Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 233 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ali Murat Güven: 'Yeşilçam' ile 'Yeni Türk sineması' arasındaki temel fark
Tarih: 06.06.2007 Saat: 03:47 Gönderen: karakutu
 

Eğer ki bana, "Kasım 2005'de, Yeni Şafak'ta bir sinema sayfası oluşturup editörlüğünü yürütmeye başladığından bu yana elde ettiğin en büyük kazanım nedir?" diye soracak olursanız, size gözümü bile kırpmadan "Dostlarım" derim; bu sayfa vesilesiyle tanışıp yazıştığım, kimileriyle de periyodik olarak yüzyüze görüştüğüm, her yaştan, her siyasî görüşten, her toplumsal kesimden düzinelerce yeni sinemasever dostum…



İşte, Savaş Pat da onlardan biri… Halen Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde ikinci sınıf öğrencisi olan bu genç adam, "Statükocu bir sinema anlayışına daha fazla seyirci kalmayın, tez elden kameranın ardına geçip sizler de yeni bir şeyler söyleyin" şeklindeki inatçı telkinlerimin etki alanına kapılıp film yapımıyla ciddi ciddi uğraşmaya başlayan gizli kalmış yeteneklerden biri. Yurt sathında böyle bir çok gönül dostum var; ancak Savaş -İstanbul'da yaşıyor olmasının da getirdiği kimi kolaylıklarla- sektöre biraz daha hızlı bir giriş yaptı. Önce, doğuştan güzel olan sesine ciddi bir eğitim ve terbiye vermek üzere, yüksek prestijli seslendirme-sunuculuk kurslarından birine gitti. Ki bu kurs sayesinde şimdi artık o kadife yumuşaklığındaki sesi ulusal kanallarımızda yayımlanan yerli ve yabancı filmlerdeki yardımcı rollerde, doğa belgesellerinin anlatımlarında ufak ufak duyulmaya başlandı.

Ardından da işi inada bindirip amatör bir kamera edindi ve geçtiğimiz haftalarda da ilk kısa filmini çekti bu kararlı çocuk... Çekimler sırasında benim bilgi birikimimden yararlanmak için talepte bulunduysa da, ona bir kaç teknik destek haricinde işin özüne ilişkin hemen hiç bir yönlendirici etkim olmadı. Hayatının bu ilk film denemesinde düşe kalka kendi yolunu bulmasının çok daha iyi olacağını düşündüm.

Sonuçta da dostumun bir "yüzüstü bırakılış" öyküsü olan ilk yapıtı "Aşkın Cellatı", öykü ve çekimler açısından vasatın üzerine çıkmayı başardı. Şimdilerde son kurgusu ve seslendirmesi yapılan bu çalışmayı izlerken, tıpkı bu sayfada verdiğim moral ve motivasyonla harekete geçen diğer pek çok genç sinemacının karşısında olduğu gibi, "ilk torununu kucağına alan bir dede"nin heyecanını yaşıyorum.

Ancak, Savaş bu denemesinde nitelikli bir kısa film yapabilme kapasitesini ortaya koymanın çok daha ötesine geçti ve bu ülkenin genç kuşaklarındaki en önemli sorunlar arasında gördüğüm "medenî cesaret/girişimci ruh eksikliği" meselesine de esaslı bir neşter attı. Nasıl diye soracak olursanız, bizim çiçeği burnunda yönetmen, geçen ay içinde bir gün, kafasında projesi, cebinde de senaryo karalamalarıyla birlikte İstanbul-Cihangir'de bir kafeteryaya gidiyor ve orada daha önce de otururken gördüğü ünlü aktör Uğur Polat'a aracısız-törensiz başvurarak "Uğur Bey, ben yakında bir kısa film çekeceğim ve filmin finalindeki karakter için kafamda beliren tek oyuncu sizsiniz. Benim bu ilk filmimde rol almanızı istiyorum" diyor.

Onun bu cümleleri sıraladığı an itibarıyla Uğur Polat, "Sis ve Gece" ve "Pars: Kiraz Operasyonu" gibi iki önemli polisiyede başrol oynamış, yapıtları ülke çapında gösterilen, performansından basın-yayın organlarında övgüyle söz edilen bir yıldız sinemacı. Karşısına dikilip "Seni ilk kısa filmimde oynatmak istiyorum, ancak bunun karşılığında sana verecek param falan yok. Sırf bana destek olmak adına oynamanı istiyorum" diyen bu özgüveni yüksek gence kısa bir süre bakıp "Tamamdır" diyor Polat, "Filmi ne zaman çekiyoruz?"


Ve ertesi hafta da aynı kafeteryada, hayatında ilk kez kameranın ardına geçen 22 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin önünde, kendisine denilenleri harfiyen yaparak, bilâbedel oynuyor. Dikkat ediniz, isminin tam da neonların en tepesinde olduğu günlerde yapıyor bunu...


Savaş, çektiği filmi kurgulamak üzere benim de çalıştığım stüdyoya getirdi. Ben de ilk sonuçları gördükten bu anlamlı işbirliğini sizlerle paylaşabilmek amacıyla, filmin henüz kurgulanmamış sahnelerinden birini fotoğraf olarak bastım ve sayfamıza taşıdım. Aşağıdaki fotoğrafta yer alan üçlüden en soldaki Uğur Polat'ı zaten iyi tanıyorsunuz, ortadaki kişi başrol oyuncusu Serkan Hızlı, en sağdaki kişi ise yönetmen Savaş Pat…

Polat'ın, yıllarını sinema ve tiyatroya vermiş usta bir aktör olarak, yarı yaşından daha genç bir sinema sevdalısı karşısındaki bu alçakgönüllü tavrı ve hesapsız kitapsız yardımseverliği, olanca yalınlığı içinde, Türkiye'de 75 yıldır sinema sektörünü ve Türk halkının sinema beğenisini yöneten "Yeşilçam" adlı despotik yapı ile adına "Yeni Türk Sineması" dediğimiz, 2000'lerde doğup hızla gelişen hareket arasındaki en temel farkı yansıtıyor aslında. Yeni Türk sinemacıları arasında böyle zarif hareketleri sergileyen tek kişi Polat da değil üstelik. Aynı şekilde, Erkan Can, Haluk Bilginer ve Akasya Asıltürkmen gibi son derece popüler oyuncular da yakın zamanlarda kendilerine eli yüzü düzgün bir kısa film fikriyle gelindiğinde, hiç tereddütsüz ve de bedelsiz olarak kamera karşısına geçmişlerdi.

Savaş'ın kıskandırıcı bir yırtıklık ve özgüven duygusu içinde başardığı bu dostane işbirliğinden sonra beni bir hırs bastı ki sormayın gitsin. Önümüzdeki günlerde ben de aynı yoldan ilerleyip, çok sevdiğim iki ünlü isme -kendilerini çekeceğim yeni kısa filmde oynatmak üzere- benzer türden bir teklifle başvuracağım. Bunlardan biri Kadir İnanır, diğeri ise Türkân Şoray.

Eminim her ikisi de teklifimi hiç tereddütsüz kabul edeceklerdir. Hem zaten kabul etmezlerse, sırada Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik gibi daha yığınla büyük isim var! Birinden biri nasıl olsa teklifimi kabul edecektir, öyle değil mi ya!




Yenişafak
02/06/2007
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Ali Murat Güven
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Ali Murat Güven:
“Sahte Profesör Hans Von Aiberg” 2.Bölüm


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 1
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

“Sahte Profesör Hans Von Aiberg” 1.Bölüm
“Sahte Profesör Hans Von Aiberg” 2.Bölüm
Hans Magnus Enzensberger
DINITIA SMITH: Kurt Vonnegut Bu gezegeni terk etti
Allah sizden razı olsun, Bay Vonnegut
Jeff Buckley: Grace
Duruş
Led Zeppelin: Black Dog
Les Miserables-Sefiller 2.Bölüm
Serseriler, Kopuklar, Külhanbeyleri 2.Bölüm

"'Yeşilçam' ile 'Yeni Türk sineması' arasındaki temel fark" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke