60 yıldır bir dosyada
bekleyen Amerika mektupları ilk kez yayımlanıyor
Erdal İnönü'nün babasına mektupları
Erdal İnönü tam 60 yıl önce, 1947'de lisansüstü eğitimi için
Amerika'ya gitti. Oradan babasına yazdığı mektuplardan
bazılarını Babalar Günü dolayısıyla ilk kez yayımlıyoruz
Erdal İnönü 1947'de Ankara Fen Fakültesi Fizik Bölümü'nü
bitirdikten sonra lisansüstü eğitimi için Amerika'ya gitti.
Ağabeyi Ömer zaten bir senedir oradaydı. Abi-kardeş New
York'ta buluştular. Oradan arabayla Kaliforniya'ya geçtiler.
Caltech Üniversitesi'nin bulunduğu Pasadena şehrinde 1951
sonbaharına kadar kalıp doktorasını tamamladı Erdal İnönü.
Gittiğinde henüz 21 yaşındaydı.
Baba-oğul ilk kez ayrılıyorlardı. O yüzden düzenli olarak
yazıştılar.
Mektuplar, telgraflar, kartpostallarla haftanın bir-iki günü
mutlaka birbirlerine haber yolluyorlardı.
Erdal saygılı bir üslupla ve düzgün bir elyazısıyla
yolladığı mektuplarda babasına "siz" diye hitap ediyor, ona
notlarından, gündelik hayatından ve özellikle de bütçesinden
haberler veriyor; babası ise onu ailesinden, ülkesinden
haberdar ediyordu. Erdal İnönü, Cumhurbaşkanı olarak
ayrıldığı babasını, döndüğünde ana muhalefet lideri olarak
buldu.
Bazen bir babanın fizikçi oğluna onun alanından bir şeyler
yazma hevesinden, bazen bir oğlun, iktidardan devrilmiş
babasına güç verme gayretinden izler taşıyan bu mektuplar,
birer tarihi belge niteliğinde...
"Baba İnönü'nün Erdal'a Mektupları" 1988 yılında Bilgi
Yayınları tarafından yayımlandı. Erdal'ın babasına yazdığı
mektuplar ise yıllar yılı İnönü Vakfı'ndaki bir dosyanın
içinde kaldı.
İşte o mektupların bir demeti, Erdal İnönü'nün izniyle ve
Babalar Günü vesilesiyle 60 yıl sonra ilk kez gün ışığına
çıkıyor.
Hepinizin Babalar Günü kutlu olsun!
"Annem üzülmesin, Ömer'in daha
saçı var"12 Eylül 1947 / Cuma
Çok sevgili babacığım,
Vapurumuz Pazartesi günü öğleden sonra rıhtıma yanaştı.
Ömer, talebe müfettişi, Selim Sarper ve başkonsolos
karşılamaya gelmişlerdi. Hep beraber çıktık. Sarper bizi
otelimize bıraktı.
Ömer'i çok iyi gördüm. Herhalde eskisinden zayıf değil;
saçları da daha var, annem üzülmesin...
(...) Çarşamba akşamı sokakta yürürken Peker kabinesinin
değiştiğini haber aldık. New York Times gazetesinin büyük
bir binası var. Geceleri, üzerinde son havadisleri ışıkla
yazıyorlar. Biz tam onun önünden geçerken 'The Cabinet of
Turkish Prime Minister Peker falls' yazısı çıktı. Ertesi gün
de gazetede yeni kabineyi Hasan Saka'nın kurduğunu gördük.
Allah muvaffak etsin. (...)
İngilizcemi kullanmaya burada pek fırsat olmadı, hep Ömer'le
çıkıyoruz ve birbirimizle konuşuyoruz. Amerikalılarla
konuşmaya başlayınca vaziyetimi anlayacağım. (...)
New York'a kadar 45 dolar sarfettim. Burada daha çok
gidiyor. Ömer'e de ödünç veriyorum; mamafih yola çıkıncaya
kadar, yanımdaki çeklere hiç dokunmamış olacağım. Yani hepsi
150 dolar gitmiş olacak.
2 Eylül 1947 / Salı
Erdal, Sevgili oğlum,
Şimdi saat 17, hesapça gemi ile hareket etmiş olacaksın.
İnşallah iyi bir deniz. Ömer seni bekliyor. Bu mektubum da
seni New York'ta bekler diye seviniyorum. Annen, paket paket
şeker, bisküvi hediyelerini anlattı. Belki bizim
başkonsolosa, tahsil müfettişine bir şey tattırırsın. Yahut
bize yazarsın da makbule geçecek bir şey göndeririz. New
York'ta kaç gün kalacaksın? Herhalde iki-üç gün sanıyorum.
Sonra ne ile döndüğünüzü de olup bittikten sonra öğreniriz.
Sağlık olsun. Şimdilik allahaısmarladık. Yarın da görüşürüz
canım evladım.
"Yılbaşı gecesi Ömer'le sinemaya
gittik"1 Ocak 1948 / Perşembe
Sevgili Babacığım,
1948 yılının ilk mektubunu yazıyorum. Bu senenin de sizin
için hayırlı, mesut bir sene olmasını temenni ederim.
Yılbaşını öbür akşamlar gibi geçirdik, bir lokantada akşam
yemeğini yedik Ömer'le; sonra bir sinemaya gittik. (...)
Notlarımızı öğrendik. Telgrafla iyi anlaşılmamıştık belki
bir daha yazayım: Benim, Atomic Phsycs A, Thermodynamics A,
Electricity C, History of Modern Physics A, Economics A.
Ömer'in her üç dersi de A...
Benim notlar umduğumdan daha iyi çıktılar. Demek sınıfın
seviyesine yetişmişim, yahut ilk önce sandığım kadar zayıf
değilmişim.
Ellerinizden sevgilerle öperim, canım babacığım.
12 Ocak 1948 / Pazartesi
Erdal oğlum.
Dün 1.1.1948 tarihli mektubunu aldık. Akşama kadar, şimdi
hâlâ o güzel haberlerinin tesiri altındayız. Çok teşekkür
ederiz. Ömerciğimin haberlerini vermene de ayrıca
teşekkürler. Ömer'in bize yazı yazmak için pek eli değmiyor.
Sağ olsun. Biriniz ötekinizden haber verdikçe, bir mektup
bize teselli vermek için yetiyor. Postalar da var amma, siz
de daha doğrusu Ömer de daha nazlı oldunuz.
(...) Şakalardan sonra ciddi konuya gelelim: İlk term'de
(dönemde) en azı (yani Electricity'den C'yi) aldıktan sonra
gelecek term'lerde kaybetmeyiz inşallah. Ömer'in üç A'sını
tezini bitirip döndükten sonra öderim. Aybaşı hesabı yapmayı
unuttunuz.
Gözlerinizden sevgilerle öperim. Sevgilerle.
DOĞUM GÜNÜNDE
"Bana gayret verdiniz, B aldım"
30 Mayıs 1949 / Pazartesi
Erdalım, sevgili evladım,
Yıldönümün (6 Haziran, Erdal İnönü 23 yaşına basıyor) kutlu
olsun. Elimizden başka bir şey gelmiyor. Mektubumuz
hasretimiz ile beraber sevgilerimizi ulaştırsın. Annenin
dediği gibi imtihan günlerine rastlıyor. Senin afiyetin ve
neşen, azmin ve iraden her şeyin başı. İmtihan neticesini
sükunetle karşılarız. Sana yüreğimizin bütün sıcaklığı ile
başarılar dileriz.
Gözlerinden öperek sevgilerimizi gönderir, seni tekrar
tekrar öperiz evladım, canım evladım, sevgili evladım.
6 Haziran 1949 / Pazartesi
Sevgili babacığım,
Tebrik mektuplarınızın hepsini aldım, herkese ayrı ayrı
teşekkürler ederim. Annem (mektupların) zamanında varıp
varmadıklarını merak ediyordu; üç gün önce geldiler, ama
daha iyi oldu, elime cuma günü, tam elektrik imtihanından
çıktıktan sonra geçtiler, iki kat bayram yaptım o gün...
Keyfi hâlâ devam ediyor.
Bugün öğrendim, B almışım elektrikten... Böylece bu dersi
bitirmiş oluyorum. Gelecek seneye bir tane mekanik kalıyor.
Bu son term'de aldığım öbür dersten imtihan yapmadılar.
İzin verirseniz tatilde burada kalmak kararındayım. Yarın
sabah otomobille bir ufak gezintiye çıkacağız, Tanyellerle
beraber... Pasadena'nın (Kaliforniya) 6-7 saat kuzeyinde,
deniz kıyısında bir yerde kalıp on gün kadar istirahat etmek
istiyoruz. Ondan sonra dönüp laboratuarda çalışmak
niyetindeyim. Bu mektubumun cevabı buraya varmadan veya
varırken dönmüş olacağım.
Ek 350 doları aldım, taksitle haziran aylığı da gelmişti
daha önceden. Mayısta 227 dolar sarfettim. Bütün param
haziran başında 1338 dolardı.
Yarın sabah yola çıkmak için erken kalkacağım. Onun için
kısa oluyor bu mektup... İmtihanlarım için bana çok gayret
verdiniz, maneviyatımı daima kuvvetlendirdiniz; bunlara
yeteri kadar teşekkür edemedim. Eminim ki bu sefer B almamda
büyük amil oldunuz.
Ellerinizden sevgilerle öperim canım babacığım.
"Seçimi kaybetmişsiniz, canınız
sağolsun"16 Mayıs 1950 / Salı
Sevgili Babacığım,
Dün sabah erkenden Ömer'in çoğunluğu kaybettiğimizi bildiren
telgrafını aldım. Akşam gazetelerinde biraz havadis vardı.
Malatya'dan seçildiğinizi, fakat genel sonucun 150'ye karşı
300 civarında olduğunu yazıyordu. Geçmiş olsun. Ne kadar
ihtiyatlı beklenmiş olursa olsun gene bir şok tesiri
yapmıştır herhalde. Umarım şimdiye kadar hepsi geçmiş,
neşeniz yerine gelmiştir.
Teferruattan haberim yok tabii. Bir haberde seçimlerin gayet
muntazam geçtiğini, büyük bir çokluğun seçimlere katıldığını
okudum, çok sevindim. Asıl başarı bu. Netice itibarıyle
memleketimizde demokrasi olduğunu dünyaya ispat edecek kesin
olay, düzgün, hadisesiz bir iktidar partisi değişmesi
geçirmekti. Bunu yapabilmek, bu seçimlerin hakikatta en
büyük zaferimizi ilan ettiği anlaşılacak. Gerisinin ne
ehemmiyeti var, canınız sağ olsun.
Bir defa da muhalefet liderliğini tecrübe etmek mukaddermiş
demek. Bunun da başka bir tadı olacak herhalde. Memlekete
hayırlı olsun. İnşallah Demokrat Parti iktidarı bir
duraklama devresi olmaz, yürümekte olduğumuz ilerleme
yolunda sendelemeyiz.
Yeni Kamutay ne zaman
toplanıyor acaba; o zamana kadar sıkıntılarınız
bitmeyecektir. Bir an evvel toplansa da dinlenecek hale
gelseniz. Rahat rahat dinlendiğinizi, keyfinizin yerinde
olduğunu duymaktan büyük sevinç duyacağım.
Sevgilerle, özleyişle ellerinizden öperim canım babacığım!
22 Mayıs 1950 / Pazartesi
Sevgili Erdalım,
Şimdi mektubunu aldık. İlk duyguların. Ne kadar iyi yürekli,
filozofik ve ahlaklı yazıyorsun. Teşekkür ederim. Seninle
bir daha iftihar ettim.
Evimize taşındık. İçinden hiç çıkmamış gibi bir rahatlık
içindeyim. Bu mektubumu eski kütüphanemden yazıyorum. Annen
bir haftadır taşınma için pek çok çalıştı. Yorgun olduğunu
görüyorum. Amma sıhhati, neşesi yerinde çok şükür. Özden,
Ömer, büyükannen herkes vaziyeti iyi ve tabii aldılar. Benim
üzüntüye düşmemekliğim için bütün hünerlerini kullandılar.
Hepsinin kıymeti gönlümde bir derece daha artmıştır, eğer
buna imkan var ise...
Seçimi fena nispette kaybettik. (...) Niçin kaybettik?
İnsaflı, insafsız bin bir sebebi var. Fakat en başta geleni
değişiklik arzusudur. Bu da milletlerin hem masum, hem tabii
bir arzularıdır. En sıkıntılı zaman, kaybolmuş bir seçimden
sonra geçen bir haftadır. Şimdi bu bitti. İki gün sonra yeni
cumhurbaşkanı ve hükümet seçilecektir. Saat 18.30'da da ben
yeni cumhurbaşkanını tebrik edeceğim. Bu bir hafta, çok
şükür sarsıntısız geçmiştir.
5 seneden beri, politikacılar benim için nasıl bir düşmanlık
havası yaratmaya çalıştılar, bilirsin. Seçimin neticesini
alır almaz her yerden bize karşı sempati duyulmaya çalıştı.
Hatta yanlış bir şey yapıldığı hissinin halkta göründüğünü
söyleyenler bile var. Bunların ehemmiyeti yalnız bir
noktadadır; o da İnönü ailesine karşı düşmanlık telkini
muvaffak olmamıştır; itibarımız içeride, dışarıda artmıştır.
Taşıdığınız adla haklı olarak iftihar edeceksiniz.
Bu seçim, memlekette yeni bir hayat tarzı kurmak için
giriştiğimiz teşebbüste ne kadar ciddi ve samimi olduğumuzu
ispat etmiştir. Memleket için, hepimiz için şeref olmuştur.
Hep iyiyiz. Gözlerinden öperiz. Sağ ol, var ol, canım
Erdalım. n
"Evlilik haberi tamamen uydurma. Hiçbir kızla
beraber olmadım"8 Eylül 1949 /
Perşembe
Sevgili Babacığım,
Bu gece bir saat kadar önce San Diego'dan döndüm. Evde 1
Eylül tarihli mektubunuzu buldum. İçlerinde sözde evlenmem
ihtimaline ait gazete havadislerini okudum.
Önce bu haberi bana sormaya lüzum görmeden yalanlamakla
hakkımda gösterdiğiniz güvene teşekkür ederim. Telgrafta da
dediğim gibi, tamamen uydurmadır, hiçbir aslı esası yoktur.
Bir evlenme ihtimalini hatıra getirecek vesileler üzerinde
endişeye düşmüş olabileceğinizi tahmin ediyorum; onun için
söyleyeyim ki, hiç böyle bir bahane de mevcut olmamıştır.
Şimdiye kadar bütün Amerika'nın hiçbir eğlence yerinde hiç
bir kızla beraber bulunmuş değilim. Bu yüzden böyle bir
havadisi doğrudan doğruya hiçbir sebebe yoramıyorum. New
York Mirror gazetesi hakkında bir şey bilmiyorum; siyasi
hüviyeti nedir, yahut bir sansasyon gazetesi midir, haberim
yok; yazan belki bizim efkarı umumiyeden haberi olmayan, iyi
niyetli bir cahildir, aklı sıra dostluk göstermek için böyle
bir şey uydurmuştur, belki de bizi bilen bir düşmandır.
Mamafih bana en muhtemel görünen şey beni, başka bir Türk,
yahut Doğulu bir gençle karıştırmış olmasıdır.
16 Eylül 1949 / Cuma
Erdalım, sevgili evladım,
San Diego'dan döner dönmez yazdığın 8.9 tarihli mektubunu
dün aldık. Makbule geçti; teşekkür ederiz. Seni vaziyetten
haberdar etmek istedik. Sana güvenimiz tamamdır. Sağ ol
evladım. Uzun uzun eğlenceli yazmışsın. Herhalde
üzülmemişsindir. San Diego'dan erken dönmüşsün. Geri kalan
on günlük tatilini de istifadeli geçirsen ne iyi olacak.
İnşallah bir tertibini bulmuşsundur. Biz hep iyiyiz.
Gözlerinden öperiz. Canım evladım, sevgili Erdalım, selamlar
ve sevgilerle esen kal. Canım Erdalım.
Baba-oğlun fizik yazışmaları
18 Ocak 1950 / Çarşamba
Erdalım, Sevgili Erdalım,
Elimde hep S. Maugham'ın kitapları var. Bir seri
çıkarıyorum. Her yeni kitabından bir türlü zevk alıyorum. 'The
Moon and Sixpence'i bitirdim ve pek beğendim. Sen
okumuşsundur, tahmin ederim.
Bu hafta Illustrated London News'da Einstein'ın büyük bir
resmi ve bu münasebet ile yeni nazariye ve kanunları
hakkında bir tafsilat vardı. 'Gravity'yi açıklıyormuş; 'relativity'nin
ikmali olacakmış. Yeni kanunlar için 33 senedir
çalışıyormuş. 'Dört denklem' imiş. Doğruluklarını ispat
etmek (yani fizik hadiseler ile teyit etmek) için henüz
ameli yolları tamamı ile tayin edememiş. Kendisi de açıkça
bunu söylüyormuş. Onun için kamu önünde geniş yayın ve
yorumlar devri henüz gelmemiş. Gelecek yarım asırda bu yeni
nazariyenin tesiri, geçen asır üzerinde 'relativity'nin
yaptığı gibi büyük bir tesir yapıp yapmayacağı merak
ediliyormuş. İşte bir 'laity'den (meslekten olmayan
birinden) fizik ve matematik havadisleri...
Gözlerinden öperiz canım evladım, sevgili Erdalım.
Selamlar ve sevgiler...
5 Şubat 1950 / Pazar
Sevgili Babacığım,
Bildiğiniz gibi hidrojen bombası imalatına bu hafta Truman
karar verdi. Umumiyetle dendiğine göre bir sene içinde ilk
hidrojen bombası yapılabilecekmiş; masraf 100-150 milyon
dolar tahmin ediliyor.
(...) Bu hafta Columbia Üniversitesi'nde bir toplantıya
gelmiş olan birçok meşhur atom fizikçisi bir demeç
yayınladılar. "Hidrojen bombası bir harp silahı değil, bütün
bir 'popülasyon'u ortadan kaldıracak bir vasıtadır. Ne kadar
haklı olursa olsun hiçbir sebep böyle bir kütle imhasını
mazur gösteremez" diyorlar.
9 Şubat 1950 / Perşembe
Erdal, Sevgili Evladım,
Bugün 5 Şubat tarihli mektubunu aldım. Sürat rekoru. Çok
teşekkürler. Hidrojen bombası hakkında çok kıymetli malumat
veriyorsun. Tam anlamadım. Ömer ile okuyacağım. Posta iki
gün sonra... Bugün sana acele teşekkür için bu satırları
yazdım. Şimdi seçim için 'İngiliz Conservative Partisinin
manifestosu'nu bitirdim. Labour'unkini (İşçi Partisi) önce
okumuştum. Bizde de seçim kanunu Meclis'te hararetle
konuşuluyor. Ahvali umumi olarak iyi denilebilir. Endişeler
dış politika üzerinde. Şimdilik adieu (hoşçakal).
10 Şubat 1950 / Cuma
Erdalım,
Ömer'e bugün biraz sordum, Dedi ki, '4 H atom birleşince bir
helyum yapıyor. Fakat helyumun ağırlığı 4H'den daha az
bulunuyor. Aradaki kitle kaybı enerjiye gidiyor, dedi. Bu da
demek saf olunan enerjinin 8 misli. Doğru mu anlaşılmış
oluyor?
Milliyet
17/06/2007