İsteyen isteduğu üniversitenin mikroçipini satın alabilecek. Böylece, ÖSS de
kalkacak, üniversite de. Öğrenci, isterse üniversitenin mikroçipini marketten
satın alır kafasina sokar; isterse 250 gram kaşar alır, yer. Kendi bileceğu iş.
Rektör susti dinledi ve en sonunda; “Türbanlı öğrenciler de mi üniversiteye
girecek?” diye sordi.
Ben ne anlatiyirum, o neyi sorayi!
Ula, kamusal alanını (…)tiğumun rektörü! Öğrenciler üniversiteye girmeyi;
üniversite öğrencilere gireyi. Anlamayi misin?
* * *
YÖK'le anlaşamayıp istifa eden, Tonyalı profesör ile asistanı Vakfıkebirli
Süleyman hakkında hâlâ hiçbir şey bilmiyorum.
Bana gönderdikleri ve Yeni Şafak'ta yayımladığım (10 Mayıs 2006) 'mail'de,
Tonyalı profesör, asistanına şöyle diyordu:
“Anlaşilmayan yerler olmaduğu sürece lehçemle de uğraşma. Kimseye, 'Tonyali
profesör oldi da, kibarluk yapayi' dedirtmem…”
Tonyalı profesörün konferans kasetlerini çözmekle görevli asistanı Süleyman,
küfürlü yerleri parantez içi üç noktayla sansürlemek ve zorunlu gördüğü yerlerde
not düşmek dışında müdahale etmiyor.
Dün bir 'mail' daha aldım onlardan. Okuyun bakalım, siz ne diyeceksiniz?
* * *
Evvelisi gün, “Fenomenlerin evrensel metafiziği” adlı bir konferans verdum
Sürmene'de. Konferanstan sonra bir dinleyici geldi yanima, dedi ki; “Hocam, 25
kilo pirinç ne kadar su kaldırır?”
Oğlunun sünnet düğününde pilav yapacak; profesörüm ya, suyunu bana sorayi!
Kafadan sallayacağım ölçüye uysa, yaptığı pilav yala benzeyecek. Sonra da
diyecek ki; “Kenarımın profesörü, daha pilavın suyundan anlamayi, fenomen
anlatiyi.”
Bilim adamina sorulacak soru bu midur?
Dekart atti ortaya bi konişuk. Dedi ki; “Düşiniyirum o halde varım.” İnsanlık,
kaç yüzyıldur bu konuşuğu tartışiyi.
Bu arkadaş onun çağında yaşasaydi, “Dekart emice, madem iyi düşiniyisun, bi
muklama yap da yiyelum.” diyecekti! (Muklama ya da mıhlama; yöresel bir yemek -
Vakfıkebirli Süleyman)
Demek isteyrum ki; aklınıza gelen suali sorun dedum diye, her bir (…)tan anlarım
demedum. Manyaklaşmayin!
Bugün konişmami kısa keseceğim. Çünkü, asistanım Süleyman'a kız istemeye
gideceğuz. (“Kız istemeye gitmek”, feodal bir deyim olsa gerek - Vakfıkebirli
Süleyman)
Şimdi size, nanoteknolojiyi anlatacağum.
Dünyada bir yılda üretilen bilgiyi günümüz teknolojisiyle, CD'lere yükleyip
ucuca eklesek, buradan Almanya'ya yol olur. Ama ayni bilgiyi, nanoteknoloji
kullanarak, bir Akçaabat köftesinin onda birine rahatlıkla yerleştirebiliruk.
Nanoteknolojiyle atomların yerini değiştirdun mi, her şey yapabilirsun. Mesela,
aldın biraz kömür, birleştirdin oni karbon atomuyla, oldi sana elmas.
Bütün kömürünü elmas yapmiyacaksun, ha! Kışa tedarikli olacaksun. Yoksa komşinun
kapisini çalar, “Bir ton elmas vereyim de, bir çuval kömür ver!” diye
yalvarirsun.
Masal anlatmayirum uşaklar, iyi dinleyin. Nanoteknoloji, trilyonlarca dolar
yatırum yapılan; devletlerin, küresel sermayenun kıyasiya yarıştığı bir alandur.
Gelecekte, “sofrayi kur” komutunu verduğun bilgisayarın emrindeki nano-robotlar,
evinin içinde dolaşan atomlari işleyecek ve sana mükellef sofra kuracaklar.
Yedin bi tava hamsi da, doymadunsa, hiç dert etma. Nano-robot uşaklari, hamsinin
kılçığına bir parça uygun atom yerleştirdiler mi, yeniden hamsi tavasi oluyi.
(Hocam, hamsiyi kılçığıyla yiyenler için bir açıklama yapmamıştır – Vakfıkebirli
Süleyman)
Tıpta devrim olacak. Oto yedek parçası gibi, insanın da yedek parçası
üretilecek. Diyelim ki; (…) mi kopti, yenisini takacaksun. (Buradaki üç noktayı,
kol veya ayak olarak okuyunuz – Vakfıkebirli Süleyman)
Bunlari daha tafsilatlı şekilde bizim rektöre de anlattum. Dedum ki;
nanoteknoloji sayesinde, bilgi yüklediğimiz mikroçipleri, insan beynine
yerleştirebileceğiz.
Elifi mertek sanan bir herifin kafasina bile, “Harvard Üniversitesi” müfredatını
sokabileceğiz.
İsteyen isteduğu üniversitenin mikroçipini satın alabilecek. Böylece, ÖSS de
kalkacak, üniversite de. Öğrenci, isterse üniversitenin mikroçipini marketten
satın alır kafasina sokar; isterse 250 gram kaşar alır, yer. Kendi bileceğu iş.
Rektör susti dinledi ve en sonunda; “Türbanlı öğrenciler de mi üniversiteye
girecek?” diye sordi.
Ben ne anlatiyirum, o neyi sorayi!
Ula, kamusal alanını (…)tiğumun rektörü! Öğrenciler üniversiteye girmeyi;
üniversite öğrencilere gireyi. Anlamayi misin?
Yenişafak
20/06/2007