Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 238 Üye Adayı ve 15 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Rasim Özdenören: Sözün tükendiği yer
Tarih: 01.04.2007 Saat: 11:59 Gönderen: karakutu
 

Bir noktadan sonra sözün tükendiği sınırlar başlıyor. Orada, bir bakıma eylem de tükenmiş oluyor.

Çünkü söylenenin de, yapılanın da boşa gittiği bir alanın ortasıdır orası.

Orası, sözün yetersiz kaldığı yerdir.



Gene de insan çaresizlikten bir şeyler yapmaya kalkışabilir. Eğer karşınızda sizi anlayan birini bulabilirseniz ne âlâ, değilse oradaki çırpınışlarınız da anlamsızın dibini boylayabilir.

Dosto'nun Karamazof Kardeşler'inde bir emekli yüzbaşı tipi vardır. Yüzbaşılıktan emekliye ayrılmış, geçiminde zorlanan, fukara, aynı zamanda onuruna düşkün biri... Karamazof kardeşlerden Dimitri, ona yardımda bulunmak ister. Bir biçimde ona para vermeyi dener. Emekli yüzbaşının bu paraya ölümüne ihtiyacı vardır. Parayı ilkin kabul eder. Fakat sonra birden her nasılsa fikrini değiştirir. Bağırıp çağırmaya başlar. Ve parayı yere atıp üstünde tepinir, “paranız başınıza çalınsın” diye küfürler savurur. Oniki yaşlarındaki oğlu da babasının hareketlerini biraz korkarak, biraz hayranlıkla izler. Dimitri, durumu, kardeşi Alyoşa'ya bildirdiğinde, o, şu yorumu getirir: Yüzbaşıya şimdi o parayı yeniden ver. Bu kez kabul edecektir. Çünkü o, parayı içtenlikle reddettiğini, dahası parayı ayakları altına alıp çiğneyerek ona hakarette bulunduğunu göstermiştir. Onurunu kurtarmıştır. Artık kabul etmemesi için sebep kalmamıştır. Gerçekten de ikinci defa münasip bir yolla teklif edilen parayı kabul eder.

Buradaki yüzbaşı, kendisine ilk kez para sunulduğunda, tam da sözün tükendiği bir sınırın içine gömülmüş bulunuyordu. Onun, söyleyeceği hiçbir söz, insanların üzerinde, kendisine teklif edilen parayı ayaklarının altına alıp çiğnemesinden daha sarsıcı bir etki bırakamazdı.

Siyaset alanı, şimdi söylediğimiz anlamda sözün tükendiği, fakat eylemin başladığı bir alanı işaret eder. Denecek ki, sözün tükenip eylemin başladığı yer savaş alanına delalet etmez mi? Burada, hangi bağlamda konuştuğumuz üzerine dikkatinizi bir kez daha yöneltmenizi isterim. Siyasetin kendisi, kendiliği, doğrudan eylem alanının ortasıdır. Siyasetçi eylemini (onun eylemi hizmet + inşaî işlerdir) yapar, bırakır. Artık orada konuşacak olan eylemin kendisidir. Bu yüzden siyasetçinin dediğine değil, fakat yaptığına, herkesinkinden daha çok itibar edilir. Şayet siyasî eylem yetersiz kalıyorsa, başka herhangi bir diplomatik teşebbüse yer kalmamışsa veya yer bırakılmamışsa, orada kaba güç devreye girer. Yani savaş… Savaş, farklı bir dilin, güç kullanımının konuşturulduğu alanın adıdır.

Siyasetçi kararlarıyla, kararlarının isabetiyle (veya isabetsizliği ile) konuşur, konuşturulur. Onun, fazladan kelime üretmesine, lafızlara başvurmasına fazlaca gerek yoktur. Böyle olduğu içindir ki, o, konuşmasında tasarruflu davranmaya özen göstermek zorundadır. Çünkü onun lüzumsuz olarak sarf ettiği her kelime, onu istemediği bir alana çekmeye hazır bekler. Eylem yerine kullanılan her kelime siyasetçi indinde bir başka eylemi temsil eder. Onu zorda bırakan da, zorluktan kurtaran da tasarruf ettiği lafızdır.

Eylemini ikmal etmiş bir siyasetçiye, şayet konuşmaya devam ediyorsa, daha önce aklın nerdeydi, diye sorarlar.

Eylemini yürütmekte olan siyasetçi ise yapıp etmeleri ile sorgulanır. Kuru gürültüye pabuç bırakıp bırakmadığı da onun eylemi cümlesindendir: o, ondan da sorgulanır.


Yenişafak
01/04/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Sözün tükendiği yer" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke