Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 100 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Şiir gibi yaşayanlar...
 SINIF, TÜKETİM ve ''MÜSLÜMANLAR''
 Uyanıştan önce
 gerisi hikaye...
 CİHAN DEMİRCİ- KARİKATÜR
 Lale Müldür
 SUNA PEKUYSAL
 Molla Nasreddin Azerbaycan 2008 Karikatür Yarışması
 Nilgün Marmara
 Kendimiz Olabilmek
 Mutfak Üzerine
 İNSAN DEMLEYEN; ÇAYCI
 komşuuuuuuu...
 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Can Dündar: Önce Meclis, sonra ordu
Tarih: 30.04.2007 Saat: 11:13 Gönderen: karakutu

 

Önce Cumhurbaşkanı "Tarihin en büyük tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi. Ardından Genelkurmay muhtırası geldi.
Peki Türkiye, 1920'den daha büyük tehdit altında mı?
O tarihte ülke işgal altındaydı.
İşgalcinin ayak sesi Ankara'dan duyuluyordu.
İsyancılar Kuvvacıları arkadan hançerliyordu.
Ordu harpten yılmış, dağılmıştı.
O koşulda Mustafa Kemal ne dedi:
"Önce Meclis, sonra ordu..."


Çünkü biliyordu ki, sadece savaş kazanmak için değil, bir ulus yaratmak ve onu bir arada tutmak için de, "askeri barikat"tan önce "asgari mutabakat" gereklidir.
Nitekim o koşullarda ilk Meclis hem kıyasıya tartışmış, hem ölesiye savaşmıştır.

* * *

Evet, AKP, Köşk seçimini yüzüne gözüne bulaştırdı.
Evet, Erdoğan herkesin üzerine titrediği bu makamı hafife aldı, isimde uzlaşmaya yanaşmadı.
"Cumhurbaşkanı dindar olacak" beyanı, toplumu "dindarlar-dinsizler" diye bölen bir zehri siyasete saldı, AKP'ye yönelik haklı kaygıları tırmandırdı.
Ama öte yandan da, işleyen bir demokrasinin emniyet supapları devreye girdi:
Muhalefet siyasete ağırlık koydu; ittifak arayışına koyuldu.
Anayasa Mahkemesi devreye sokuldu.
"Artık siviller sorumluluk üstlensin" çağrısıyla 600 sivil toplum örgütünün öncülüğünde yüz binler barışçıl mitinglerle yollara döküldü.
Ve sandık ufukta göründü.

* * *

Tam bu aşamada Genelkurmay'ın gece yarısı gelen "İnternet muhtırası", bu demokratik direnişi gölgelemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar, şaibeli hale gelmiştir.
Hükümete karşı yürüyen kitleler "darbe destekçisi" konumuna itilmiştir.
Muhtıradaki "dost kuvvetler/düşman kuvvetler" mantığı, kamplaşmalara benzin dökmüştür.
Türkiye yeniden bir "askeri cumhuriyet" görüntüsüne dönmüştür.
Hükümetin dik durması, gerilimi daha da tırmandırdı.
Ve ne yazık ki taraflara aklıselim bir uzlaşma yolunu açacak kimse yok ortalıkta...
Cumhurbaşkanı'na bu aşamada hakemlik görevi düşmez mi?
Ya MGK?
Bu konular orada görüşülmeyecekse MGK niçin vardır?
Meclis'in hiç olmazsa şimdi, cumhuriyet değerleriyle birlikte milli iradeyi savunmasını ve kendi varlığını da güvenceye alacak bir "ilk Meclis mutabakatı" aramasını beklemek hayalperestlik midir?

* * *

Önümüzde sandık var.
Korkarım seçimde AKP'nin yolsuzlukları, kadrolaşması, kitleleri yoksullaştırması, Amerikan patentli Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanlığıyla gururlanması, toplumu "dindarlar/dinsizler" diye kutuplaştırması filan değil, mağduriyeti ve darbe seçeneği oylanacak.
Türkiye tarihi, darbelerin seçimde istenen sonucu vermediğinin, tersine istenmeyen siyasete teveccüh kazandırdığının kanıtlarıyla doludur.
27 Mayıs, DP'yi devirdikten 5 yıl sonra DP'nin devamı sayılan AP'ye tek başına iktidarı hazırlamıştır.
Evren'in seçime 5 kala Özal'ı fırçalaması, ANAP'ı tek başına iktidara taşımıştır.
28 Şubat, Erdoğan'ın yolunu açmıştır.
Üstelik unutmayalım ki bugün yakındığımız dinci kadrolaşmanın temelleri son askeri rejim döneminde atılmış, terazinin sol kefesi o dönemde boşaltılmıştır.
Çaresizliğin son kertesinde celladına âşık olanlar gibi bu dersi her seferinde yeniden yaşayamayız.
Uçurumun iki kıyısını bağlayan ipten köprünün ortasındayız.
Bir kıyıya demokrasi ipiyle bağlıyız; öbürüne laiklikle...
Hangisini bıraksak köprü çökecektir.
Demokrasi ile laikliğe aynı kararlılıkla sarılmaktan ve "dinci Cumhurbaşkanı" isteyen kafayla askeri darbeye aynı kararlılıkla karşı çıkmaktan başka çaremiz yoktur.


Milliyet
30/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 2.71
Toplam Oy: 7


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek
Demek artık 'yollar aşınıyor'!

"Önce Meclis, sonra ordu" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke