Alper Görmüş ve arkadaşlarının Nokta'yı 25 sayı boyunca yüz akıyla,
sorumluluk duygusuyla, artık çok fazla rastlanmayan gazeteci yüreğiyle, bu
ülkenin bir ferdi olmanın bilinciyle ve elbette Türkiye sevgisiyle
çıkardıklarına ben kefilim. Onlar görevlerini yaptılar. Ellerindeki medya
organlarını bırakın 25 sayıyı, 25 yıllık bütün sayıları boyunca gazetecilik
ahlakından ısrarla uzak tutan medyacı esnafı da inanın bir şekilde kendi
görevlerini yapıyorlar. Yazık ki onlar çoğunluktalar ve Türkiye'yi çürütüyorlar.
* * *
Yeni Şafak okuyucuları Alper Görmüş'ü iyi tanıyorlar. Uzunca bir süre bu
gazetede Kürşat Bumin ile birlikte Medya Kronik'i hazırladılar. Çevremden
edindiğim kanaate göre epeyce de ilgi gördüler. Sadece Yeni Şafak
okuyucularından değil, daha geniş bir kitleden, özellikle de medya sektörü
çalışanlarından...
Gazetenin internet sitesi Medya Kronik okuyucuları tarafından sıkça ziyaret
ediliyordu. Medya Kronik'in evveliyatı da zaten bir internet sitesine
dayanıyordu. Benim bir parçası olmaktan onur duyduğum, faaliyetlerini sürdürdüğü
zaman boyunca keyifle katkıda bulunduğum, yetkin, işini mükemmel yapan bir web
sitesiydi. Sitenin faaliyetini durdurması, bu sitenin içeriğini hazırlayanların
iradesi dışında olmuş, birileri bir şeylerden rahatsız olmuştu. Alper Görmüş ve
Kürşat Bumin aynı sorumluluk anlayışı ve aynı dikkatle Yeni Şafak'ta da
gazetecilere gazeteci olduklarını, olmaları gerektiğini hatırlatmaya devam
ettiler. Daha sonra Alper Görmüş, yeniden yayınlanmaya başlayacak olan Nokta'nın
başına geçmek üzere Yeni Şafak'tan ayrıldı.
Yeni Şafak okuyucularının bu ayrılığa üzüldüğünü sanıyorum, en azından ben bunun
örneklerini biliyorum. Ancak kısa zamanda Nokta'nın ortaya koyduğu habercilik
performansının ve ilkeli, güvenilir yayıncılık anlayışının ülkemiz için bir
kazanç olduğu, olacağı ortaya çıktı. 25 sayı boyunca ülke gündemine tartışılması
elzem olan pek çok konu başlığı armağan etti. Ve malesef, 26. sayıyı çıkaramadan
kepenklerini kapatmak zorunda kaldı. 25. sayının kapağında “Sözde Değil Özde
Demokrasiye Kadar Aynen Devam” ifadesi vardı. Sözde demokrasi, yıldırma
taktiklerinden sonuç alamayacağını anlayınca maçı tatil etti, özde gazetecileri
saha dışına çıkardı.
Yaşanan sıra dışı bir olay değildi. Türkiye için böyle şeyler sıradandı.
Gazeteci kalmak, ilkeli kalmak, sorumlu davranmak bizim ülkemizde her zaman zor
olmuştu, şimdi de değişen bir şey yoktu. Hatta sahne artık neredeyse tamamen
bukalemunlara, kılıktan kılığa girebilen, sufle alma yeteneği olan ya da el
çabukluğu marifetiyle gündemi daima suyun sabunun bulunmadığı mecralarda
tutabilen zamane bezirgânlarına kalmıştı. Gerçek buydu ve Noktanın
“noktalanması” bu yüz kızartıcı ayıbı bir kere daha yüzümüze vurdu.
Alper Görmüş ve arkadaşlarının Nokta'yı 25 sayı boyunca yüz akıyla, sorumluluk
duygusuyla, artık çok fazla rastlanmayan gazeteci yüreğiyle, bu ülkenin bir
ferdi olmanın bilinciyle ve elbette Türkiye sevgisiyle çıkardıklarına ben
kefilim. Onlar görevlerini yaptılar. Ellerindeki medya organlarını bırakın 25
sayıyı, 25 yıllık bütün sayıları boyunca gazetecilik ahlakından ısrarla uzak
tutan medyacı esnafı da inanın bir şekilde kendi görevlerini yapıyorlar. Yazık
ki onlar çoğunluktalar ve Türkiye'yi çürütüyorlar.
Bu ülkede yaşayan insanların, Türkiye'nin yaşanabilecek bir ülke olması için
çabalayan insanlara ne zaman destek olacağını, bu toplumun ne zaman gerçeğin
arkasında dimdik duracağını merak ediyorum. Koskoca bir sessiz çoğunluk, daha ne
kadar zaman gerçeğe sırtını dönüp, bu uzatmalı şizofreninin elinde rehin
kalacak?
Yenişafak
26/04/2007