Dünyanın en fakir ülkelerinden açlık ve susuzluğun pençesi altındaki Nijer’de,
hayatın bütün ağır yükünü kadınlar taşıyor. Kız çocukları küçü yaşta sünnet
ediliyor, 13 yaşında evlendiriliyor, çok eşli evliliğin yaygın olduğu ülkede
çocuk yaşta 'anne' oluyorlar. Yanlış doğum uygulamalarından dolayı fistül (idrar
kaçırma) hastalığına yakalanan 200 bin kadın için Türkiye'den bir el Nijer'e
uzanıyor...
Orta Afrika ülkelerinden 12 milyon nüfuslu Nijer son yıllarda yaşadığı kuraklık
ve çekirge istilasının ardından dünya kamuoyunun gündemine geldi. 1960 yılına
kadar Fransa’nın sömürgesi ve nüfusunun çoğunluğu Müslüman, topraklarının yüzde
88’i ise çöl olan ülkede, nüfusun üçte biri açlık tehlikesiyle karşıya karşıya
bulunuyor. Yetersiz beslenen yaklaşık bir milyon çocuktan 150 bininin geçen yıl
öldüğü Nijer’de, halen 280 bin çocuğun da ölümle burun buruna geldiği
belirtiliyor.
Bebek ölüm oranının binde 257, ortalama yaşam süresinin ise 39 olduğu ülkede,
kadın olmanın diğer bir adı bu ülkedeki kadınlar tarafından "ızdırap" olarak
adlandırılıyor.
Bebek yaşta ölmeyen 4 çocuktan 3’ü olarak yaşamlarını devam ettirme şansı
yakalayan çocuklardan kız olanların çilesi 6 yaşlarında başlıyor.
Nüfusunun yüzde 15’i şehirlerde, yüzde 85’i ise kırsal kesimde yaşayan Nijer’de,
kadın 6 yaşına gelince evinin yükünü sırtlamaya başlıyor. Sırtına bağladığı
küçük kardeşiyle birlikte kırsalda tarlalarda çalışmaya başlayan minik kız
çocukları, şehirlerde ise ellerine aldıkları tabakları yemek artıklarıyla
doldurmak için hayat kavgası veriyor.
Ülkenin başkenti Niamey sokaklarında binlerce 6-9 yaş arasındaki kız çocuğu,
sırtlarına bağladıkları kardeşleriyle lokantaların önlerinde bekliyor. Minik kız
çocukları, sırtlarına bağladıkları kardeşleriyle açık alandaki lokantalarda
yemek yiyenlerin geride bıraktıkları artıkları almak ve evlerine götürmek için
mücadele veriyor.
Ülkede bedava iş gücü olarak da görülen kadın, evinin işini görüyor, ısınma ve
yemek yapmada kullanmak için ağaç topluyor, tarlada çalışıyor, çocuk bakıyor ve
hayatın bütün yükünü sırtına alarak kocasına ve ailesine hizmet ediyor.
Çok eşli evliliğin yaygın olduğu ülkede, kadının hayatın tüm yükünü sırtına
alması ise yine anlam ifade etmiyor Nijer’de... Çünkü kadının bu yaşamı da
kocasının iki dudağı arasında... Evlenmenin 30 avro gibi düşük fiyata mal olduğu
ülkede, evin erkeği ikinci, üçüncü, hatta dördüncü evliliğini yapabiliyor.
Kadın, kocasının bu evliliklerine itiraz etme şansına sahip değil. Eğer erkek,
beşinci kez evlenmek istiyorsa, eşlerinden birini boşayarak, sokağa terk ediyor.
Nijer’de kocası tarafından terk edilen ve ailelerinin de bakmadığı çok sayıda
kadın sokaklarda açlıktan ölmemek için mücadele ediyor.
Nijer genelinde okuma yazma bilen yüzde 13 oranındayken, bu durum kadınlarda
yüzde 6’lara kadar düşüyor.
İNSANIN KANINI DONDURAN GELENEK...
Nijer’de kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesi ise bu ülkede yaşanan
dramın bir başka ayrıntısı... Kız çocukları bu ülkede hayatın ne olduğunu
anlamadan en fazla 13 yaşlarında evlendiriliyor. Erkek çocuklarını evlendiren
aileler de gelinlerini daha çok hayatın yüküne omuz vermeleri için erkenden
almayı tercih ediyorlar.
Erken yaşta evlenen kız çocukları ise küçük yaşta doğum yapmaya zorlanıyor.
Ülke genelinde 200 doktorun bulunduğu ve bu doktorlardan sadece 4’ünün kadın
doğum uzmanı olduğu Nijer’de, doğumların yüzde 85’i kırsal kesimde ilkel
koşullarda gerçekleştiriliyor. Yanlış ve zorla doğum sırasında mesaneyle hazne
arasında yırtık oluşması sonucu kadınlar fistül (idrar kaçırma) hastalığına
yakalanıyor.
Bu ülkede, fistül hastalığına yakalanan kadının yaşamı ise ölümden daha beter
hale geliyor... Fistül hastalığına yakalanan kadın, kocası tarafından çocuğuyla
birlikte sokağa terk ediliyor. Sokağa terk edilen fistül hastası kadınlara
aileleri de sahip çıkmıyor. Yine bu kadınlar koktukları için toplum tarafından
da dışlanarak yalnızlığa terk ediliyorlar. Çoğu şehirlerin dışında, ağaçların
altında gündüzleri çocuklarıyla vakit geçiren bu kadınlar, geceleri ise
çöplerden topladıkları yiyeceklerle hayatta kalmanın mücadelesini veriyorlar.
Nijer Sağlık Bakanlığı yetkilileri, 12 milyon nüfuslu ülkede 200 binin üzerinde
fistül hastası kadının bulunduğunu ve bu kadınların ameliyat edilip sağlıklarına
kavuşturulması için proje hazırladıklarını belirtiyorlar.
Fistül hastalığından basit bir ameliyatla kurtulmanın mümkün olduğu
belirtilirken, ülkedeki doktor azlığı ile halkın fakirliği bu ameliyatın
masraflarını karşılamaya engel oluyor. Parası olan kadınlar ise hastane
önlerinde aylarca "belki sıra bir gün bize gelir" umuduyla aylarca bekliyorlar.
Ancak hasta sayısının fazla olması, doktor sayısının ise az olması, parası olan
fistüllü kadınlara "umuttan" başka bir şey vermiyor.
Ülkede "ölüm öncesi çekilen azap" olarak adlandırılan ve toplumda yalnız kalan
fistül hastası kadınlar, gelişmiş ülkelerden destek bekliyor.
TÜRKİYE'DEN YARDIM ELİ UZANIYOR
Nijer’deki bu dramı öğrenen Türkiye’deki insanı yardım kuruluşları, ülke
genelinde sadece 4 kadın doktor uzmanının bulunduğu Nijer’e yardım elini
uzatıyor.
Yeryüzü Doktorları Derneği (Worldwide) Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. İhsan
Karaman, geçen yıl Nijer’de yaşanan kuraklık ve salgın hastalıkların ardından
Türkiye’deki gönüllü doktorlarla burada sağlık hizmeti sunduklarını bildirdi.
Nijer’de bu sırada yaptıkları çalışmalarda fistül hastalığının yoğun olarak
yaşandığını tespit ettiklerini ifade eden Doç. Dr. Karaman, ayrıca bu kadınların
eşleri ve toplum tarafından dışlanmalarından ise çok etkilendiklerini kaydetti.
Doç. Dr. Karaman, Nijer’de 200 binin üzerinde fistül hastası kadın bulunduğunu
ve bu kadınların ölüme terk edildiklerini belirterek, "Ülkede yeterli doktor
bulunmaması ve maddi imkanın olmaması kadınların bu hastalıktan kurtulmalarını
mümkün kılmıyor. Bu nedenle bu kadınlara el atmak için proje hazırladık" dedi.
Doç. Dr. Karaman, hazırladıkları projeyi Deniz Feneri Derneği, Nijer Sağlık
Bakanlığı ve Nijer’de bulunan kadın kuruluşu Dimol’le birlikte yürüteceklerini
bildirdi.
PROTOKOL İMZALANDI
Nijer Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile Doç Dr. Karaman, Deniz Feneri Derneği
Genel Başkanı Engin Yılmaz ve Dimol kadın kuruluşu temsilcisinin katılımıyla
fistül hastalığına yakalanan kadınların tedavisi için protokolün imzalanması
başkent Niamey’de gerçekleştirildi.
Doç. Dr. Karaman, protokol kapsamında, Dimol tarafından ülkedeki fistül hastası
kadınların tespit edileceğini ifade etti. Bu kadınların daha sonra öncelik
sırasına göre Niamey dışında bulunan Dimol’e ait "Fistül Kurbanı Kadınların
Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi"nde bakıma alınacağını belirten Doç. Dr.
Karaman, Türkiye’den derneklerinin üyesi gönüllü doktorların ise Nijer’e gelerek
bu kadınları hiç ücret almadan ameliyat yapacaklarını bildirdi.
Doç. Dr. Karaman, ameliyat yapılıp sağlıklarına kavuşturulacak kadınların 3 ay
boyunca Dimol’e ait rehabilitasyon merkezinde bakımlarının üstlenileceğini ve bu
kadınlara meslek öğretileceğini bildirdi.
Sağlığına kavuşan ve meslek öğrenen bu kadınların daha sonra ailelerine teslim
edileceğini anlatan Doç. Dr. Karaman, "Daha önce ölüme terk edilen bu kadınları
yapacağımız çalışmayla yeniden yaşama döndüreceğiz" dedi.
Doç. Dr. Karaman, projenin yaşama geçebilmesi için Türk halkının desteklerine
ihtiyaçları olduğunu ifade etti.
1000 DOLAR BİR YAŞAMI KURTARACAK...
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Engin Yılmaz ise Yeryüzü Doktorları ile
yapacağı bu çalışmada bir kişinin ameliyat ve 3 aylık yeme, içme, barınma ve
rehabilite eğitiminin toplam 1000 dolara mal olacağını kaydetti.
Çocuklarıyla birlikte ölüme terk edilen fistül hastası bu kadınları kurtarmak
için Türkiye adına çok önemli bir girişimde bulunduklarını vurgulayan Yılmaz,
şöyle konuştu:
"Bu insanlara insanlık adına sahip çıkmamız lazım. Çünkü yaşamları gerçekten
yürek burkuyor. Bizim sevmeye kıyamadığımız çocuklarımız yaşındakiler burada
evlendiriliyor. Çocuk yapmaya zorlandıkları için de o küçücük bedenleri buna
dayanamıyor. Bu çocuklar fistül hastası olup, çocuklarıyla birlikte yalnızlığa
ve ölüme terk ediliyor. Türk halkı, bir kez daha yardım severliğini bu
çalışmamıza destek vererek gösterecektir."
KADIN SÜNNETİ...
Nijer’de bir başka dram ise Afrika kıtasının bir çok ülkesinde kızların sünnet
ettirilmesi uygulaması...
Nijer hükümetince yasaklandığı belirtilen bu uygulamanın halen ülkenin kırsal
kesimlerinde sürdürüldüğü belirtiliyor.
Nijer Sağlık Bakanlığı yetkilileri, ülke genelinde kadınların yüzde 5 ila
30’unun sünnet edilmiş olduğunu söylediler. Tillaberi ve Diffa bölgelerinde her
üç kadından birinin bu geleneğin mağduru olduğunu belirten yetkililer,
kadınların anestezi ve steril malzemenin yokluğunda sünnet edilmesinin acı,
travma ve HIV/AIDS’e yakalanma riskini artırmasının yanı sıra adet ve doğum
problemleri gibi uzun vadeli sorunlara da yol açtığını bildirdiler.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, UNICEF’le birlikte ülkede kadın sünnetinin sona
erdirilmesi için medya, dini liderler ve kamu görevlileri ile birlikte
duyarlılık yaratma kampanyaları yürüttüklerini kaydettiler.
Kadın sünneti; kadın cinsel organının bir parçasının veya tamamının kesilmesi
anlamını taşımaktadır. Bu operasyon ilkel koşullarda yapıldığı için bazen aşırı
kanama, mikrop kapma, travma ve acıyla sonuçlanmaktadır. İleride cinsel ilişki
ve çocuk doğurmada zorluklara da neden olmaktadır.
12 YAŞINDAKİ RABİA’NIN DRAMI...
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Engin Yılmaz ve Yeryüzü Doktorları Derneği
Türkiye Şubesi Başkanı Doç. Dr. İhsan Karaman, Dimol adlı kadın kuruluşuna ait
"Fistül Kurbanı Kadınların Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi"nde de incelemelerde
bulundu. Burada ameliyat olmayı bekleyen fistül hastası kadınları ziyaret eden
Türk heyeti ilginç bir olayla da karşılaştı. Yanlarında getirdikleri
çikolataları çocuklara dağıtan heyet, söz konusu çocuklar arasında bulunan bir
kız çocuğunun yüzünü gizlemeye çalıştığını gördü. Bu kız çocuğunun da fistül
hastası olduğunu öğrenen Türk heyeti, şaşkınlığını gizleyemedi.
Henüz 12 yaşında olduğu belirtilen Rabia adlı minik kız çocuğunun geçen yıl 7
aylık hamileyken düşük yaptığı ve fistül hastalığına yakalandığı belirtildi.
Kocası tarafından terk edilen, ailesi tarafından da dışlanarak sokaklarda
yaşamaya başlayan Rabia’ya Dimol adlı kadın kuruluşunun sahip çıktığı ifade
edildi. Rehabilitasyon Merkezi yetkilileri, Rabia gibi merkezde onlarca kadının
bulunduğunu ve bu çocukları ameliyat ettirebilmek için maddi desteğe ihtiyaçları
olduğunu kaydettiler.
FİSTÜL HASTALIĞI...
Nijer’de, doğumların yüzde 85’i kırsal kesimde ilkel koşullarda
gerçekleştiriliyor. Fistül hastalığı yanlış ve zorla doğum sırasında mesaneyle
hazne arasında yırtık oluşması sonucu kadının idrarını tutamaması olarak
adlandırılıyor. Tedavisi ameliyatla yapılan bu hastalık Nijer’de
imkansızlıklardan dolayı "kadının ölüm öncesi çektiği azap" olarak tanımlanıyor.
Milliyet
14/03/2007
Yeryüzü Doktorları hakkında geniş bilgi için
http://www.yeryuzudoktorlari.org