Milli gelir ortalaması 1000 dolara yaklaşan Yemen'in bazı yönleri vah vah
dedirtecek cinsten, bazı yönleri ise iç açıcı
Osmanlı'nın sınır vilayetlerindeki sıkıntılarını yaşatan iki türkü herkesin
malumudur. Birisi Estergon ile ilgili olanı; satvet devrinin bu ünlü kalesi elan
hafızamızda... İkincisi, yani "Havada Bulut Yok" Hint Okyanusu'nun Kızıldeniz
ağzını kontrolden vazgeçemeyen bir eski imparatorluğun çilesini yansıtır.
Osmanlı'yı uğraştıran Yemen aşiretleri 20 milyon nüfuslu bu ülkede elan iktidar
için en büyük sorun. Milli gelir ortalaması 1000 dolara yaklaşan Yemen'in bazı
yönleri vah vah dedirtecek cinsten, bazı yönleri ise iç açıcı. Tabiat gibi
şehirlerde de özgün bir güzellik var ve burada çirkinliği ananenin sağlamlığı
önlüyor.
Yemenli için ananeye sadakat hayatın her safhasında bir düstur; şehrin güzel
yerinde ayda 150 dolara güzel bir daire kiralarsınız, kira gelirinin düşüklüğü
camların vitray ve duvardaki alçı süslemelerin zarafetle yapılmasına mani değil.
Başkent Sana'a'nın "Bab-ı Yemen" denen eski şehri, UNESCO koruması olmasa da
korunmuş.
Arazi için cinayet
Yemen'in nüfusu 20 milyon, yüzölçümü 500 bin kilometre kare kadar, ekili
araziden daha kıymetli bir unsur yok; hangi araziyi alsanız alıcısının yanında
hesaba katmadığınız başka mal sahipleri ortaya çıkıyor ve mahkemelik
oluyorsunuz. İnsanlar bellerinde taşıdıkları güzel cenbiyeleri insan öldürmekte
kullanmıyor.
Bütün hatunlar peçeli olmasına rağmen, namus cinayetleri ne bizdeki ne de Girit
adasındaki kadar yüksek oranda. Cinayet arazi için işleniyor.
Dünyanın en nadide bitkileri ve ilginç ağaçları Yemen'de. Sedir denen ve galiba
vücudu ve dişi temizleyen misvakın da çıkarıldığı ağaçlar, çöl bitkileri ve
mango, muz, karpuz, narenciye türlerinin rekabet edemeyeceği kadar pahalıya
satılan ürün ise "kat" yaprağı.
Öğle saatlerinden itibaren bütün adamların yanakları şişkin; böylelerine "mehazin"
yani depocu diyorlar. Kat yaprağının karaciğerde yarattığı tahribattan olacak,
nar suyu tüketimi de onunla paralel gidiyor ve ardından da çok şekerli tatlı ve
helva... Resmi rakamların ifade ettiği milli gelir ortalamasına inanmak mümkün
değil; çünkü bir torba katın fiyatı üç dolardan başlayıp 100-150 dolara kadar
çıkıyormuş.
Öğleden sonra altı-yedi saat kat çiğnemek, arkadaşsız olmuyor. Büyük tüccarlarla
ahbaplık edeyim derken, bir Rus sefiri kat çiğnemeye alışmış ve votkayla
karıştırınca işin tadını kaçırmış.
Çiğneyince nasıl bir keyfe ulaşıldığını ben bilemem ama şuurun kaybolmadığı
açık, güya alışkanlık da yapmıyormuş; olabilir. Nitekim senelerini Amerika'da
kat çiğnemeden geçiren Yemenli ülkesine döndüğünün ilk günü anasının köftesini
özlemişçesine kat seansına oturuyor. Maziye göre bir değişiklik var, artık kat
çiğneyerek iş yapmayı öğrenmişler.
Ticarete yetenekli bir halk
Dışarıda çalışıp dönen Yemenlinin ülkesinden vazgeçemeyeceğinin en iyi örneği İb
şehri; bu şehir yurtdışında kazanılan paralarla zenginleşmiş.
Yemen sıcak, özellikle güneyi kışı değil baharı bile pek yaşamıyor. Güney ile
kuzey 1990 anlaşması ile birleşti ama bu anlaşma kuzeyli aşiretlerin şimdiki
cumhurbaşkanı Abdullah Salih'in örgütlemesi ve güneye kitleler halinde hücum
etmeleriyle 1994'te gerçekleşti. Kısacası Gorbaçov'dan beri her yerde hadisesiz
çekilen Sovyet tipi sosyalizm, Yemen'de ancak bir iç savaş ile çekildi.
Dünyada "Mesut Arabistan" veya "Yemen-i Saide" denen bu ülke kadar köylülerin
zahmet çektiği yer azdır. Ama coğrafi konumu ve sabit iklimi de sakinlerine
ihanet etmiyor. Ektiğin kadarını biçiyorsun. Mart-nisan ve ağustos ayı
yağmurları tabiatı beslemeye yetiyor.
Yemen turizme henüz açılıyor ama ülkenin mimari birikimin etkisinden olacak;
Sana'a'daki Mövenpick ve Taiz'deki Sofitel gibi oteller klasik Yemen mimarisinin
modern yansımaları. Eskinin ortasında turistik bir garabet olarak durmaktan çok,
o ülkenin tarihi ihtişamına hürmet ederek yükselen yapılar.
Petrol gelirleri henüz ülkeyi yeterince canlandıracak safhadan uzak, sanayi
yavaş kuruluyor. Ama ticarete yetenekli bir halk. Yemen'in Türkiye ile olan
ticareti yıllık 200 milyon dolar hacminde. Bu hacimle Türkiye dördüncü sırada.
Buna rağmen Çin, ABD, Almanya, Britanya gibi ülkelerin elçiliklerinde kalabalık
uzman kadroları çalıştığı halde; Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği'nde Büyükelçi
Türel Özkarol'un haklı olarak yakındığı gibi sadece iki memur var. Bazı halde
Türk diplomatlarının zor hayatları olduğunu kabul etmek lazım.
Gelecek hafta devam edeceğiz.
Fax: (0312) 427 20 64
Milliyet Pazar
24/02/2007