Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 98 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Şiir gibi yaşayanlar...
 SINIF, TÜKETİM ve ''MÜSLÜMANLAR''
 Uyanıştan önce
 gerisi hikaye...
 CİHAN DEMİRCİ- KARİKATÜR
 Lale Müldür
 SUNA PEKUYSAL
 Molla Nasreddin Azerbaycan 2008 Karikatür Yarışması
 Nilgün Marmara
 Kendimiz Olabilmek
 Mutfak Üzerine
 İNSAN DEMLEYEN; ÇAYCI
 komşuuuuuuu...
 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Engin Ardıç: İçinden tren geçen saray
Tarih: 28.02.2007 Saat: 23:48 Gönderen: karakutu

 

Hıyarlığın cumhuriyet döneminde başladığını düşündük, yanıldık... Osmanlı da aynı haltı yemişti.

Çünkü efendimiz "memlekete şimendifer gelsin de isterse yatak odamdan geçsin" demişti.

Böylece, dünya uygarlığına "dibine futbol stadı yapılan ilk saray"dan önce, "bahçesinden demiryolu geçen ilk saray" örneğini hediye ettik!



Tren geçince elbette Askeri Tıbbiye de kuruldu o bahçeye (GATA’nın Ankara’ya taşınmış olması size gülünç gelmiyor mu, bozkırda Gülhane?), jandarma karakolu da, çay bahçesi de... Ne İncili Köşk kaldı, ne Mermer Köşk, ne Yalı Köşkü, ne Şevkiyye Kasrı...

Artık oralarda kaçak et de kesiliyordu, oğlan da satılıyordu...Sarayın duvardibi Sulukule surdibine dönmüştü.

Tövbe, Sepetçiler Kasrı kaldı ama oraya da giden yok, çünkü artık gazeteciye sapa... Cağaloğlu’ndan inebilirdik ama İkitelli’den ya da Davutpaşa’dan kalkıp da Sirkeci’ye çay içmeye gidilmez. Rakı içmeye de gidilmez. Ancak Basın-Yayın İl Müdürlüğü’ne "iş takibine" gidilir, bizim yeni sarı kart Ankara’dan geldi mi, falan.

Niçin, Avrupa tren istasyonu Aksaray’a yapılmamıştır?

Topografya açısından en uygun bölge orasıydı, demiryolu da kıyıdan, Yedikule’den değil "ortadan", Mevlanakapı’dan girecekti şehre, eski Lycus deresinin yatağını izleyerek (Millet Caddesi)... Ya da içeriden kıyıya, güneye dönecek, istasyon Langa bostanına kurulacaktı (zamanla toprak dolmuş eski Vlanga limanı)...

Fransız eşek olduğu için mi Paris’te kuzey garını, doğu garını Louvre’un dibine yapıştırmamış, güney garlarını Luxembourg bahçesine kondurmamıştır?

Peki zararın burasından niçin hiç olmazsa şimdi dönüp kâr etmiyorsunuz?

Asya istasyonunu Haydarpaşa’dan Söğütlüçeşme’ye, geriye çekmeyi biliyorsunuz da, Avrupa son durağını niçin sur dışına, diyelim Kazlıçeşme’ye falan atıp Sirkeci Garı’nı da "saray müştemilatına" katmıyor, kültür merkezi, sergi salonu, kongre binası falan yapmıyorsunuz?

Hem inşaat hamlesi olur, partizan müteahhit zengin edilir, hem de mezbelelik temizlenir.

Cankurtaran, Kumkapı, Samatya sakinleri de, zaten artık pek binmedikleri banliyö trenine hiç binmeyiverirler. (Tövbe, Samatya, yani "Psammatia" yok, Bilmemne Paşa var. Hiç olur mu? Oralarda hiç Rum mu vardı Ermeni mi?)

Ama biz sarayın bahçesini böldük ve bir kısmını da halka açtık... İçine hayvanat bahçesi bile yaptık, bir ihtiyar aslan, iki uyuz kurt, sekiz tane pireli kedi... Havuzuna kuğu koyduk, araklayan evine kesip kızartmaya götürdü.

Bahçenin burnuna da elbette Atatürk heykeli! Olmazsa olmazdı.

Demiryolu yetmeyeceği için sonra asfalt sahil yolu da geçirdik bahçeden (bu da Adnan Menderes’in halt yemesidir), trafik ışıkları, feribot kuyruğu bekleyen kamyonlar... Bu kamyonculara "herşey" satan ayakçılar...

Sonra Gülhane Parkı’nı "adam etmeye" kalktık, bu sefer de yollarını mermer döşedik. Park yeni havasıyla kıçıma benzedi.

Bakalım, bu kez derlenip toparlanacak galiba... Gülhane Parkı gerçek kimliğine, yani "hasbahçe" sıfatına geri döndürülüyormuş, kıyı boyunca yokolup gitmiş ve ancak eski gravürlerde kalmış eski köşkler de yeniden yapılacakmış.

Taa Cankurtaran deniz feneri burnundan dönüp Sirkeci’ye kadar kıyıdan, oradan kara surları boyunca yukarıya, Alay Köşkü burnundan tepeye ve tekrar aşağıya, kıyıya, Ahırkapı’ya kadar gerek sur içi gerekse sur dibi iyice temizlenmeli (Soğukçeşme Sokağı’na dokunmadan!) ve eski bahçesinin bütünüyle birlikte bir tür "Gross Topkapı" yaratılmalıdır. Yani saraya eski görkemi ve itibarı iade edilmelidir.

Tren yolunu da elbette toptan yoketmek şarttır. Sahil karayolu da bu kesimde tünelle yeraltına indirilecektir.

Para harcayacaksınız ama tarih kurtulacak. Turizm kurtulacak. Osmanlı’nın onuru kurtulacak.

Gülhane Parkı’ndaki ceviz ağaçlarından birinin dibine, üzerinde "Nazım Hikmet" yazan bir plaket konulmasını öneriyorum. Hem ruhu şadolur, hem de soran turistlere o şiiri okuyup adama çektirdiğimiz acıları anlatırız.



Akşam
27/02/2007

 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Engin Ardıç
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Engin Ardıç:
Elif'in kağnısı


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Elif'in kağnısı

"İçinden tren geçen saray" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke