Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 228 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Rasim Özdenören: Hukuk ve illa hukuk
Tarih: 22.04.2007 Saat: 09:26 Gönderen: karakutu
 

Geleceğini düşünmek ve geleceği ile ilgili kararlar almak yalnızca insana özgü bir olgudur. Ama insan, geleceğine ilişkin bir karar alırken kendini güven içinde hissetmek ister. Alacağı kararlarla ilgili olarak üstlenebileceği riskin sınırlarını bilmek ister ve bu sınırlar muvacehesinde bir yükün ve sorumluluğun altına girmeyi göze alır veya almaz.



Söz konusu riskin içinde, beklenmedik vukuat da bir ihtimal olarak yerini alır. Ve neticede bütün bunların toplam adına risk denir. Bundan ötesi, yani hesaplanamayan veya hesaba katılamayan faktörlerin devreye girmesi, ancak doğal afetler kategorisi içinde değerlendirilir ve bunun da zaten hesaba katılması (veya katılmaması) farklı bir hesabın konusu olur.

Bir hukuk düzeninde, insanlar gerek kendi aldıkları kararlar hususunda, gerekse kendileri hakkında alınmış kararlar hususunda, nasıl davranacaklarını, istemedikleri veya beklemedikleri bir faktörün araya girmesiyle ne yapacaklarını, nereye müracaat edeceklerini bilmek isterler. Bunların bilinmediği bir hukuk düzeninde insanlar eylemsizlik içine düşüp kalabilir: çünkü artık üstlenebileceklerini düşündükleri riskin sınırları belirsizleşmiş olur. Aslında böyle bir düzenin hukukîlikle bir ilgisi bulunup bulunmadığı bir soru konusu haline gelir. İnsanlar, yaptıkları işin sonunda başlarına ne geleceğini bilemiyorsa, başlarına gelenler hakkında müracaat edebilecekleri kapıların daha baştan kapalı olduğunu, kapatılmış olduğunu biliyorlarsa, orada, insanların hür ve müstakil iradeleriyle hareket etme serbestisi ellerinden alınmış olmaktadır.

Bir zamanlar, idare hukukunda "idarî tasarruf" adı verilen idarî işlemler yurttaşlar için hukuk kapılarının onların yüzüne kapatılmış olması anlamına geliyordu. İdare, yurttaşları hakkında kararlar alabilir ve bu kararları "görülen lüzum üzerine" aldığını beyan ederse, bu kararlar hakkında yargı mercilerine müracaat etme imkânı kalmazdı. Müracaat edilse bile kararın idarenin gördüğü lüzum üzerine alındığı beyan edilirse, dava yurttaş aleyhine sonuçlanırdı. Aslında durumun yurttaşın yargıya müracaatının kapatılmasından başka bir anlama gelmediği ortadadır.

27 Mayıs darbesinin DP hükümeti hakkında ileri sürdüğü bunca abuk sabuk karalayıcı ithamların arasında hukuken elle tutulabilir tek gerekçesinin "görülen lüzum üzerine" yapılan idarî tasarrufları sorgulaması olmuştur diyebiliriz. Nitekim '61 Anayasası'nın idarenin yaptığı işlemlerin gerekçelendirilmesini öngörmesi de, hukuk alanındaki olumlu teşebbüslerden biri olarak anılabilir. "Görülen lüzum" defi, idarenin aslında keyfî kararlar almasının yolunu açmakta ve bu yolu açık tutmaktadır.

Oysa yurttaşlar, haklarında alınan kararları yargı mercilerinin önüne götürebilmeli ve kendi haklarında karar almış olan idareyi yargı önünde sorgulayabilmelidirler. Bu durum, hukuk düzeninin, hukukî yapının asgari şartını oluşturur.

Yurttaşın ister sivil bürokrat olsun, ister asker bürokrat olsun, idarenin kendi hakkında aldığı bir karar hakkında yargıya müracaat hakkından mahrum bırakıldığı bir yerde hukukî bir düzenin değil, fakat keyfî bir uygulamanın bulunduğunu tespit etmek gerekecektir.

Hukuk, demokrasiden de, laiklikten de, her türlü siyasal/toplumsal rejimden de öne alınmalıdır. Hukukun bulunmadığı bir toplumsal/siyasal düzende, rejimin adı ne konulmuş olursa olsun, orada despotluğun ve keyfîliğin yürürlükte bulunduğunu; despotluğun ve keyfîliğin örgütlenmiş olduğunu belirlemek gerekir.



Yenişafak
22/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Hukuk ve illa hukuk" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke