Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 222 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ahmet Oktay: Bir çığlık: Hayatımı sattım
Tarih: 01.04.2007 Saat: 23:15 Gönderen: karakutu
 

Paranın yozlaştırıcı etkisini şairlerin, romancıların iktisatçılardan çok daha önce fark ettiklerini anımsatmak gerekir bu noktada. En başta da hiç kuşkusuz Shakespeare'i anmalıyız. İktidar ve para hırsı üzerinde çok durmuş olan büyük şair, Atinalı Timon adlı oyununda ünlü tiradında Timon şöyle der:

"Altının bu kadarı karayı ak, çirkini güzel
Yanlışı doğru. Soysuzu soylu, yaşlıyı genç
Korkağı yiğit etmeye yeter de artar bile
Hadi git, adı batası çamur
Seni bütün insanlığın ortak orospusu seni
Sen değil misin millet sürülerini birbirine düşüren".



* * *

Balzac, Sönmüş Hayaller üst başlıklı üçlemesinin son kitabı Bir Yaratıcının Çektikleri'nde, parasal sorunlar üzerinde daha ilk sayfada kılı kırk yarmaya başlar : Romanın baş kişisi Lucien aracıya "on metelik" verir, kayıkçıya "üç frank" öder, yol boyunca yiyeceğine "iki franktan" fazla harcamaz ; cebinde sadece "yüz metelik" kalır. Romanın sonuna kadar böyle gider bu.

Üçlemenin öteki iki cildi, İki Şair ve Taşralı Bir Büyük Adam Pariste'nin içeriği anımsanınca şu yargıya varılabilir rahatlıkla: Para neredeyse üçlemenin baş eyleyenidir. Yaşadığı zamandaki Fransız toplumunun yazmanı olma görevini üstlendiğini söyleyen Balzac, Sönmüş Hayaller'in bütününde edebiyatın metalaşmasını ve yazarın piyasa koşullarına yenilmesini anlatır: Basın sanayiine eklemlenen ve Pazar ilişkileri çerçevesinde kurulup işleyen piyasa, kendi ilkelerine sahip çıkmak ve sanatını özgürce gerçekleştirmek isteyen şairi yenik düşürür.

Herkesin zengin ve ün sahibi olmayı istediği, bunun için dövüştüğü bir ortamda şiir para getirmemekte, ortamın benimsediği ve önemsediği değerler ise, ne yazık ki Lucien'in yaratmak istediği şiire uygun düşmemektedir. Gerçeklik güzelliğe içkinleştirilememektedir. Şaire kalan, önce ailesini sonra kendisini kurtarabilmek için "satışa çıkmak"tır: Lucien, böylece Balzac'ın bu romanında bir İspanyol Papazı kılığında dolaşan kötü kahramanı Vautrin'in hizmetine girer. Kardeşine gönderdiği 15 bin franka eklediği mektupta şöyle der: "Kendimi öldürecek yerde, hayatımı sattım".

Gerçekte; Lucien para sayesinde toplumda yer edinir, buna karşılık bireyliği yitirir. Aşk dâhil, kazandığı her başarıda, insanal özünden verdiğini, yapaylaştığını, bir zamanlar eleştirdiği toplumsal mantığını benimsediğini ve vahşileştiğini anlar. Zaten eylemlerinde de özgür değildir. Yaşamını sağlayan, onu servete ve üne kavuşturan Vautrin'e ait bir metadır;

onun kölesidir. Böylece onca istediği, mutluluğun ön koşulu gibi gördüğü para, yoksulluk döneminden çok daha fazla mutsuz eder Lucien'i. Yoksulken yapamadığını varlık içinde yüzerken yapar: Öldürür kendini.

Para, Balzac'ın yapıtını bir fay gibi boydan boya geçen bir izlektir. Goriot Baba gibi en tanınmış romanlarından az bilinenlere, İnsanlık Komedyası'nın bütün kitapları parayla mutluluk arasında neredeyse doğal bir karşıtlık görür. Para, ancak insanal değerlerin elden çıkarılmasıyla edinilir ve insan, yalnızca parayla ve para karşılığında sınanır. Güç'ün ve kötülüğün simgesidir adeta. Varlığıyla da yokluğuyla da değersizleştirir insanı. Bu noktada, Dostoyevski'yi anımsamamak olanaksızdır. Suç ve Ceza'da olsun Karamazof Kardeşler'de olsun, anlatının, varlığı her yerde duyumsanan en etkin kişisidir para. Ana kişilerin etkinliği paraya göre konumlanmıştır: Aşk, dostluk, özgürlük ve cinayet. Suç ve Ceza'nın baş kişisi yoksul ama iyiliksever üniversite öğrencisi Raskolnikov, daha romanın başında kendiliğinden biçimde, neredeyse içgüdüsel olarak öldürmeye karar verir tefeci kadını: Paraya kendisinden çok öteki insanlar için gereksinim duyar. Büyük açmaz buradadır: İyilik etmek için kötülük yapmak. Raskolnikov, tefeci kadının evine her gidişinde cinayetinin provasını yapmakta, psikolojik açıdan kendini cinayete hazırlamaktadır.


Paranın yozlaştırıcı etkisini şairlerin, romancıların iktisatçılardan çok daha önce fark ettiklerini anımsatmak gerekir bu noktada. En başta da hiç kuşkusuz Shakespeare'i anmalıyız. İktidar ve para hırsı üzerinde çok durmuş olan büyük şair, Atinalı Timon adlı oyununda ünlü tiradında Timon şöyle der:

"Altının bu kadarı karayı ak, çirkini güzel
Yanlışı doğru. Soysuzu soylu, yaşlıyı genç
Korkağı yiğit etmeye yeter de artar bile
Hadi git, adı batası çamur
Seni bütün insanlığın ortak orospusu seni
Sen değil misin millet sürülerini birbirine düşüren".

 


Birgün
23/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Kitap Tenkidleri
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Kitap Tenkidleri:
Doğunun Limanları - Kitap Özeti


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Doğunun Limanları - Kitap Özeti
Sinsi uyuzluklar ve şeffaflık limanları
1937-1938’de Dersim’de neler oldu?
Moya Brennan - Change My World
Abba - Fernando
Bir İstanbul klasiği: Kitap Fuarı
Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt
Hangi kitaptan sinemaya uyarlanırdınız?

"Bir çığlık: Hayatımı sattım" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke