Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 22 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Latife Tekin: Kadınlar ormanda mı yenildi erkeklere?
Tarih: 11.04.2007 Saat: 06:53 Gönderen: karakutu

 

İnsan insandan ne çok korkuyor...

Bodrum'dan İstanbul'a gelirken, uçakta, bulutlara bakarak düşündüm bunu, insanın erkek olanından korkuyor...



Gün ağarmak üzereydi, terminalin kapısında az bir kuyruk oluşmuş, ince yağmur, hafif rüzgâr, içeri geçmek üzere kuyrukta beklerken, benden önce sıraya girmiş bir erkek arkadaşla selâmlaştım, işaretleşerek içeride görüşürüz dedik birbirimize, sonra belinden bir tabanca çıkarıp plastik sepete bıraktığını gördüm onun, "Niye silahın var, polis filan mısın?" dedim içeride... "Aaaa, yapma lütfen, sana da bir silah lazım, dağın başındasın, korkmuyor musun?" dedi, sesimin rüzgârı yüzüne çarpmış, "Kendine bir tüfek alsana, görelim... Basabilir misin tetiğe, hadi v.s... Yürek ister... Sana ne benim silâhımdan!.." Bodrum'da köpekleri ve tüfekleriyle yaşayan İngiliz kadınlar var. Onlardaki cesaretin, biz Türk kadınlarında olmadığından söz edip hunharca bastırdı.

Öyle bir İngiliz hanımla tanışmıştım ben de, evine yakın inşaatlarda çalışan işçilerin, geceleri türkü bağıran radyolarını susturmak için tüfeğine asılıp havaya ateş açıyor... Bizim parmaklarımızda o kudret yok, dünyanın her yerinde tetiğe basabilir onlar... Cesaret... Tereddütsüz doğru yere saldırmıştı, uçağımız havalandı, gergin, huzursuz cama yasladım başımı. Bu sözcük, en basit anlamıyla bile biz kadınları ağır bir biçimde yaralayabilecek zehri taşıyor içinde.

Erkeklerle eşitlenmek için verdiğimiz mücadele, yasal haklar meselesi kafamda ayrı bir yerde duruyor, ta derinden biliyorum ki, özgürlük cesaretle kazanılan bir şeydir, eşit haklara sahip olsak da, bu bizi özgürleştirmeye yetmeyecek.

Bulutların altında akan dağ doruklarına bakarken, zirve göllerinin ışıltısı yüreğimde sızlamaya başladı, yerden doloızbin metre yükseklikte, en kesici, en yakıcı, en yaşlı, -kimbilir kaçbin yaşında olan- dişi damarım tuttu yine, o ıssız, uçurumsu kadın yalnızlığı çöktü üstüme.

Deniz tutmasına benzer, dipten vuran bir baş dönmesiyle dişi damarım geriliyor...

İç çalkantısı geçirdim uçakta, dağ doruklarına kadın başımıza tırmanıp bulut gezmesine çıkamıyoruz, bir uçağın penceresinden işte ancak böyle... Bir arabanın, ya da bir kamyonun, bir vapurun camından ancak... Bir erkek bize eşlik etmezse ormanın derinliklerindeki gölde açmış nilüferi göremeyiz, ya da krater menekşelerini... Vahşi doğanın ortasında uçarcasına zıplayan bir tavşanİa soluklanmanın sevinci ümitsizce geri çekilmiş bizden...

Uzun yol sürücüsü kadınlar var, dağcı, kayakçı,otomobil yarışçısı, paraşütçü, pilot... Dünyanın bütün ülkelerinde kadınlar, özgürleşme mücadelesi veriyor, eşitlik için savaşıyor, erkeğin iktidar alanlarına dalıyor, yer açıyor kendine, açtığı yeri genişletiyor...

Alnım soğuyup sertleşti camda, kadınların gözlerine cam çekilmiş gibi, evlerimizin duvarlarını, kapılarını zorlayıp sokağa adım atabildik, ama yüzümüzde görünmez pencere maskeleriyle dolaşıyoruz yine de, ayın ve yıldızların ışığı görünmez bir pencerenin camında duraksıyor sanki, puslanmış, buğulanmış olarak ulaşıyor gözlerimize.

Kentlerde erkeklerin üstüne yürüyen kadınların, bayrak açıp dağlara yürümek niye hiç akıllarına gelmiyor?

Benim özgürlük imgem, kadınların ayaklarını çektikleri dağlara, çağlayanlara, sahillere doğru hıçkırıyor... Bakışım, kentlerin üstünden kayıp en gidilmez yerde açan çiçeğe ulaşmak istiyor.

Kadınlar kentlerde mi yenildi erkeklere, eğer öyle olsaydı, İstanbul uçağında, sırtımda kayaların ürpertisi yankılanmaz, parmak uçlarımda, suyun patladığı ıssız kaynakların sızısını hissetmezdim...

Uçak havalanmadan önce, "Korkuyorum evet, dedim arkadaşıma, geceleri karanlık bastırınca yalnız kalmak istemiyorum, kurtlar, köpekler saldıracak diye değil, aydan kan damlayacak diye de değil, insandan korkuyorum... İnsanın kadın olanından değil, erkek olanından korkuyorum.

Dağları, ormanları, gecesi gündüzüyle bütün ıssız alanlara adım atarak, dünyayı, yitirdiğimiz yaşamsal sevinç adına geri istemeliyiz biz kadınlar...

Yüksekçe bir dağın tepesine çıkıp içimizdeki korkunun kaynağına inmek için yıldızların altında tek başımıza sabahladığımız bir gecemiz olacak. Issız, insansız bir sahile tek başımıza uyumaya gittiğimiz bir gecemiz daha olacak. Dayanılmaz kalp çarpıntıları geçirip unutulmaz biçimde korkacağız belki, ama çok ışıklı bir genişlik duygusu kazanmış olarak döneceğiz evlerimize. Belki uzun yıllar ormanda gecelemeye cesaret edemeyeceğiz, ormanın gecesi yüzüme kapanacak... Kimbilir, kaç kuşak daha, bir köşesi kopuk, yaralı bir özgürlük duygusuyla son bulacak yaşamı kadınların, ormanlar içine çağıracak kadınları, hep içine çağıracak, ama gözlerini kaçırıp bilmezlenerek bakıp geçecekler, o engel, o engel, durduracak onları, göğüs kafeslerindeki demir!... Düşüncelerim ve duygularım o engeli aşabileceğim güçte değil... Parçalanarak ördürülmüş kadınların dağlara değil de, ormanlara atılıyor olması...

Ormanda yürüyüşe çıkan kadınların tecavüze uğrayarak ağaçların gölgesinde vahşice boğazlanmaları... Çürümüş yapraklar arasında koyulaşan yüzleri, yüzlerimiz... Kadınlar ormanda mı yenildi erkeklere? Binlerce yıl önce, ormanda mı yere düştük? Meyve toplamaya gitmiştik... Eteğimizde mantarlar ve kestanelerle ağaçların altında uyuya kaldık... Rüyadan silkindiğimizde gece bastırmış, karanlık koyulaşırken dünya el değiştirmişti.



Birgün
07/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Kadınlar ormanda mı yenildi erkeklere?" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Kadınlar ormanda mı yenildi erkeklere? (Puan: 1)
Gönderen: monark Tarih: 14.04.2007 Saat: 22:28
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Ne kadar geliştiğini iddia etsede erkekelr iç güdüleri ile hareket eden ilkel canlılardır...Onlar kadar ilkel olmadığımızdandır yenilmişi gibi görünüşümüz.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke