Ordu eliyle modernleşme
Onun yokluğunda komünist-devrimci entelijansiya öncülüğe aday olmuş, savaşın
getirdiği olağanüstü koşullardan da yararlanarak, çürümüş bir 'emperyal' rejimi
yıkıp halk adına iktidarı ele geçirmeyi başarmıştır.
Kısacası, Barrington Moore'a göre, orta sınıf yoksa demokrasi de yok. Köylü
toplumu, modernizasyona, komünist veya faşist olarak giriyor, aydınlarının ya da
ordusunun öncülüğünde; ama orta sınıf veya ona tekabül edecek bir sınıfsal
lokomotif olmadıkça, demokratik bir rejime geçemiyor.
Modern çağa girdiğimizde, yani 19. yüzyılın başından itibaren, toplumların, bir
'orta sınıf'ları olsun ya da olmasın, bir orduları hep vardı. Orta sınıfı
gelişmemiş birçok ülkede, çağın rengini veren İngiltere, Amerika ve Fransız
devrimlerinin ürünü, doğrudan sonucu olan 'ulus-devlet'i kurmak bu ordulara
düştü.
* * *
TÜRKİYE'DE YAYIMLANMALI!
Barrington Moore Jr., 1966'da yayımladığı "Diktatörlüğün ve Demokrasinin
Toplumsal Kökenleri"nde altı ülkeyi inceler, Fransız ve Amerikan
devrimlerini birbirleriyle karşılaştırır.
Bu sayıda, bir süredir biraz ihmal ettiğim 'sahaf'lık rolüme geri döneyim ve
eskilerden bir kitaba dikkat çekmeye çalışayım. Türkçeye hiç çevrilmemiş bir
kitap bu. Dolayısıyla 'dikkat çekme', birilerinin bunu burada yayımlaması
temennisini de içeriyor. Kitabın bunu hak ettiğini düşünüyorum.
Barrington Moore, Jr., bundan kırk yıl önce, 1967'de, "Diktatörlüğün ve
Demokrasinin Toplumsal Kökenleri" adıyla, 1966'da yayımladığı kitabından ötürü
Woodraw Vilson Vakfı'nın ödülünü, ertesi yıl da Maclver Ödülü'nü kazanmıştı.
Bu sıralarda Harvard'da Rusya Araştırmaları Merkezi'nde 'emeritus' olarak ders
veriyordu. Bu kitabı yetmişlerin de önemli kitaplarından biri oldu. Ben de,
muhtemelen 1973'te okumuştum.
Seksenlerde Barrington Moore'un pek sözü edilmez oldu; sonra, doksanlarda, gene
Penguin'den olmak üzere, bir kere daha raflardaki yerini aldı. Bu, 'unutulmuş'
gibi olmak ve bir zaman sonra yeniden basılmak, bir kitabın geçici bir modanın
eseri olmadığının sağlamca kanıtlarından biridir.
Moore bu kitabında altı ülkeyi inceler. Batı'dan başlar ve ilk örnek
İngiltere'den konuya girerek, Fransız ve Amerikan devrimlerini bununla ve
birbirleriyle karşılaştırır.
Bu üç örnekte benzer kalıplar vardır: Oldukça gelişkin bir orta sınıf, ekonomide
eriştiği üstün konumu siyasi - hukuki alanda da perçinlemek üzere, iki örnekte
yerli bir aristokrasi (ve kral), birinde ise denizaşırı bir kolonizatör devlete
karşı başkaldırır.
Köylülüğün durumu
Bu demokratik mücadelesinde, köylü yığınlarını da arkasına takmayı başarır,
çünkü köylüler de var olan iktidar yapısından hoşnutsuzdur. Fransa'da,
muhafazakâr Vendee'nin köylüleri de birkaç yıl sonra krala karşı bir ayaklanma
başlatır ama başarılı olamaz. Bunun dışında devrime karşı bir köylü tepkisi
görülmez.
Kitabın ikinci bölümünde Barrington Moore, Asya'ya geçer ve üç büyük Asya
toplumunun üç farklı gelişme çizgisini izler: Çin, zorlu mücadeleler ve
sancılardan sonra, komünist olmuştur. Japonya, o kadar sıkıntı da çekmeden,
faşizmde karar kılmıştır (tabii savaş sonuna kadarki durum). Hindistan ise, bu
üçü arasında Batı demokrasilerine en fazla yaklaşan bir rejimi ayakta tutmaya
çabalamaktadır.
Bütün bu örneklerde yazar öncelikle köylülüğün durumuyla ilgilidir. Ayrı bir
bölümde incelemediği, ama ara sıra değindiği Rusya'da ve Çin'de, Batılı üç
ülkede başrolü oynayan orta sınıf yoktur. Varsa da tarihin gidişine damgasını
vuracak kadar gücü yoktur.
Ordu eliyle modernleşme
Onun yokluğunda komünist-devrimci entelijansiya öncülüğe aday olmuş, savaşın
getirdiği olağanüstü koşullardan da yararlanarak, çürümüş bir 'emperyal' rejimi
yıkıp halk adına iktidarı ele geçirmeyi başarmıştır.
Kısacası, Barrington Moore'a göre, orta sınıf yoksa demokrasi de yok. Köylü
toplumu, modernizasyona, komünist veya faşist olarak giriyor, aydınlarının ya da
ordusunun öncülüğünde; ama orta sınıf veya ona tekabül edecek bir sınıfsal
lokomotif olmadıkça, demokratik bir rejime geçemiyor.
Modern çağa girdiğimizde, yani 19. yüzyılın başından itibaren, toplumların, bir
'orta sınıf'ları olsun ya da olmasın, bir orduları hep vardı. Orta sınıfı
gelişmemiş birçok ülkede, çağın rengini veren İngiltere, Amerika ve Fransız
devrimlerinin ürünü, doğrudan sonucu olan 'ulus-devlet'i kurmak bu ordulara
düştü.
Ben de bir süredir Barrington Moore'da bulunmayan ya da çalışmasının tam
merkezinde olmayan konu üstünde bir şeyler yazmaya hazırlanıyorum: "ordu eliyle
modernleşme".
Moore'da Japonya var, Almanya hemen hemen hiç yok. Ben bunları inceliyorum ve
Türkiye'yi de onlarla bir arada ele alıyorum. İtalya, Hindistan ve Yunanistan'ı
da, aynı bölgenin militarist olmayan örneği olarak komşusuyla kıyaslıyorum.
Bunca yıl sonra kitabı net bir şekilde hatırlamıyorum ama genel olarak aklımda
kalan çok olumluydu. Okuduğum bir kitabı yeniden okumak bana çok zor gelir (o
süre içinde okumadığın bir şeyi okuma düşüncesi...) ama bunu herhalde yapmak
zorundayım. Bu vesileyle, Türkiye'de yayımlanmasının çok yararlı olacağını da
bir kere daha söyleyeyim.
* * *
"Social Origins of Dictatorship and Democracy"
Barrington Moore
Beacon Press
Fiyatı 28$
İNCELEME
Milliyet Kitap