Terörün ardındaki
1979'lu olmasına, Alevi köyünde doğmuş bir göç çocuğu olmasına, yoksulluktan
liseyi terk edişine, iki amcasının, erkek kardeşinin ve babasının intihar etmiş
olmasına... Üzülecektik. Ama şimdi o öteki tarafta, etrafına kırmızı daire
çizilip "alçak" diye oklarla gösterilen tarafta. Sanki hiç Cin Ali okumamış
gibi...
* * *
Oralarda bir yerlerdeydi. Anafartalar Caddesi'nin yakınlarındaydı, hatırlıyorum.
O karanlık, kırtasiye kokulu, açılıp kapanan kepenk seslerinin metal çağlayanlar
gibi yankılandığı iş hanlarından birinin içindeydi yeri. Hiç gidemedim, gidip de
şöyle güzel bir röportaj yapamadım.
Ama hatırlıyorum, bir kuşağın ilkokul kahramanı Cin Ali'nin yaratıcısı oralarda
bir yerlerde çalışıyordu. Okumayı sökmeye çalışan üçüncü dünya ülkesi
çocuklarının kahramanın olması gerektiği gibiydi Cin Ali:
Çöpten adamdı ve babasından en fazla hayvanat bahçesine gitmeyi isterdi.
Okurduk:
Cin Ali topu at.
Cin Ali aslana bak.
Sonra Cin Ali... Kaç! Bomba patladı! Koş Cin Ali koş...
'Alçak' ve 'kurban'
Ankara'da Anafartalar Caddesi'nde, otobüs beklerken ölenlerin fotoğraflarına
bakıyorum, hikâyelerine. Yarın öbür gün evlenecek olanlar var, dostlarının
hakkında "Dört dörtlük bir insandı" dedikleri genç bir adam. Tezgâhtarlar var,
iki tane. Yorgun insanlar hepsi. Hepsi 5 kuruşun hesabını yapmak zorunda olduğu
için orada bekleyip otobüse binecek insanlar. Kahretsin dedirtecek bütün o
hikâyelere bakıp duruyorum.
Sonra gazetelerin etrafına kırmızı daireler çizerek, "İşte o alçak!" diyerek
gösterdikleri canlı bombaya bakıyorum. Birkaç gazetede yayımlanan, daha önce
yargılandığı mahkemede çekilmiş fotoğraflarına, gülerken ve bir şeyleri
alkışlarkenki fotoğrafına bakıyorum. En son da galiba ilkokuldayken çekilmiş bir
fotoğrafına. Muhtemelen Cin Ali okurkenki yaşlardan kalma... Aynı kahverengi,
pis sıralarda okudu öldürdüğü insanlarla, Cin Ali'yi belki bir cümle önce belki
bir cümle sonra söktü öldürdüklerinden. Kırmızı kurdele futbol oynarken sökülüp
iplik iplik oldu, tıpkı kendisiyle birlikte ölen yoksullar gibi.
Eğer bombacı başka biri olsaydı şimdi onun hikâyesini de kahrolarak okuyacaktık.
Fotoğraflarına öyle masum bir yüze bakar gibi bakıp üzülecektir. Ve ne kadar
benziyor onun yüzü kendisiyle birlikte öldürdüklerine...
Terörün ardındaki
1979'lu olmasına, Alevi köyünde doğmuş bir göç çocuğu olmasına, yoksulluktan
liseyi terk edişine, iki amcasının, erkek kardeşinin ve babasının intihar etmiş
olmasına... Üzülecektik. Ama şimdi o öteki tarafta, etrafına kırmızı daire
çizilip "alçak" diye oklarla gösterilen tarafta. Sanki hiç Cin Ali okumamış
gibi...
İnsanları kırmızı dairelere alıp alçak ilan etmek bu meseleyi hiç çözmedi,
çözmeyecek. Bu eylemlerin halk düşmanı eylemler olduğunu konuşmak gerekiyor uzun
uzun.
Bir insanın kendini patlatarak birçok insanı da beraberinde ölüme götürmesine
ikna olmasında yoksulluğun, göçün, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamasının payını
konuşmak gerekiyor.
Bu insanlara şiddeti ilk kimin öğrettiğini, 21 yaşında cezaevine giren bir genç
adamın iki yıl sonra nasıl "eğitimli" çıktığını konuşmak gerekiyor...
Cin Ali'lerin kaderi
Adana'da yakalanan bombacının fotoğrafına bakıyorum sonra. Saçının röfleli
olduğunu yazıyor gazeteler uzun uzun. Nasıl "kılık değiştirdiğine" dair cümleler
yazılıyor. Yoksul değilmiş gibi görünmeye çalışan bir kadından söz ediyorlar
canlı bomba olarak.
Ve yüzü nasıl da benziyor, bombayı patlatabilseydi ölecek olanlara...
Hatırlıyorum, oralarda bir yerlerde çiziliyordu Cin Ali. Bu talihsiz toprağın
bütün çocukları için, bütün o çocukların ölerek ve öldürerek aslında aynı kaderi
paylaştıklarını bir gün öğrenmek zorunda kalacaklarını hiç bilmeden...
Milliyet
25/05/2007