Önceki günkü Milliyet'in manşetindeydi Billy Hayes... "Geceyarısı
Ekspresi"nin gerçek kahramanı günah çıkardı: "Türkiye bu filmin yol açtığı kötü
intibaı hak etmedi" dedi.
32 yıl gecikmiş bir özür bu...
Kahramanının nedamet getirmesini haklı kılacak kadar ırkçı bir filmdi Geceyarısı
Ekspresi... Ben burada filmden ziyade, Hayes'in işkence görmesine ve ağır
mahkûmiyetine yol açan olayın arka planını anımsatmak istiyorum.
Çünkü işin, hâlâ güncel olan bir boyutu var.
* * *
2. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'de uyuşturucu patlaması yaşanmıştı. O kadar ki
1968 seçim kampanyasında Nixon'ın temel vaatlerinden biri, uyuşturucu sorununu
çözmekti.
Eroinin hammaddesi olan afyon, yasal olarak 10 kadar ülkede üretilmekteydi.
Bunlar arasında Türkiye de vardı (Ayrıntılı bilgi için bkz: "Türk Dış
Politikası", Cilt 1, Prof. Dr. Baskın Oran, İletişim, 2001).
"1969'dan itibaren, Nixon yönetimi ülkeye giren eroinin yüzde 80'inin Türkiye
kaynaklı olduğu iddiasını dillendirmeye başladı. Basında Türkiye'yi suçlayan
haber ve makalelerin sayısı arttı."
Aslında Türkiye'de bir yılda üretilen afyon, ABD'deki eroin bağımlılarının bir
aylık ihtiyacını bile karşılamaya yetmiyordu. Yine de Amerika, haşhaş üretimini
tamamen durdurması için Türkiye'ye baskı yapıyor, Demirel hükümeti ise bu
baskıya direniyordu.
Ancak 1970'te ABD Dışişleri Bakanı Richardson, "Haşhaş üretimini durdurmazsanız
yardımları askıya alırız" deyince Bakanlar Kurulu haşhaş ekilen alanları
sınırlandırma kararı aldı.
* * *
İşte 22 yaşındaki Billy Hayes, 1970'de tam bu ortamda turist olarak İstanbul'a
geldi. Piyasadan bulduğu 2 kilo esrarı Amerika'ya götürürken Yeşilköy'de
yakalandı.
Hayes yargılanırken Türkiye'de 12 Mart darbesi olmuş ve işbaşına geçen Erim
hükümeti, ABD'nin isteklerine boyun eğerek 1971'den itibaren haşhaş ekimini ve
afyon üretimini tamamen yasaklamıştı.
Amerika, kaçakçılara haddinin bildirilmesini ve ibretlik ceza verilmesini
istiyordu.
Hayes hem dayak, hem de 30 yıl hapis yedi.
* * *
Türkiye sözünü tutmuştu, ama ABD üzerine düşeni yapmadı.
Haşhaş üreticisinin zararını tazmin edeceğini söylemesine rağmen söz verdiği
yardımın sadece üçte birini yolladı. Bu yüzden afyondan geçinen yaklaşık 100 bin
aile büyük zarar gördü.
1973 seçimlerinde işbaşına gelen Ecevit başbakanlığındaki CHP-MSP hükümeti,
üreticinin zararını gidermek için 1 Temmuz 1974'te haşhaş ekimini tekrar serbest
bıraktı.
ABD, buna büyük tepki gösterdi. Türkiye'ye ekonomik ve askeri yardımın askıya
alınması kararlaştırıldı. Ardından ambargo kararı çıktı. Gerginlik, Kıbrıs
çıkarmasına kadar uzandı.
* * *
Amerika'nın ağır hapis yemesini istediği Hayes de bu dönemde İmralı Cezaevi'nden
"kaçtı".
1975'te kıyıya bırakılan kayıkla Yunanistan'a geçti, oradan ülkesine döndü.
Amerikan medyasınca kahraman haline getirildi. Hapishane anıları biraz abartılı
kaleme alındı. Oliver Stone, bu ayrıntıları hepten abartarak bir senaryo yazdı.
Alan Parker, o senaryoyu daha da abartarak Malta'da filmi çekti.
Bütün Türklere kötü adam rolü biçti.
Film, 30 yıl Türkiye'nin başına bela oldu.
* * *
Bence Hayes'in cezalandırılışı da, kahramanlaştırılışı da haşhaş ekimiyle
ilgiliydi.
Amerika'ya kafa tutmanın bedelini ödettiler Türkiye'ye...
"Geceyarısı Ekspresi"ni bir de bu tarihçeyle izlemekte yarar var.
Milliyet
18/06/2007