Bundan yirmi yıl önceydi, sahaftan bulduğum "Mezbaha No:5"in uçları rutubet
sarısı sayfalarına gömüldüm ve hâlâ bir şekilde oradayım.
* * *
Kurt Vonnegut (babası öldüğü günden beri isminin ardına Jr. eklenmiyor), giderek
bir vasatlar çöplüğüne dönen bu gezegenin en sıra dışı zekalarından biriydi. Son
kitabı "Ülkesi Olmayan Adam" da hâlâ yaşıyor olmanın şaşkınlığıyla, uzatmaları
oynuyor olmanın muzipliğiyle dürtüyordu kalemini kâğıdın üstüne. Öldü. Artık
Amerika "adam"ı olmayan bir ülke!
* * *
O son kitapta yine mezar taşları vardı ve onlardan birine şu ibareyi karaladı
koca Kurt: "Güzelim Dünya, seni kurtarabilirdik, ama öyle kahrolası adi ve
tembeldik ki."
* * *
Uzun zamandır okuduğum, ilk günden beri etkilendiğim, yazarken de aklımda
tuttuğum bir adamdı. Bizim ülkemizde isim yapması çok uzun zaman aldı. Ahmet
Kekeç'in de yazısında ifade ettiği gibi biz daha ziyade sahaflarda aramaya
alışkındık onu. Şimdi kitaplarının büyük bir kısmı kitapçılarda bulunabiliyor.
Ne iyi diyemiyorum, çünkü şimdi kitapçılarda hayallerinin uçlarını açık bırakan
müşteri bulunamıyor.
* * *
Tam 84 yaşında öldü. İkinci Dünya Savaşı'nda cephede bir askerdi. Almanya'da
Ardenne çatışması sırasında esir düştü. Müttefik kuvvetler bombalarken
Dresden'de eski bir et deposunun mahzeninde tutuluyordu. 130 bin civarında
insanın öldüğü bu bombalama sırasında bir şehir dolusu insanın yanarak ölmesine
şahit oldu. Kurtulan yedi Amerikalı esirden biriydi. Mezbaha No:5 bu sarsıcı
hatıranın romanıdır. Ve aslında diğerleri de...
* * *
Amerika'dan çoktan umudu kesmişti. "Ama şimdi artık biliyorum ki" diyordu,
"Amerika'nın insancıl ve masum olmasına imkân yok. Çünkü güç insanı yozlaştırır
ve mutlak güç mutlak olarak yozlaştırır. İnsanlar güçle körkütük sarhoş olan
şempanzelerdir." Ülkesi olmayan bir adamdı o. Amerikalı olmayı gönlüne
sindiremeyen öfkeli bir adam.
* * *
Birçok okunası kitap yazdı, birçok... Tekrar tekrar okunası bir çok kitap...
Mezbaha No: 5, Şampiyonların Kahvaltısı, Kedi Beşiği, Gece Ana, Hapishane Kuşu
ve ötekiler... Bugün, önümdeki sanal beyaz kâğıdın üstüne "okuyun bu adamı"
sözcüklerini düşmek o kadar tuhaf görünüyor ki, neredeyse yapamayacağım. Anlamlı
olanı paylaşmak konusunda, tarifi kabil olmayan bir çekingenlik içindeyim son
zamanlarda. Vonnegut'un öldüğü yaşın tam yarısındayım, ama galiba ben de
hafiften şaşkınım bu kadar çok yaşadığıma.
* * *
Düşmüş ve beynini zedelemiş. Ölüm sebebinin bu olduğunu söylüyorlar. Beyninin
zedelendiğine inanırım, ama düşmekten değil... O kadar çok işi düşüyordu, o
kadar çok kullanıyordu ki beynini, zedelenmeden bugünlere gelmesi bile iyi...
Her gün, hiç kullanılmamış beyinleriyle öleduran bütün bu kalabalıklar
arasında...
* * *
Demem o ki Kurt Vonnegut birkaç gün önce öldü.
Hayat böyle!.. Hi ho.
Yenişafak
16/04/2007