Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 234 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ece Temelkuran: Şeriat mı gelsin, ordu mu?
Tarih: 06.04.2007 Saat: 15:29 Gönderen: karakutu
 

- Ben, şimdi sorsalar "Ordu mu, şeriat mı?" diye, nerden baksan orduyu tercih ederim yani.
- Kardeşim bu memlekete şeriat gelmez ki. Gelebilemez.
- Nerden biliyorsun?
- Yahu bu memlekette Ermeni kültürü var, Rum kültürü var, Batı kültürü var. Gelmez şeriat.
- Yüzeysel bakıyorsun olaya.
- Arkadaş, bu memleket Osmanlı'da bile şeriatla yönetilmemiş, şimdi mi yönetilecek!
- Yüzeyselsin. Geliyorlar işte. Ordu da geliyor ama.
- Yahu arkadaş, sen nasıl orduyu istersin?
- İstiyoruz demedik ki, birini seçmek zorunda kalsak ben ordu gelsin isterim.
- Gelmez diyorum ben sana şeriat, o kadar işte.



* * *

Mahalli bir spor kulübünün, kendilerini üç büyüklerden birine hazırlayan yöneticileri olduklarını tahmin ediyorum. Öğlen rakısı içiyorlardı Boğaz'da. Alçakgönüllü, küçük bir Anadolu yakası meyhanesinde.

Rakı bitmişti de güveçte helvalarını ekmekle sıyıra sıyıra yiyorlardı. Hava güneşliydi. Deniz kıyısına atılmış masalardan birindeydiler. Velhasıl keyifleri yerindeydi yani. En azından öyle olması beklenirdi. Ve fakat seçimler yaklaşıyordu ve Türkiye o öğlen de "kritik bir süreçten" geçiyordu. Bu sebeple "siyaset" konuşuyorlardı. Olayları "ortaya koyuyor", süreci "tahlil" ediyorlardı.
CHP'ye yakın oldukları da belliydi. Masanın en ateşli iki kahramanı arasındaki muhabbet aynen şöyleydi:

- Ben, şimdi sorsalar "Ordu mu, şeriat mı?" diye, nerden baksan orduyu tercih ederim yani.
- Kardeşim bu memlekete şeriat gelmez ki. Gelebilemez.
- Nerden biliyorsun?
- Yahu bu memlekette Ermeni kültürü var, Rum kültürü var, Batı kültürü var. Gelmez şeriat.
- Yüzeysel bakıyorsun olaya.
- Arkadaş, bu memleket Osmanlı'da bile şeriatla yönetilmemiş, şimdi mi yönetilecek!
- Yüzeyselsin. Geliyorlar işte. Ordu da geliyor ama.
- Yahu arkadaş, sen nasıl orduyu istersin?
- İstiyoruz demedik ki, birini seçmek zorunda kalsak ben ordu gelsin isterim.
- Gelmez diyorum ben sana şeriat, o kadar işte.

Demokrasi bir 'kokteyl' midir?

Bu, son derece "derin" tahliller masası muhtemelen bugünlerde birçok yerde kuruluyor. Muhtemelen aynı derinlikte, ikiden seçmeli memleket vizyonları ortaya koyuluyor. Üçüncü bir seçenek yokmuş gibi, olamazmış gibi net ve kesin bir inançla insanlar helvalarını sıyıra sıyıra yiyor. Neden böyle peki?
Üçüncü ve en doğru seçenek elbette laik, sosyal adalete dayanan bir demokrasi. Ve fakat demokrasi denen icat bizim memlekette halk masalarında istenebilecek kadar "avam" değil, daha "elit" bir durum. Tarihsel nedenleri var muhakkak. Ama bir nedeni de bugün demokrasinin algılanma biçimi.

Demokrasi, Türkiye'nin batısında, büyük şehirlerde aydınların gittiği kokteyllerde konuşulan, o aydın bildirilerine ezberden okunan bir dua ismi gibi giren bir "şey".
Demokrasi denince bugün Türkiye "ifade özgürlüğünü" anlıyor sadece. İnsan hakları denince de sadece ifade özgürlüğü anlaşılıyor. Oysa insan hakları dediniz mi ekonomik ve sosyal haklar da var.
Aç kalmama hakkı, sağlık ve eğitim hakkı yani...

Açların demokrasisi

Aydınlar nicedir "eski solcu" durumuna düşmemek için bu sosyal ve ekonomik haklardan söz etmiyor. Düz söylersek, açlıktan, yoksulluktan söz edilmiyor insan hakları ve demokrasi çerçevesinde. Böyle olunca da demokrasi ve insan hakları sadece "tokların" ilgileneceği haklar haline geliyor.
Memleketin Doğu'sunda ise demokrasi ve insan hakları geniş kitlelerce Kürt meselesinin gündeme taşınması için bir "araç" olarak görülüyor. Üstelik, en yoksul bölge olarak ekonomik ve sosyal haklar meselesi en çok orada gündeme gelmesi gerekirken.

Ordu 'teminat' oldu mu?

Kaldı ki o masalara ezberlettirilen ders gereği "ordu laikliğin teminatı", şeriat tehlikesine karşı tek güçlü kale. Oysa öyle mi diye kimse durup düşünmüyor.
Zorunlu din derslerinin bu ülkeye darbeyle birlikte geldiğini bilmek, hatırlamak bile yeterliyken nasılsa bu "teminat ezberi" bir türlü bozulamıyor.
Yapılacak bir tek şey var:

Demokrasinin en çok yoksullara gereken bir şey olduğunu anlatmaya başlamak. İnsan hakları denen şeyin yoksul çocukların, zengin çocukları gibi yiyebilmesini, okuyabilmesini sağlamak için icat edilmiş bir şey olduğunu söylemek. Böylece bu memleketin yoksullarının, İslamcı örgütlenmelerin yardımlarıyla "kullaştırılmaktan" kurtulmaları, şeriat korkusuyla "darbe sevici" olmaları engellenebilir.
 


Milliyet
06/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.66
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Şeriat mı gelsin, ordu mu?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke