Serdar lafı bitirdi: Türkiye,
modern olamadan post-modern olmuş bir ülkedir. Üstelik bir yanıyla öyle, bir
yanıyla son derece
ilkel.
Modern olmak, aynı zamanda birey olmak demektir. Önce birey olacaksınız ki,
post-modern aşamada ('post' demek 'sonrası' demek, koyun postuyla ilgisi yok)
bireyciliğin iyice bokunu çıkarıp uçuk kaçık serserilik
edebilesiniz.
Ne oluyor? Böyle bir ülkede kızını bir çocukla elele tutuştuğu için öldüren
babayla, uyuşturucu kullanan eşcinsel fahişe yanyana rahat rahat yaşayabiliyor.
Tıpkı son model araba kullanan sıkmabaş
hatun gibi, kimisi kaldırım kenarında
kasap bıçağıyla koyun boğazlarken kimisi de Internet'ten 'tıklama' yöntemiyle
sanal kurban kesiyor, yani keser gibi yapıyor.
Ziraat Bankası kuyruğunda sürünen emeklilerle bankanın
sitesinden 'sanal kredi
kartı' kullananlar gibi yani.
Biri geride kalmış, öteki fazla ileri gitmiş iki örnek. Birey olan 'kurban
murban kesmiyorum ulan' diyebilir ancak.
Birey, bir yandan başını örtüp bir yandan
göbeğini açmaz.
İncil dağıtılmasına karşı çıkıp Kuran dağıtmak gibi tepkiler de göstermez.
Devrimcilik oynayan çocukların birbirleriyle sevişebilmek için örgüt
yöneticisine 'devrim nikahı' kıydırmaları da ancak
Türkiye gibi bir yanıyla çok
gerilerde kalmış, bir yanıyla fazla uçmuş ülkelerde mümkündür. Birey, gönlü
isteyince, canı çekince nikahsız da yatar.
'Çelişkiler ülkesi' tanımı hem toplumun bu 'iki gerçeği birlikte yaşama'
garabetinden, hem de insanların bu iki gerçeği 'içselleştirmiş' olmalarından,
kafalarının bir köşesiyle öyle, bir ucuyla böyle durumda kalmalarından
kaynaklanıyor.
Birey, kara çarşafın içine meme uçları ve apışarası deliği
açıkta bırakılmış iç
çamaşırı giymez.
Çarşaf giyen de sinema karanlığında konuştuğu çocukla yiyişmez.
Noel çamını yılbaşında dikmez, ikisinin arasında bir hafta süre vardır.
Aslına bakarsanız,
Müslüman da Hristiyan yılbaşını kutlamaz. Ama biz bu
saçmalığı 'zarar yok, maksat gülmek eğlenmek' teranesiyle gazete sayfalarından
da pompalarız. Madem öyle, 9 Şubat'ta da Budist yılı başlıyor (Maymun yılı
bitiyor, Horoz yılına
giriyoruz), onu niçin kutlamıyorsunuz?
Hummer cipinin arkasında ekmek arası köfte ve çöp şiş satmak gibilerden bir
çelişki...
Bu kültür çorbası, hem yüzde yüz doğulu ya da yüzde yüz batılı olamamakla, hem
de modern olmadan post-modern 'takılmakla' mümkündür.
Orhan Kemal okumadan Perihan Mağden, Oğuz Atay okumadan Ahmet Altan okunmaz.
Nefi ya da Baki okurken birdenbire Küçük İskender'e ya da
Murathan Mungan'a da
atlanmaz. Arada aşamalar vardır.
Türkiye bir yanıyla çok direndi ve çok geç kaldı, öbür yanıyla yeni çağa
kayıtsız şartsız tam teslim oldu.
Onun için okuma yazma bilmeyen ninelerle
bilgisayar çökerten bacaksızlar
yanyana...
Bu bir 'kültürel şizofrenidir', çift kişilikli toplum. Daha doğrusu 'kimliği
parçalanmış, kırılmış' toplum. Hem doğulu hem batılı, ne doğulu ne batılı. Hem
köylü hem şehirli, ne köylü
ne şehirli. Hem ilkel hem çağdaş, ne ilkel ne
çağdaş. Latince terimi ben uydurdum, telif hakkı istemem.
Kiminizin el öpme turlarıyla ve 'kabristan ziyaretinde', kiminizin Avrupa'da
kumar oynayarak, kiminizin namaz kılarak
kiminizin rakı içerek, kiminizin hac
seferinde kiminizin cici mama peşinde geçireceği bayramınızı kutlarım.
Akşam
20/01/2005
|
| |
İlgili Bağlantılar
|
|
Haber Puanlama
|
|
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
Seçenekler
|
|
|