Büyük sınav var yarın... Yüreği yalazlanan gençlere öğüt veren çok...
Ama onları sürüklediğimiz bu sırat köprüsünde ne söylense boş...
Öğüt almaktan da vermekten de hiç hazzetmeyen biri olarak sınava gireceklere o
köprüye ve ötesine dair satırlar aktarmak istiyorum bugün...
Bir ustanın, çırağına tavsiyeleri bunlar...
Sadece sınavda değil, hayat boyu işe yarayacak yol haritaları, kelam
paftaları...
* * *
Öğüt alan gencin adı İbrahim...
Denizli'den İstanbul'a gelmiş, ekmek peşine...
Marifeti, kalemi...
Bir arzuhalci yanında işe girmiş, asker mektubu yazar, isteyene portre çizermiş.
Bakmışlar ki, "ressamcı" pek mahir, çizdiklerini Roben derler bir ustaya
göstermişler.
"Dalında mektep adam"mış Roben... Bakmış çizimlere, "Evlat" demiş, "Eğer bu işe
gönül vereceksen, pazarları bizim eve uğra; bir iki saat çalışır, laflarız."
2 yıl her pazarı Roben ustayla geçirmiş İbrahim...
Resim kadar, insanlık da öğrenmiş.
* * *
2 yılın sonunda talebesini uğurlarken "İyi gidiyorsun İbrahim" demiş Roben Usta,
"...ama yetmez, daha da hızlan...
"Ağaç çizme, kendi ağacını resimle; deniz senin denizin, kadın senin kadının;
kullandığın her renkte senin tonların olmalı. Bu yolculuk, bitmez tükenmez
cesaret ile dev gibi inatlar ister."
"Dünden kalmış ne varsa öğren, bil ve ona saygı duy. Fakat asla onu tekrarlama.
Tekrar tembelliktir; cesaret ve iddia eksikliğidir. Alışılmış ne varsa senin
düşmanın...
"Şimdi sen bütün yıldız olmuş ressamları çöze anlaya basamak basamak çıkacak,
sonunda sen de yorgun ama huzurla uzanıp bir basamak olacaksın. Ardından gelen
nesiller seni de çıkmak zorunda kalacak.
"Bu böyledir İbrahim!.. Sakın ola felanın feşmekanın çizdiği boktan hudutları
tanıma, kır ve geç, yık ve git. Sanatkârın kanunu kendisidir.
"'Halk beğensin' deme sakın, bırak halkı... Hep önde ve yukarılarda ol. Sen ol
yani...
"Bir de parayı düşünme; işi güzel olanı, para arar ve bulur.
"Kimsenin çizmediğini çizecek, kimselerin düşünemediğini düşüneceksin. Kendine
has fevkalade orijinal bir rüzgâr, bir karakter yakalayana kadar bin kere
kahrolmalı, on bin defa mahvolmalısın. Gün gelmeli, imzan olmasa da 'İşte bu
İbrahim'in eseri' diyebilmeliler.
"Her gördüğün resme 'Ben daha mükemmelini yaparım' diye bakacaksın. 'Benden
iyisi yok'. Senin ana kanunun bu olmalı.
"Bu konuşan ağzım değil, son 40 yılımdır."
* * *
Bu altın öğütleri dinledikten sonra ustasının elini öpmüş İbrahim...
"Sizi hiç unutmayacağım. Hangi mektebe gidersem gideyim, biliniz ki asıl
üniversitem sizsiniz" demiş.
Boya çantasını boynuna asıp kanatlarını germiş, Sanayi-i Nefise'ye girip büyük
ressam İbrahim Çallı olmuş.
Ben, Roben Usta'nın öğütlerini Gündüz Azak'ın "Çallı" kitabında hayranlıkla
okudum; (Evreka Y., 2005) astım hafızamın duvarına; ışık diye yoluma tuttum.
Büyük sınav arifesinde size de, dev inatlarla çıktığınız bu yolculukta, kendi
hudutlarınızdaki çitlerden cesaretle atlayacağınız, sizden önceki yıldızlara
basa basa kendi semalarınıza tırmanacağınız, sonunda kendinize has o harikulade
rüzgârı yakalayıp sizden sonrakilere basamak olacağınız, upuzun bir yolculuk
dilerim.
"Bu konuşan ağzım değil, son 40 yılımdır."
Milliyet
16/06/2007