Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 156 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Uzaktan görmek
Tarih: 24.05.2007 Saat: 06:09 Gönderen: karakutu
 

Dönüp bakmadım ama biliyorum, arkamda kara bulutlarla kaplı, yağmurla bir gökyüzü var. Gelip geçen arabaların bıraktığı uğultu kulaklarımın huzurunu kaçırıyor. Gözlerim parmaklarımın ucundan kaçacak gibi duran harflere bakıyor. Dalıp gidiyorum. Yazı ürkek bir adımla başlıyor.



Dünya çok büyük biliyorum. Benim gibi yorgun insanların gidip her köşesine bakamayacağı, bilinmezlerinin peşine düşemeyeceği, başka hayatların haritasında iz süremeyeceği kadar büyük... Böyle uçsuz bucaksız bir büyüklüğe böyle belli belirsiz bir gidişsizlikle bakmak, bunun bizim için tek ihtimal, tek yön olduğunu daha önceden biliyor olsak da, acı veriyor yine de insana. Ama bir şey var, benim gibi insanları teselli eden bir şey...

İnsan ruhunun dünyadan daha büyük, daha uçsuz bucaksız, daha engin olduğu gerçeği... Bu gerçek beni de teselli edebilir, edebiliyor önemli ölçüde. İnsan ruhunun fiziki yolculuklardan çok daha uzun mesafelere yolculuk edebileceğinin farkındayım. Tembel bir bedenin gezgin bir ruhla dengelenebileceğini de biliyorum. Ömrüm boyunca yapmaya çeliştiğim şey, işte bu dengeyi kurmaya çalışmak oldu.

Zaman geçti, devran değişti elbet... Şimdi seyahat etmenin bin bir yolu kolaylığı çıktı. Yanımdan yöremden kalkıp giden dünyanın öbür ucunda üç beş gün geçiren dostlarım var benim bile... Ben yerimden kalkmamakta inat ediyorum. Aslında buna inat denemez, içimin yerimden kalkmamı sağlayacak kuşları kanat çırpmaya yanaşmıyorlar.

Deniz bu dünyanın güzellikleri arasında belki de en çok sevdiğim şey... Ama benim ruh dünyam daha ziyade durgun, dingin, sessiz, kendi kendisiyle konuşan bir göle benziyor. Hayatın ışıkları ya da gölgeleri, Ahmet Haşim'in mısralarındaki gelsin benliğime yansısın istiyorum.

Bir deniz gibi dalgalar boyu serseri yolculuklara çıkmayı, görmediğim, bilmediğim kıyılara doğru yelken açmayı istediğim zamanlar oldu elbet. Ama çok önceydi bütün bunlar. Şimdi rüzgarı kesilmiş, dalgaları dinmiş, kendi içinde koyulaşan, yaşama sevincini minik yakamozlara emanet etmiş bir sakin göl gibiyim. Yani benim yüzölçümü hesaplarıma göre ne dünya artık uçsuz bucaksız, ne hayat milyonlarca sürprize gebe...

Bu loş hâlet-i ruhiyenin, kendini bilmediği ırmaklara bırakmak, görmediği denizlere akmak, yabancı kıyılara ulaşmak isteyen rüzgarlı genç ruhlara ne kadar karanlık görünebileceğinin farkındayım. Ama öyle değil!..

Bu dinginliğin, bu durgunluğun, bu akışsızlığın; dünyadaki hareketi, hayat devr-i daimini, mevsimlerdeki nöbet değişimini, insanlardaki iç dalgalanmaları benim için daha açık seçik görünür hale getirdiği kesin... Bunu önce ile sonra arasında yaptığım o çok öğretici hayat yolculuğu sırasında edindiğim tecrübelerden biliyorum. Yani kendimden biliyorum.

Bu son cümle önemli... Çünkü bu cümle gidişsizliğin insan ruhuna hediye ettiği en değerli bilgilerden birini ihtiva ediyor: Kendinden bilmek...

Şimdi, arkamda bulutlar kararır, yollar uğuldar, harfler parmak uçlarımdan kaçmaya yeltenirken bana öyle geliyor ki, insan ya da hayat hakkında biriktirdiğimiz ne kadar hakikat varsa, bunlar kendimizden bildiğimiz şeylerdir, ruh ağacımızdan topladığımız meyvelerdir. Bu sebeple muhtemel ki insanın kendinde geçirdiği zamanın artmasını; olgunlaşmanın, hakkıyla eskimenin ve azami aydınlanmanın bir tür şartı gibi görür oldum. Yani bavul hazırlamak yerine, iç gözlerini açmak, diyorum. Yanılıyorsam da, böyle yanılmak isterim.





Yenişafak
24/05/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Gökhan Özcan
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Gökhan Özcan:
Yerimiz gerçekten dar mı?


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.66
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Yerimiz gerçekten dar mı?
Bıldır yediğimiz hurmalar, bugün her yerimizi tırmalar...
Gerçekten hazır mısınız?
Selim İleri: Gerçekten 'Dost Mektuplar' mıydı?
Özen Yula: “Gerçekten büyülü, tuhaf ve acayip bir dünyada yaşıyoruz”
Can Dündar: Mustafa’da, Freudyen bir yaklaşım var
Can Dündar: Basbayağı bir linç bu... Tabu nedir şimdi anladım
Obama, Tayyibiyye’den haberdar mıdır acaba?
Kundera muhbirlik yaptı mı?
Bir Zihinsel Maluliyet Örneği: 'Kavram Kargaşası' mı, 'İdea Kargaşası' mı?
Tony Barber: Türk demokrasisi AB'nin umurunda mı?

"Uzaktan görmek" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke