— “13 Haziran'da düşünür yazarımız Cemil Meriç'i kaybetmişiz.
Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydınımız. Yanar yanar, İstanbul'a taşınır
taşınmaz “izninizle evinizde ellerinizden öpmeye gelmek istiyorum” diye yazıp
da, görmez gözleriyle kapıyı açması zor mu olur acaba, kaygısına kapılıp da
çıkıp gidemediğime yanarım. Yanıt alamamıştım. Ya adres yanlıştıysa?..
Peşine düşmeli, arkasından koşmalıydın. Kırklarına gelene kadar kitaplarını
okumamış olmanın verdiği suçluluk duygusunu aşabilmeliydin: Önyargıların tuzağı.
Sayelerinde bu sefer de böyle tuzaklara karşı uyanık duruşun. Yine de işte,
gömülüşünde de bulunamadın. Ne ki Bir Düğün Gecesi'ne övgülerini boşa
çıkarmamaya çalışmaktasın.
(...) 13 Haziran: Düşünür/yazar Cemil Meriç'i kaybettiğimiz gündür, evet.
Kendilerinin gözü görmüyordu, evet. Lakin benimkiler büsbütün körmüş.
Yazdıklarını okudukça görebildim onu.” (Damla Damla Günler, s. 218-219,
İstanbul, Mayıs 2007)
Adalet Ağaoğlu'nun yeni yayımlanan günlüğünden alıntıladığım bu satırlar,
“Haziran 1987” tarihini taşıyor. Yani, Cemil Meriç'in vefatının ardından sıcağı
sıcağına yazılmış sımsıcak satırlar. Yayımlanış tarihi ise, “Cumhuriyetimizin
kıyıya çektiği” bu “aydınımız”ın 20. vefat yıldönümünün tam da arefesine rast
geliyor.
Bu rastlantıyı nimet bilmeli ve sadece yakın tarihimiz itibariyle değil,
bilhassa Cemil Meriç'in monografisi itibariyle de 'anlamlı' değerlendirmeler
ihtiva eden Damla Damla Günler'in hakkını vermeliyiz. Nitekim üç cilt hâlinde
yazdığım monografinin “Bir Mabed Bekçisi: Cemil Meriç” başlıklı ilk cildinde,
Meriç'in, roman dünyasıyla ilgisini ele almış, hatta 1979 yazında hem roman'ın
ölüp ölmediğine dair görüşlerini, hem de Adalet Ağaoğlu'nun “Bir Düğün Gecesi”
adlı romanı hakkında kaleme aldığı bir yazısı nedeniyle sağcı çevrelerden gelen
eleştirileri etraflıca tasvir ve tahlil etmeye çalışmıştım. O satırlara
görebildiğim, bulabildiğim herşeyi dercetmiş; ancak bir tek, tartışmaların
odağındaki ismin, yani Adalet Ağaoğlu'nun duygu ve düşünceleriyle ilgili kayda
değer bir nota ulaşamamıştım. Günlük, işte bu ihtiyacı karşılıyor. Bu yüzden iyi
okunmalı, dikkatli okunmalı ve yakın tarihimiz adına bu zengin kaynaktan
hakkıyla istifade edilmeli.
Adalet Hanım, “Yanıt alamamıştım. Ya adres yanlıştıysa?..” diye kısa bir not
düşmüş günlüğüne. Belki de mektup hakikaten Meriç'in eline ulaşamamıştı,
bilemiyoruz. Ancak elimizde Cemil Meriç'in bu belirsizliğe ışık düşürecek ilginç
bir cevabı bulunmaktadır.
Önce soruyu okuyalım:
— “Efendim, Hisarın Temmuz sayısında Adalet Ağaoğlu'nun iki romanından [Ölmeye
Yatmak ve Bir Düğün Gecesi] söz ediyorsunuz. Bu yazının edebiyat çevrelerinde
bazı yankıları oldu; dedikodular edildi. “Adalet Ağaoğlu gibi fikrî ve ideolojik
yapısı, edebî mevkii iyi bilinen birisinin romanları Cemil Meriç tarafından
değerinin de üstünde gösteriliyor, Balzac'la kıyaslanıyor” deniyor. Bu konuya
bir açıklık getirir misiniz?”
Bu soruya Meriç'in cevabı şöyle:
— “Adalet Ağaoğlu'nun romanları Türkiye'de yazılanların içinde en efendi ve en
dürüst, açıktan açığa kimseye ta'n etmeden, kimseyi övmeden, kimseyi yermeden
yazılmış kitaplardır. Yani dürüst bir yazardır. Ben, muvaffak olmuş bir roman
olarak gördüm. Nihayet genç bir romancıdır, istikbali vardır. Bir nevi teşvik
mahiyetindeydi o yazı. Yani açıkçası romanı sevdim ve sevgilerimi de ifade
ettim. Ben sevgilerimde ve öfkelerimde kısıtlama yapmaktan hoşlanmam. Olduğu
gibi, ne düşünürsem onu yazarım. Adalet Hanım'ı tanımam. Hiçbir münasebetim
yoktur; olacak da değildir. Sadece beğendim ve beğendiğimi ifade ettim.”
Adalet Hanım'ı tanımam. Hiçbir münasebetim yoktur; olacak da değildir...
Meriç'in cevabından, kendisinin yeterince korkmuş olduğu anlaşılıyor. Belki de
bu korkusu sebebiyle Adalet Ağaoğlu'nun mektubuna cevap vermemiştir,
bilemiyoruz.
Ne tuhaf değil mi, ayrıntılar olmayınca, gerçekte tarih de 'olmuş' olmuyor; ham
kalıyor.
Not I: Biz, yarın da Adalet Hanım'ın günlüğünden istifade etmeye çalışacağız.
Umudumuz, Cemil Meriç'in 20. vefat yıldönümünün, yinelenmiş-yenilenmiş
methiyelerle gürültüye boğulmaması; aksine, bu vefat yıldönümünün Meriç hakkında
yeni bilgilere, yeni açıklamalara vesile olması.
Not II: Bu vesileyle, ağır bir hastalık geçirmekte olan, Cemil Meriç'in yakın
talebesi İzzet Tanju Beyefendi'ye geçmiş olsun dileklerimizi iletir, kendisine
Hak Teâlâ'dan şifalar dileriz.
Yenişafak
09/06/2007