Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 223 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Dücane Cündioğlu: Kin
Tarih: 15.04.2007 Saat: 08:37 Gönderen: karakutu
 

Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları'nda, “bizim milletin ıstıraba katlanmasını iyi bildiğini ve fakat ona karşı gelmeyi bilmediğini, bu hâlin ise Türklerin 'kin' tutmalarına mâni olduğunu” söyler.

Kin tutmak...



Sormalı değil mi, “bizim millet” niçin kin tutmaz ve/veya Türkler neden kin tutmayı beceremez?

Bu sorunun cevabını verebilmek için, gerçekte kin'in ne olduğunu (mahiyetini) bilmek gerekiyor.

Acaba sezginin ve gözlemin konusu olan kin'in üzerine 'düşünme'nin ışığını düşürebilir miyiz?

Emin değiliz; lâkin deneyebiliriz.

Ustalarımız, kin'i, “eza veren bir şeyin sureti ile o şeyden intikam almak arzusunun hayalinin 'vehim' gücüne yerleşmesi” olarak tanımlamışlardır.

Bir kimsenin kin duyabilmesi için, en az iki koşulun yerine gelmesi gerekir: Birincisi öfkesi biraz sürmeli; ikincisi, öç alma arzusu ne pek zayıf, ne de pek şiddetli olmalı; yani kişinin intikamını hemen alacak durumda olmaması gerektiği gibi, intikam hayâlini de imkânsız görmemeli. Öç almanın kolaylığı ve güçlüğü, hiç kuşkusuz ki öfkenin sürmesine mâni olacaktır.

Kişinin öfkesi kolaylıkla geçiyorsa kin tutamaz; zira öfkenin ortadan kalkması, kin duygusunun oluşmasını engeller.

Kişi, çok güçlü veya çok zayıf olanlara karşı öfkesini sürekli kılamaz. Çünkü çok güçlü olanlardan öç almak güç, çok zayıf olanlardan öç almak ise çok kolaydır. Her iki hâlde de öfke süreklilik arzetmeyecektir.

Öfke süreklilik arzetmeyince, kişinin hayalinde, kendisine eza veren şeyin suretinin yerleşmesi mümkün olmaz; hâl böyle olunca da hem intikam arzusu ortadan kalkar, hem de kin tutmak gereksiz hâle gelir.

İntikam almak arzusunun şiddetlenmesi durumunda, nefiste iki hâl meydana gelir:

Birincisi, bütünüyle intikama meyleden nefis, kendisine eza veren sureti belleğinde muhafaza edemez; bu suret ve fikir bir türlü sabit hâle gelemez; daha Türkçesi “fikr-i sabit” oluşmaz. Çünkü intikam arzusunun şiddeti sebebiyle, intikam duygusuna yol açan eza verici şeyin sureti artık algılanamaz olur.

İkincisi, intikam arzusu şiddetlenip ortada bu şiddeti azaltacak/zayıflatacak bir korku da yoksa, intikam almanın kolaylığından ötürü, nefs tatmin olup kendisini intikamını almış gibi hayâl eder, şevki azalır ve tasavvurundaki şiddetten ötürü intikamı sanki tahakkuk etmiş de istediğine ulaşmış gibi varsayar. Bu zan, kişinin hayalindeki şevki ortadan kaldırır. Şevk ortadan kalkınca, kinin oluşması imkânsızlaşır.

Her mizaçta kin oluşmaz; kindar insanlar olduğu gibi, kin duygusundan uzak insanlar da vardır. Sözgelimi ezik, zayıf, hasarlı, takıntılı, suskun ve soğuk kimseler umumiyetle kinci olurlarken; güçlü, coşkulu, heyecanlı, kolay öfkelenebilen, kolay unutabilen, şefkatli ve merhametli, sıcak kanlı kimseler pek kin tutmayı beceremezler. Toplumlar da aynen böyledir.

Kin, kendisine kin duyulandan çok, kin duyana zarar verir. Bir marazdır çünkü. İnsana güç verirmiş gibi görünür, insanı güçlü kıldığı sanılır.

İnsanı, ve fakat insanın hangi yönünü?

Kin duygusunun gücü, kuvve-i vahimenin (dolayısıyla: zekânın) gücüne delâlet eder; aklın ve kalbin gücüne değil.

Kin, tutulması değil, tutulmaması gerekendir; zira iyi değildir, kötüdür. Salâh değildir, fesaddır. Fazilet değildir, rezilettir. Adalet değildir, zulümdür. Dostluğun değil, düşmanlığın alâmetidir.

Kim için?

İnsanın kendisi için.

Bazıları hem kolay unuturlar, hem kolay affederler. Bu hamakattır.

Bazıları ne unuturlar, ne de affederler. Bu ise kindarlara mahsus marazlardandır.

Ey talib, sen nefsinde iki gücü bir araya getir; kötülüğü affet ama unutma! Çünkü affetmek güçlülük, unutmaksa zayıflıktır. Kin tutan, ne unutur, ne de affeder. Affedemediği için de öç almak ister.

Sen, en iyisi başkalarını bırak da O'nun ahlâkıyla ahlâklan! Zira O, kötülüğü affeder ama unutmaz.




Yenişafak
15/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Kin" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke