Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 235 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Rasim Özdenören: Kavga
Tarih: 26.04.2007 Saat: 10:41 Gönderen: karakutu
 

İşler olması gerektiği gibi olmalı diye düşünerek sokağa çıkıyorum. Olması gerekenin ne olduğunu sormuyorum.Yazıma son noktayı koyarak sokağa çıkmış olmanın tadını başka bir mutlulukla değiştirmek istemiyorum.



Yolum oldukça keskin açılı bir yokuş: aşağı inerken kendimi iyi duyumsuyorum. Ayakkabımın altı yumuşak yapma kauçuktan. Kauçuğun tabanımın altında ezilirken kendini güvende duyumsamak da iyi.

Birazdan metroya atacağım kendimi. Oradan Sakarya'ya çıkmayı tasarlıyorum. Ben borsayı balıkçı etiketlerinden izlerim. Bunun bana yanlış olduğunu söylemeye kalkışan olmadı şimdiye değin. Balık fiyatlarının nasıl takarrür ettiğini herkes bilir. Balık bolsa ucuzlar, değilse pahalı olur. Her şey gibi… Ne var ki, balığın bol olduğu dönemler, her zaman, her şeyin iyi gittiği bir zamana denk düşer. Karada başka şeyler kötüye giderken, denizde balığın bol olması, orada bol olsa bile bunların ağa takılması az rastlanan olaylardandır. İyiyse her şey denizde de iyidir, karada da…

Kafamı daha çok, mertliğin cüsse ile ilgili olmadığı noktasına takmıştım. Nice pazılı adamın bir höt demekle kaçtığını, tırstığını görmüşüzdür.

Balıkçı tezgahlarını izleyerek yoluma devam ediyorum.

Köşedeki dönerciden yayılan mis gibi kokuyla ciğerimi dolduruyorum.

Şansım varsa, şimdi içinde bulunduğum vaktin ezanını da işitebilir ve kendimi kitapçı tezgahlarının cazibesine kaptırmadan namazımı da eda edebilirim.

Oyalanıyorum.

Fakat ezan işitilmiyor.

Ben, yer altındaki kitapçıma doğru yürüyorum.

Derken, yol üstü lokantaların arasından birbirini tartaklamaya hazır iki iriyarı delikanlı yolun ortasına doğru fırlıyor.

Daha narin olanı, daha iri kıyım olanına:

- Sözünü geri al, diye sesleniyor. Sesinin tınısı hiç de tehdit edici değil. Aynı anda gözlüğünü çıkartmış, masaları caddeye taşmış olan lokantanın masasının üstüne koymuştu.

Her şeyin bir raconu olmalı, değil mi?

Sükûtun da?..

Tehdidin de?..

Sövmenin de?..

Sükûtunun ardında durabilmeli insan.

Sövmesinin de…

İki delikanlı, ben yanlarından geçerken birbirini tartmaya başlamıştı.

İrikıyım olanı öbürüne sövmüş.

Sövülen, ötekinden sözünü geri almasını istiyor.

Beriki horozlanıyor.

Horozlanan, yani söven, ötekine üstünlük taslıyor. Ötekinden daha iri görünüyor. Pazıları gömleğinin kollarına sığmıyor.

Sövülense narin yapılıydı. İncecikti. Üstelik miyop…

-Sözünü geri al, diye seslendi bir daha. Sesinde tehdit tınısı yoktu, yalın biçimde bir talepte bulunuyordu.

İri yarı olan sıkılı yumruklarını omuzları hizasına kaldırmıştı. Besbelli meydan okuyordu sövdüğü delikanlıya. Birden nasıl olduğunu anlayamadım, göz açıp kapayıncaya kadar, iri kıyım delikanlı narin olanın altında debelenmeye başladı. Narin delikanlı bir eliyle ötekinin boğazını sıkıyor, bir eliyle de yüzünü yumrukluyordu. Çam yarması: “imdaaaaaat!” diye bağırmaya başladı. Sanırım herkes çam yarmasının küstahlığına tanık olduğundan yardım çağrısına aldırış etmedi. Çam yarması bu kez “poliiiis!” diye çırpınmaya başladı. Ne ilginç, ortalarda polis de yoktu. Narin delikanlı çam yarmasının kafasını saçından tutup birkaç kez kaldırım taşına vurdu ve ayağa kalktı. Ötekinin ağzı burnu kan revan içinde kalmıştı. Sersemleyerek ayağa kalktığında bir kez daha küfretti. Narin delikanlı, onun suratına sıkı bir yumruk indirdi ve o yumruk onu yere yuvarladı. Bu pis herifin yediği dayağı seyretmek bile iğrenç göründü bana. Oradan ayrılırken her şeyin bir raconu olmalı diye yarım bıraktığım düşüncemi, dayak yemenin de bir raconu olmalı diye tamamlıyordum. Bu herif, dayak yemesini de bilmiyordu. Evet, dayak yemenin bile bir raconu olmalı. Evet. Evet.



Yenişafak
26/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 8


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Kavga" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke