Kısa günün kârı şu oldu: Büyük Türk-Kürt-Arap (Karması) Düşünürü İbrahim
Tatlıses, Genç Parti saflarından katılıyor seçimlere.
İstanbul, Bilmemkaçıncı Bölge, Bir Numero'dan. Şereflendiriyorlar seçimlerimizi.
Memleketi Urfa'dan bağımsız adaylığını koysaydı, daha önce cümlemize muştuladığı
gibi, tulumba çıkardı. Tulumbadan.
Ama işte bu Güzide Sanatçımız, bu Güzide Partimiz'i tercih ediyor. Yıldızlar
çakışması.
Benim umudum, Genç Parti'nin yüzde onluk barajı aş(a)maması. Böylece, pazar
geceleri İbo Şov'da fikriyat ambarından saçılanlara doyamayanlarımız/yani
dozaşımından Mental 1 Hastane'ye kaldırılmaya arzu duyanlarımız; onun o sonsuz
saçmalamalarını/abidikkubidiklerini/kendini ilahlaştırmalarını etmelerini
dökmelerini, bir de Büyük Millet Meclisi sıralarından dinlemek durumunda
kalmayacağız.
Geçen pazar şovunda sanat hayatını da asla ve kat'a bırakmayacağını,
duyuruyordu. Haftada 2 gün gider, Meclis'te ne saydıracaksa saydırır; sonra
gelir 'işinin' başında olurmuş.
Sürekli kendini ağırlıyor! Sürekli öz magazinini yaratıklandırıyor.
Acayip 1 kendinden memnunluk/hoşnutluk. Harbiden gözü karartmış kendi kendine
aşkından. Muhteşem 1 sesi/gırtlağı, ne ise; ben sohbetinden ne kadar tırsıyorsam
(ve bu politikaya atılma tehdidini savurduğundan beri, nasıl dehşet içinde
izliyor da izliyorsam son numaralarını) sesinden de zırnık hazzetmiyorum.
Zaplıyorum laflarının yeni demedine kadar.
Baştan sona 1 bulamaç. Bir sentez. Çok kötü bir şeylerden ibaret. Kakalamaç.
O Genç Parti ki, başkanı burnundan kıl aldırmıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin
başında Abdullah Gül, randevu istedi- vermedi.
En son Ağar randevu istedi- vermedi.
Ağar'ın partisinden (adı ne ise artık partisinin: Ölü Doğum? Erken Düşük?)
"Hayır; asla randevu talebimiz olmadı" diye açıklama yaptılar gerçi.
Ama Uzan Oluşumu Başkan Yardımcısı Şirin "Nezaket çerçeveleri içinde randevu
taleplerine hayır denildiğini" gururdan gep gep, ilan etti.
Ve tabii gidip Bu Adam'dan randevu isteyenlere şaşarım.
Ama hakkında açılmış bunca 'sahtecilik', 'hırsızlık', 'dolandırıcılık' vari dava
varken, babası ve erkek kardeşi o karasuyu senin/bu kanunsuzluk limanı
benim/Türkiye'den kaçar iken- (Develer tellal, pireler berber filan.) Bu 'bey'zade,
en son bir havuz dolusu zulalanmış Telsim kartıyla yakalanmıştı. Beyaz gömlek
giyince temiz bir imaj projekte ettiğine tam güvenerek, oy istiyor. Halkından.
Güzel halkından. Saf. Toriklerden.
'Sol'muş, 'laik'miş, bir de 'liberal' herhalde; zira hokkabazların dahi akıl
edemeyeceği (o yüzden de sırrını paylaşmadığı) ekonomik reçeteleri var.
Vaatlerinde fren tutmuyor.
Peçete niyetine burnunu silmeyeceğin "Benzin 1 liraya inecek'ten; ayda her
işsize 350 lira peşin"e teranelerine inanmaya hazır yücegönüllü halkımız-
Ezilenimiz- Bekleyenimiz. Bizim efendimiz.
Diyelim fanatik laikçi İzmir+Kürt düşmanları+denenmemişi denemek isteyen
dışlanmışlar+bilumum aklıevvel Bağdat Caddesi Kadınları+artık temsil edilmek
istenen dolandırıcılar, sahteciler, hortumcular, mendilciler filan oylarını Genç
Parti'ye verecekler.
Yığın yığın. Hesap, bu.
Verecekler ki, bu sarışın lider kurtun nezdinde onların da saçları
sararsın/gözleri maviye vursun/dişleri uzasın/cepleri şıngırdasın. En mühimi cep
kısmı, tabii.
Umut, dolandırıcının ekmeği.
Mesut olsunlar artık!
O yüzden Genç Parti'yle İbrahim Tatlıses (hani Sauna Çetesi'nden yargılanan,
Almanya'da tecavüzden, Urfa çarşısındaki kan parasını ödeyip sıyırttığı ölümden)
süper örtüşmektedir. Öpüşmektedir her 2 taraf imaj vs. bakımından.
Biri esmer, biri sarışın; biri Kürt+Arap, diğeri Balkan+İstanbul; biri devleti
milyarlarca dolar dolandırmış bir ailenin şanlı çocuğu, diğeri
dayak/tecavüz/cinayet dosyalarından fırlama harikûlade bir rol modeli- 'Bu
İkiliye Dikkat!' diyorum. Nerdeyse siyaset sahnelememizde yeni 1 Serpil
Çakmaklı+Banu Alkan olayı.
Fenerbahçe İktidarı'nda elini denemiş olan Sadettin Saran (hani Hülya Avşar'ın
yavuklusu) "Hülya bir rol modeldir" diyordu geçenlerde bir anahaberde.
(Sonunda.)
Onun da gözü yükseklerdeymiş. Galiba başbakan ya da cumhurbaşkanı olmak istiyor
Saran. 'Sağ tandanslı'
olduğunu da söylüyor aynı mülakatta. Ne hoş! Biraz Amerikan aksanlı Türkçesiyle
rafine mi rafineri.
Hoş, gerçi Genç Parti (CHP kadar olmasa da) 'sol' tandanslı/Halkçı/Kemalist bir
partimiz. 'Ezilenin' ümidi ve de ibo dibido libidosu.
Hülya Avşar en son İbo Şov'da gelinlik giymişti hani Tatlıses için. Dans
etmişlerdi. Bu 2 rol model Genç Parti'de birleşseler.
Sadettin bey Cem Uzan vari bir Robot/Soap Opera Yıldızı/Uzay Subayı fiziğine
haiz. Hakikaten kocasının sittin senelik seri aldatmalarını görmezden gelmesiyle
olsun, ortaokul diploması yoksunluğunun acısını profesör azarlayarak
gidermesiyle olsun, Türk tenisini mankenlik âlemine açmasıyla olsun, extra larj
yorumlarının kadınlık âlemine verdiği pozitif şevkle olsun, her yenilginin
ardından Faltaylı vari bir coşku ve 'Var mı benden zaferlisi?' hissiyle
fırlayışıyla olsun; Havşar da acayip 1 Rol Türk Modeli'dir ve Genç Parti'ye
önerilmelere layıktır. O da girsin!
BU halk da yüzde onluk barajı aştırırsa sertifikalı dolandırıcılara, her çeşit
tebriğe/soyguna/dolana/dümene/iflasa/müflise layıktır.
Laik'den ziyade 'layık' yani. Hakiki mitingçiler layık'çılar da
denilebilir. Kayıkçılar da.
Radikal
07/06/2007