Hay-on-Wye 1300 nüfuslu bir kasaba. Bu kasabada otuz dokuz büyük kitapçı var.
Başka bir deyişle, otuz dört kişiye bir kitapçı düşüyor. Kasabanın kitap
cennetine dönüşme hikâyesi oldukça ilginç
Galler-İngiltere sınırının üstünde, 1300 nüfuslu bir kasaba var: Hay-on-Wye (Wye
kıyısındaki Hay). Adı bir sandviçe benziyor (ham-on-rye, meşhur bir Bukowski
kitabıdır ayrıca); nitekim ünlü yazar Arthur Miller bu kasabanın adını ilk kez
duyduğunda, "O da ne? Bir tür sandviç mi?" demiş, yıllar sonraysa Armistead
Maupin (Kent Masalları'nın San Francisco'lu yazarı) aynı espriyi "Mayonez
koymayın sakın" diyerek yapmış. Pek ilginç sayılmaz açıkçası; ilginç olan şu: Bu
kasabada otuz dokuz büyük kitapçı var. Başka bir deyişle, otuz dört kişiye bir
kitapçı düşüyor. Bu kadar kitapçı arasında ihtisaslaşma da bir yerden sonra
kaçınılmaz oluyor herhalde: örneğin Balkan edebiyatı Marijana Dworski'den
soruluyor.
Hay-on-Wye'ın bir kitap cennetine (kimilerine göre 'ikinci el kitapların
Mekkesi'ne) dönüşmesi birden olmadı. 1961'de kiraların düşüklüğünden
yararlanarak buraya yerleşen, bir de kitabevi açan Richard George William Pitt
Booth, 1 Nisan 1977'de Hay-on-Wye'ın bağımsızlığını ilan etti, kendini de
buranın kralı yaptı ve köyün merkezindeki 13. yüzyıl şatosuna yerleşti. Basının
müthiş ilgisini çeken bu yarı kaçık kitap tutkunu, hazır herkes bakıyorken
kasabada yeni kitapçıların açılmasına ve buranın kitapçılarıyla tanınmasına
önayak oldu. Son zamanlarda Booth krallık işinden yorgun düşmüşe benziyor;
kitapçı dükkânını satıp Almanya'ya taşınacağı söylentisi yayılmış durumda. Bu
bölgenin milletvekili Roger Williams, Booth'un mirasının daima ayakta
kalacağını, onun sayesinde ufak bir pazar kasabasının büyüyüp yöre ekonomisini
dönüştürdüğünü söylüyor.
Milletvekilinin sözlerinde büyük doğruluk payı var. Hayvancılıkla geçinen
köylerin bulunduğu bölge, deli dana hastalığından beri belini doğrultamadı, ama
Hay-on-Wye'da 1988'den beri düzenlenen kitap festivali, her yıl kırk bin kişiyi
buraya çekiyor; yıl içinde kitap turlarıyla gelenler de cabası. Bu festival de
alçakgönüllü bir başlangıcın ardından, dünyanın en büyük kitap festivallerinden
biri haline geldi, Toronto ve Adeleide festivalleriyle artık boy ölçüşüyor. O
kadar ki festivalin konukları arasında Bill Clinton ve Paul McCartney gibi
isimler olabiliyor.
Bu da ayrı bir tartışma konusu. Bu kadar ünlü insanların, özellikle de kitap
dünyası dışından ünlülerin gelmesi, festivalin yapısını, havasını bozuyor mu?
Hay'lilerin bir kısmı kesinlikle bozduğunu, hatta yazarların bir kenara
itildiğini düşünüyor. Clinton'a verilen 200 bin dolarlık konuşma ücretinin daha
iyi amaçlar uğruna kullanılabileceğini belirtiyorlar. Festival komitesiyse
durumdan memnun; bu isimler sayesinde festivale heyecan katılıyor, Hay'in adı
gazete manşetlerine çıkıyor. Ayrıca yüzlerce etkinliğin arasında sadece beş ya
da altısının bu çapta olduğunu, dileyenlerin yine Margaret Atwood ya da David
Lodge gibi yazarları dinlemeye gidebileceğini söylüyorlar.
Bu yıl festival 24 Mayıs'ta başlıyor ve 3 Haziran'a dek sürüyor. Konuk
konuşmacılar arasında dört Nobel ödüllü yazar (Wole Soyinka, Orhan Pamuk, Derek
Walcott ve Wangari Maathai) var; David Attenborough ve George Monbiot çevre
sorunlarına dikkat çekecek; Bryn Terfel ve Baaba Maal müzik yapacak; Michael
Nyman film müziklerini ve Peter Greenway'le işbirliği hakkında konuşacak; Kiran
Desai, Eric Hobsbawm, Elif Şafak, Ruth Rendell, Dave Eggers, Felipe Fernandez-Armesto,
Amir Or, Ian McEwan ve daha onlarcası Hay'de olacak. New Yorker dergisinin
editörü Tina Brown, en iyi İngiliz yazarlarla tanışmak için bir fırsat olarak
gördüğü Hay Festivali'ne son üç yıldır bir münazara takımıyla katılıyor ve
Sunday Times'ın takımıyla kapışıyorlar.
Hay-on-Wye, bu yıl Mali'deki efsanevi çöl kenti Timbuktu'yla (Vonnegut ve
Auster'dan, Ali Farka Toure'dan hatırlayın) kardeş şehir oldu. Haritaya
bakarsanız, ikisinin de aynı boylam üstünde olduğunu göreceksiniz. Timbuktu'nun
da yazıyla arası iyi: Afrika kıtasının en eski yazmalarının burada olduğu
söyleniyor. Guardian'da çıkan bir habere göre, Hay Festivali'nin direktörü Peter
Florence, şimdiden Timbuktu'da bir Hay-in-the-desert (Çölde Hay) festivali
düzenlemeyi düşünmeye başlamış.
Radikal
25/05/2007