muhtelif Mahkeme Baskınları'nda ve Kuvvai Milliye Göstermeleri'nde dikkat çekmiş
bulunan bu 'yakınlar' Ümraniye akabinde ele geçirilen
mühimmatlarıyla/ilişkileriyle nasıl da vatanımız milletimiz için tehlikeli
'yapılanmalar' içinde olduklarını, ağzımıza/yüzümüze dayayıncaya kadar.
Veli Küçük'le de fotoğraflanan Bu Şahıslar, diyelim hep birlikte Hrant Dink'in
mahkemelerini basmaktaydılar. Zaten Ümraniye'deki el bombalarının Cumhuriyet
gazetesine atılanlarla 'aynı cins' olduğu saptandı.
Bu kişiler/bu bağlantılar/bu Suikast Timleri peki Hrant Dink davasına bağlanamaz
mı? Bağlanmayacak mı?
En son Eskişehir'de ANNESİNİN EVİNE böylesi 1 mühimmatı yığmış bulunan Binbaşı
Fikret Emek'le birlikte rütbeler binbaşıya kadar yükseldi. Ele geçirilenler,
Türk Ordusu'na aitler.
Her yakalanan emekli/malulen emekli/Özel Harpçi vs. haykırıveriyor: "Bunlar Türk
Ordusu'nu yıpratmaya yönelik komplolar!" diye. Temize çıkmak istiyorlar!
Peki, Türk Ordusu'nun bunca baskın/bunca rütbe/bunca askerin isminin karıştığı
olaylara dair bize hiçbir açıklaması olmayacak mı? Yakalanınca Türk Ordusu'nun
adını ağzından düşürmeyen Bu Masumların kim olduklarına, bunca askeri teçhizatı
NASIL ve NERDEN elde ettiklerine dair ufacıcık bir açıklama? Bir projeksiyon,
utkularının ne olduğuna dair?
Yoksa Türk Ordusu, 'İçinde Bulunduğumuz Bu Zor Günlerde' ve 'Ülkemizin Mevcut
Çetin Koşullarında' böylesine yüzbaşı/ binbaşı/astsubay/Özel Harpçi
emeklilerinin muhtelif evlere yaptıkları depolamalarla uğraşamayacak kadar
meşgul, mühim ve tepelerde midir? Ya da askeriyeden 'emeklilerin' ne haltlar
karıştırdığı, Ordumuz'un 'Özel Hayatın Özelliğine Maksimum Saygı İlkesi'
gereğince, onların çok çok hassas kırmızı çizgiler prensibiyle-
Yani alakadar etmiyor mu, etmez mi ordumuzu besbelli Türkiye'yi 'karıştırmayı'
kafaya koymuş/planlı programlı/silahlı külahlı/'sivil' örgütlü/mörgütlü bu asker
emeklilerinin, herrr fena taşın altından çıkıyor olma halleri/durumları?
Danıştay Saldırısı, Cumhuriyet gazetesi bombalanması, bu evlerde ele geçirilen
mühimmat ve onların sahipleri, birbirlerine haraşolandı.
Peki Hrant Dink'i öldürenler: 3 kişi. Bir: Çocuk Katil O. Bir de: 2 ağbi.
Başkaları yok mu yani? Başkalarının işin içinde olmaması imkân dahilinde mi?
Üstü yorganlanmaya çalışılan Hrant Dink Suikasti'yle devam edelim yarın bari.
2 Temmuz Pazartesi günü, duruşmaya lütfen. Sabah dokuz buçuk. Beşiktaş Eski
DGM'de görülüyor (tam da görülemeyen) Hrant Dink Duruşması.
Radikal
30/06/2007