Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 220 Üye Adayı ve 6 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Hilmi Yavuz: Şiddet!
Tarih: 04.02.2007 Saat: 10:35 Gönderen: karakutu
 

Türk toplumunda 'şiddet' olgusu, Hırant Dink suikasti ile gündeme geldi. Oysa şiddet, bu son cinayet gibi kamuoyunu sarsacak kertede olmaksızın da, toplumun her kesiminde, küçük şiddetler olarak süregitmekteydi...



Evet, küçük şiddetler! Bundan üç yıl kadar önce, yayalara yeşil ışık yanmışken, karşı kaldırıma geçmek isteyen bir öğrencime, kırmızıda durmayıp üzerine doğru gelen bir özel plakalı arabaya, eliyle trafik lambasını gösterip durması gerektiğini işaret edince, öfkeyle arabadan inen sürücünün, 'Sen nasıl beni durdurursun, lan!' diyerek ateş etmesi gibi! Düşünebiliyor musunuz, adam yayalara 'geç!' işareti veren yeşil ışığa aldırmadan geçmek istiyor, arabayı o sırada yolun ortasında karşıya geçmeye çalışan öğrencimin üzerine sürüyor, çocuk geçme hakkının kendisine ait olduğunu ihtar edince de, arabadan inip tabancasını ateşliyor! Öğrencim, ayağından yaralandı ve bir süre hastanede yattı. Arabanın plakasının da sahte olduğu anlaşılmıştı...

Küçük şiddetlerin, birer semptom olduğunun farkında olmadık. Düğünlerde ya da bayramlarda havaya kurşun sıkıp can alanları, ancak sıkca görülmeye başladıktan sonra önemser olduk. Benzin istasyonlarını ve yol üstü marketlerini basıp paraları gaspettikten sonra 'keyif olsun diye' adam öldürenleri de, sanki 'münferit vak'alar'mış gibi değerlendirdik. Sokaktaki 'küçük şiddet'in, internet cafe'lerde, internet üzerinden indirilen zorbalık filmlerine taşınmasına da pek itiraz etmedik. Televizyon dizilerinde şiddetin yaygınlaşmasına 'seyirci' kaldık. Sadece diziler değil, canlı programlarda da birilerinin birilerini yumrukladığına; ya da son günlerde bir eğlence programında, 'Osmanlı tokadı'yla girişilen itiş kakış ötesi kavgada da, 'show olsun diye' kan aktığına tanık olduk;-olmadık mı?

Milliyetçilik duygularının yükselmesinin şiddeti kışkırttığını söyleyenler de var, tam tersine şiddetin milliyetçilik duygularını kışkırttığını da! 'Küçük şiddetler', meselenin milliyetçilik duygularının fanatizmi ile ilişkili olmadığını gösteriyor. Milliyetçi fanatizm, şiddete başvurulmasının önünü açmış olabilir; ama, trafikte durması gerekirken geçmeye kalkışıp, bununla da yetinmeyerek kendisine durması gerektiğini hiç de kaba olmayan bir biçimde hatırlatan insana silah çekmenin milliyetçilikle ne ilişkisi olabilir? Benzin istasyonunu soyduktan sonra 'keyif olsun diye!' adam öldüren gözü kanlı kaatilin, bu cinayetleri milliyetçi duygularla işlediğini mi söyleyeceğiz? Elbette değil!

Susurluk ve Şemdinli ile şiddetin, sivil toplumdan politik topluma taşınmış olduğunu fark ettik. Şiddetin, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde devlet eliyle örgütlenmiş işkenceler olarak gerçekleştirildiğini de biliyorduk elbet. 'Derin devlet', politik topluma ait örgütlü şiddetin ta kendisiydi;- 'büyük şiddet'in!

Hırant Dink cinayeti sonrasında sanık Ogün Samast'ın Samsun'da bir karakolda çekilen fotoğrafını, bu bağlamda iyi okumak gerekiyor. Samast'ı elinde Türk bayrağı ile Atatürk'ün resmi önünde, güvenlik görevlileri ile birlikte gösteren fotoğraf, aslında 'derin devlet'in fotoğrafı'dır. Derin devletin fotoğrafı, evet, ama aslında bu, 'küçük şiddet'le 'büyük şiddet'in işbirliğinin fotoğrafıdır da!

Çeteleşmeden söz ediliyor, doğrudur, ama galiba artık, çeteleşmenin bu önlenemez yükselişi karşısında 'hepimiz çeteyiz!' diye bağırmak en doğrusudur...




Zaman
04/02/2007
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Şiddet!" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke