Kurt Vonnegut, romanlarındaki karanlık komedi yeteneği ve
savunduğu etik değerlerle çağının ve kuşağının hayal gücünü hayata geçirmeyi
başardı
Mezbaha No. 5, Kedi Beşiği ve Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater gibi
romanlarındaki karanlık komedi yeteneği ve savunduğu etik değerlerle çağının ve
kuşağının hayal gücünü hayata geçirmeyi başaran çarpıcı yazar Kurt Vonnegut
Manhattan'daki evinde hayata gözlerini yumdu. Vonnegut seksen dört yaşındaydı.
Birkaç hafta önceki düşüşünün ardından geçirdiği beyin kanaması sonucu
gerçekleşen ölümü, eşi, fotoğrafçı-yazar Jill Krementz tarafından duyuruldu.
Bay Vonnegut birçok oyun, deneme ve hikâye yazdı ama onu karşı-kültürün en
önemli isimlerinden biri, bir idol haline getiren romanlarıydı. Özellikle 60'lar
ve 70'lerde öğrenciler arasında çok popülerdi, samanlı kâğıda basılmış karton
kapaklı romanları elden ele dolaşırdı. ABD'deki hemen hemen her yurt odasında
bir romanını bulabilirdiniz.
Aynı Mark Twain gibi Vonnegut da kinayeyi insanın varoluşuna dair temel soruları
dile getirmekte kullanırdı: Neden bu dünyadayız? Bütün bu olup bitene anlam
kazandıracak biri var mı? Tanrı bu kadar acı çektirmesine rağmen gerçekten de
insanlar için iyi şeyler diliyor mu?
Mark Twain karamsarlığı
Twain ile derinlerden gelen bir karamsarlığı da paylaşırdı. "Mark Twain" diye
yazmıştı 1991 tarihli Ölümden Beter Kaderler isimli romanında, "en sonunda kendi
acısına ve başkalarının acılarına gülmeyi bıraktı. Bu gezegeni terk etti. Öldü."
Vonnegut'un bütün romanları metafizik öğeler taşımıyorlardı. Bilimkurgu, felsefe
ve şakaların yanı sıra tüketim kültürü ve çevrenin yok oluşu üzerine çalışmalara
da imza attı. On dört romanı alternatif evrenlerde geçiyorlardı, kendi
tasarladığı Tramalfadorian ya da Merkürian Harmoniums gibi türlerin yaşadıkları
bu evrenler garip imgelerle doluydular. Kronosinklastik ingundibula (evrendeki
bütün doğruların sığabildiği nokta) gibi garip fenomenler, Bokunizm gibi garip
dinler yaratmıştı. Hayal gücünün sınırlarının insanoğlunun sınırlarının ötesine
geçtiği tartışılmazdı.
Vonnegut'un hayatındaki en önemli anlardan biri, Müttefikler'in 1945 yılında
Dresden'i bombalamasıydı. Genç bir savaş esiri olarak şahit olduğu bu olayın
izlerini birçok romanında perde arasından bile olsa görebiliyordunuz.
Bombalamalarda binlerce kişi öldürülmüştü, birçoğu yanmış, bir kısmı da havasız
kalarak hayatılarını kaybetmişlerdi. "Dresden'in bombalanması" diye yazıyordu
Vonnegut, "bir sanat şaheseriydi." Ve ekliyordu, "Almanya'nın zalimliği ve
açgözlülüğü tarafından hayatları harabeye dönen kalbi kırık ve öfkeli insanları
onurlandırmak için ateşten ve dumandan bir anıt."
Dresden'de yaşadıkları Mezbaha No. 5'in temelini oluşturdu. Roman 1969 yılında
ırk ve kültür ayrımcılığına karşı bir başyapıt olarak basıldı. Eleştirmen Jerome
Klinkovitz şöyle diyordu bu romanla ilgili eleştirisinde: "Amerika'nın geçiş
dönemini o kadar iyi yakalamış bir romandı ki hikâyesi ve kurgusu yeni çağın en
çok satan metaforları haline geldiler."
Bay Vonnegut için deliliğin ve varoluşun apaçık anlamsızlığının tek telafisi
nezaketti. 1965 tarihli romanı Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater bu
felsefeyi özetliyordu: "Selam bebekler. Dünyaya hoş geldiniz. Yazları sıcak
kışları da soğuktur. Yuvarlak ıslak ve kalabalıktır. Bildiğim tek bir kural var,
bebekler kahretsin, nazik davranmalısın."
Vonnegut klasik kurguyu ve vurgulamaları değiştiriyordu. Romanları bilimkurguyla
otobiyografi karışımıydılar. Graham Greene onu "yaşayan Amerikan yazarları
arasında en yeteneklisi" olarak tanımlıyordu. Bazı eleştirmenler bilimkurguyla
kinayeli anlatımı ve etik değerleri birleştirerek yeni bir edebiyat türü
yarattığını, bilimkurguyu ciddi edebiyat türlerinin seviyesine çıkarttığını
yazdılar. Bir kısmıysa onu kendini tekrar etmekle suçladı. Kimi okuyucu onun
eserlerini tutarsız buldu. En sert eleştirmenlerse onu 'ıvır zıvır filozofu',
'boş aforizmaların peygamberi' olarak adlandırdılar.
İntiharı da denedi
Sigaranın birini söndürüp bir diğerini yakan Vonnegut, kıvırcık saçları, derin
ifadeli bakışı ve buruş buruş giysileriyle felsefe profesörlerine benzerdi..
Konuşmaları sık sık öksürüklerle bölünürdi.
Ama Manhattan ve Joseph Keller'la komşu olduğu ikinci evinin yer aldığı Long
Island'daki edebiyat davetlerini hiç kaçırmazdı.
Vonnegut Mezbaha No. 5'i yazmasının ardından ciddi bir depresyon geçirmiş, hatta
başka bir roman yazmamaya yemin etmişti. İntihar fikri çok baştan çıkarıcı, diye
yazıyordu bir mektubunda ve 1984 yılında uyku ilacıyla alkolü karıştırarak
intiharı denedi. Kurtarıldığındaysa çareyi roman yazmaya ara verip tiyatro
oyunlarına yönelmekte buldu ama bu 'off-Broadway' macerası eşinin onu boşamasına
yol açtı.
Kadınlarla şansı hiçbir zaman yaver gitmedi. Annesinin intiharı bütün
ilişkilerinin ve hayatının- üzerine düşen en karanlık gölgelerdendi. Şöyle
dediğini hatırlayacaktı halasının: "Bütün Vonnegut erkekleri kadınlardan ölümüne
korkarlar.."
1997'de yazdığı ve eski bir romanından devşirme olan Timequack'te romanlarının
sevilen karakterlerinden Kilgore Trout'u geri döndürdü ve yeniden kendini tekrar
etmekle suçlandı. Vonnegut şu yanıtı verdi kendisini eleştirenlere: "Eğer
zamanımı yeni karakterler yaratmakla harcasaydım asla asıl önemli olan şeylere
dikkat çekmeye vaktim olmazdı."
Vonnegut, Timequack'in son romanı olacağını yazmıştı ve öyle oldu.
* New York Times'tan çevrilmiştir. Çeviren: Z. Heyzen Ateş
Sence ruh hastası mıyım?
Finnerty marazi anlarından bahsederken Paul görünüşte sakin bir şekilde
dinlemeyi öğrenmişti. Finnerty'yle beraberken, onun fantastik ve bir parlak bir
karamsar olan iç düşüncelerini paylaşmış gibi görünmekten hoşlanırdı.
-Sanki kendi nisbi sakinliğinden hiç hoşnut değilmiş gibi.
Finnerty sık sık kayıtsız bir şekilde intihardan bahsederdi; ama görünüşe
bakılırsa bu fikri evirip çevirmekten zevk aldığı için yapıyordu bunu. Kendini
öldürme raddesine gelmiş olsa, şimdiye çoktan ölmüş olurdu.
"Sence ruh hastası mıyım?" dedi Finnerty. Belli ki Paul'ün gösterdiğinden daha
fazla bir tepki beklemişti.
"Gerçekle temasını henüz kaybetmiş değilsin. Sanırım melse de bu.."
"Koptu kopacak."
"Bir psikiyatr yardımcı olabilir. Albany'de iyi bir adam var."
Finnerty başını salladı. "O beni merkeze geri çeker, bense uçurumdan aşağı
yuvarlanmadan mümkün olduğunca kenarda kalmak istiyorum. Kenarda ortadan
göremediğin bir sürü şey görüyorsun."
Kurt Vonnegut'un Otomatik Piyano adlı kitabından.
Radikal
20/04/2007