Yazar Yann Martel, Kanada Başbakanı'nın sanatla zerre kadar
ilgilenmediğini düşünüp, ona okuması için kitaplar yollamaya karar verdi
Bir ülkeyi yönetmek herhalde zor iştir. "Beni işim değil" diyebileceğiniz
neredeyse hiçbir şey olmadığı için zor iştir, tüm hatalarınızı milyonlarca gözün
önünde yapmak zorunda olduğunuz için zor iştir, kimseye güvenemeyeceğiniz
anlarla dolu olduğu için zor iştir, ama sanırım en çok, arada sırada yönetmeden
durabilmenin zorluğundan dolayı zordur.
Oysa böylesine ağır bir sorumluluğu olan, 'iş'ten çok 'misyon' olarak
tanımlanacak bir görev gecenizi gündüzünüzü dolduruyorsa, bu doluluktan ve onun
getirdiği zihinsel yorgunluktan düzenli aralıklarla kurtulabilmek, yalnızca
kendi sağlığınız için değil, işiniz için de elzem sayılmaz mı? Lafı gideceği
yere getireyim: bir ülkeyi yönetiyorsanız, 'has' yazınsal yapıtlar okumayı,
işinizin bir parçası haline getirmelisiniz. Yanlış anlaşılmasın: gevşemek ya da
zihninizi boşaltmak, kafanızı işgal eden yüzlerce sorundan sıyrılıp rahat bir
nefes almak için değil, tam tersine, bu sorunlara daha derinlikli, daha
kavrayışlı yaklaşabilmek, politikanın soysuzlaştırıcı kısırlığından başınızı
kaldırabilmek, koşturmamak, biraz olsun öylece durmak, hareket etmeden durup
başka bir düzleme geçebilmek için.
Bunu söylerken, 'okumak kişiyi iyi insan yapar' gibi bir yanılsamanın peşinden
gittiğimin sanılmasını da istemem. Sanatın böyle bir görevi olabileceğini de hiç
düşünmedim. Yine de okuduğunuzda sizi içine alan, insanlık durumuna her gün
karşılaştığınızdan farklı bir yaklaşım getiren, milyonları yönetirken sormaya
korktuğunuz soruları soran, belki yanıt bile vermeden yalnızca soran iyi bir
kitap; işi insanlar adına kararlar vermek olan biri için önemli bir nimettir
gibi geliyor bana.
Başbakanın dinginlik anları olmalı
Türkiye'nin herhalde en çok okuyan iki başbakanı Ecevit ve Demirel'di; ama
1970'lerde ülkeye kalıcı zararlar verdikleri dönüşümlü basiretsizlikleri
sırasında ellerine doğru dürüst bir roman alıp okumadıklarını düşünüyorum.
Okusalardı bunca kan dökülmez miydi? O kadar basit değil kuşkusuz; ama
kendilerini bir başkasının yerine koymaları, inatlarını kemikleşmeden aşmaları
kolaylaşır, bu kadar körlemesine hatalar yapmayabilirlerdi belki. Şimdi
günlerimizi dolduran siyasi liderse gördüğüm kadarıyla o kadar okumuyorlar ki,
bazıları bir Moliére karakteri haline geldiğini bile fark edemiyor.
Bu konuda 'sivil inisiyatif'in yapabileceği bir şey olduğunu düşünmemiştim
açıkçası; okumayan bir başbakana ne yapılabilir ki? Bir başbakanı eğitmeye
kalkamazsınız; bu hem küstahlık olur, hem de fiziksel olarak mümkün olmayabilir.
Ama ona mektup yazabilir, alçakgönüllü bazı okuma önerilerinde bulunabilirsiniz.
Kanadalı yazar Yann Martel de (Pi'nin Öyküsü) bunu yapıyor işte. 28 Mart 2007
günü saat 15'te, Meclis'in Ziyaretçiler Salonu'nda kırk dokuz Kanadalı
sanatçıyla birlikte oturmuş, Kanada Sanat Kurulu'nun ellinci yılı dolayısıyla
Kültür Bakanı'nın yapacağı kısa kutlama konuşmasını dinlerken, onlara bir kez
olsun dönüp bakmayan Başbakan Stephen Harper'ın nasıl bir insan olduğunu
düşünmeye koyulmuş: "Meşgul biri olduğuna kuşku yok. Bu meşguliyet onu
yanıltıyor, buna da kuşku yok. Başbakan olmak tüm zihnini kaplıyor, meşgul ve
önemli biri olma hissini alabildiğine köpürtüyor kuşkusuz. Sanatla zerre kadar
ilgilenmediğini gösteriyor konuşma ve yönetme biçimi. Ama onun da dinginlik
anları olmalı... Stephen Harper Kanada Başbakanı olduğu sürece, ona iki haftada
bir, Pazartesi günü, dinginliği artırıcı etkisi bilinen bir kitap yollamaya
yemin ediyorum."
Martel'in 16 Nisan'da yolladığı ilk kitap, Tolstoy'dan: İvan İlyiç'in Ölümü.
Mektubundaysa bu seçiminin nedenini açıklıyor: "Yazının gücünü ve derinliğini bu
kadar inandırıcı bir biçimde gösteren, bu kadar kısa başka bir yapıt
düşünemiyorum. Tamamen döneminin ürünü ve bu kadar Rus bir hikâyenin, yerel
sınırları böylesine aşıp evrenselliğe ulaştığı başka bir örnek aklıma gelmiyor."
Martel Başbakan'dan, her gün birkaç dakikasını İvan İlyiç'e ayırmasını rica
ederek mektubunu bitiriyor.
Tabii orası Kanada: Başbakanların, ne kadar meşgul olsalar da, bir yazar mektubu
okumaya zahmet edeceği varsayılabiliyor.
Radikal
27/04/2007