Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 228 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Salih Tuna: Hrant Dink, Nihat Genç ve mizah
Tarih: 24.01.2007 Saat: 16:32 Gönderen: karakutu
 

Ayrıca, bulanık ve sisli havalarda mizahlarını ıkınarak yapmaya çalışan; Irak işgalini, kıytırık televizyonlarında, Amerika bayraklarıyla ve 'tamtam' çığlıkları eşliğinde karşılayan 'ultraviyole' liberallerimiz var.

Densizliklerini, cibiliyetsizliklerini vaktiyle yüzlerine vuran Nihat Genç'i, internet sitelerinde, Trabzon'daki 'küçük katillerin' idolü olarak sundular. Sonradan yayından kaldırdıkları haberlerinde, “karakutu.com”un hazırladığı Nihat Genç sitesini de töhmet altında bırakmayı ihmal etmediler.

Her yazısında, bu ülkenin taşından toprağına, Yunusundan Hacı Bektaşına kadar, Anadolu coğrafyası büyüklüğünde kardeşlik türküleri söyleyen Nihat Genç'e çatallı dillerini uzatanlar, Hrant Dink'in katilleri ile (ayrık otları misali) ruh ikizidirler.

“Aynı adamlar, aynı çakallar hem öldürüyorlar, hem de anıtı başında nutuk çekiyorlar,” diyordu Sartre. “Bir ölüyü şana şerefe boğuyorlar ki, bir başkasının yaşamını zehir edebilsinler.”
 



* * *

Hiçbir ağıt yüreğimizin yangınını azaltmaya yetmez. Bu ülkeden (alıp gitmek için değil) en dibine gömülmek için toprak isteyen bir adam gibi adamın, 'toprak kardeşiyle' kol kola, omuz omuza verdikleri eylemin, şiddeti gittikçe artan yer sarsıntısını hangi ağıt dindirebilir ki!

Şu bizim çılgın Türklerin ağızlarına pelesenk ettiği 'dip dalgası' asıl budur işte. Ülkemiz topraklarının en derinine gömülmek isteyen adamın dip dalgasıdır bu.

'Ağır acılı sularla' yoğrulan bu topraklar nasıl sarsılıyor, görmüyor musunuz!

Mahkeme kararıyla Türkleri aşağıladığına hükmedilen Hrant Dink, alnına çalınan lekeyle yaşayamayacağını söylüyordu. Bu alçak cinayetin utancıyla ya biz nasıl yaşayacağız? Utancımızı sinemizden söküp atabilecek bir kanun, bir mahkeme kararınız var mı beyler?

İnsanın özgürleşmesini savunmayan her ideoloji, her dava nihayetinde 'ilahlık' taslıyor demektir. 'Tevhid', insanın özgürleştirilmesinin ifadesidir. Yani, insanın Allah'la ilişkisini her türlü zorlamadan, dış etkiden bütünüyle arındırmaktır. Özgürlüğü savunan mazlum bir insanın canına kıymak, bir çeşit 'ilahlık' taslamaktan başka bir şey değildir. (Hrant Dink'in canına kıyanlar, canımıza kıydınız.)

Tuzla Ermeni Çocuk Kampı'na el koyulmasını anlattı, tınmadınız. Bütün arkadaşlarına askerde erbaş rütbesi verilirken, er olarak bırakılmasının ayrımcılığını dillendirdi, duymazlıktan geldiniz. 301. Madde bir zebani gibi yakasına yapıştı, görmediniz. Ama o buğulu gözlü adam vurulup yere yüzükoyun uzanınca, ayakkabılarındaki deliği nasıl da fark ettiniz! Sizi gidi romantik ölüseviciler, sizi!

Halbuki o sizden yüreğinin sızısını görmenizi isterdi, ayakkabılarını değil.

Dink'in anısına saygıyı yansıtması için 301. Maddenin kaldırılmasını istiyorlar. İyi, güzel, kaldırın kaldırmasına da, andavallığınızı nasıl kaldıracaksınız? Her şeyden önce Hrant Dink'in mezkur madde kapsamına girebilecek bir 'suç' işlemediğini ne zaman anlayacaksınız? Diyelim ki, bir gün bunu da anladınız. Peki, (bilirkişi raporlarına rağmen) mahkumiyet kararı veren mahkemeleri ne yapacaksınız?

Bu ülkede çok ciddi anlama sorunu var. Hrant Dink, kimliğini 'ötekinin' üzerinden üretmeye çalışan kimi Ermenilerin, 'Türk'ün pis kanı' söylemine ihtiyacı olduğunu 'humour' yüklü bir anlatımla kaleme aldığı için, Türklüğü tahkir ve tezyif suçundan 301. Maddeye toslattırılmıştı.

Marguez'in “Kırmızı Pazartesi” romanını çağrıştıran bir atmosfer içinde, an be an yaklaşan cinayetin ayak seslerine rağmen, Dink'e koruma vermemeyi, kendisinin istememesine bağlayanlar mizah yapıyorlar herhalde. Demek ki biz, mizahtan anlamıyoruz, ama 'mizahı' yapabiliyoruz. Aziz Nesin'in korumalarının yaptığı gibi. (Aziz Nesin, ahir ömründe kendisine tahsis edilen korumaların, yanlışlıkla yaşlı bir komşusunu koruduklarını söylemişti.)

Hrant Dink cinayetine dış bağlantı arayanların mizah yapmadığına inanabilmemiz için, mutlaka, bu cinayetin yol haritası niteliğindeki köşe yazılarını, televizyon programlarını, ceza maddelerini, mahkemeleri, bakan demeçlerini dayandırabilecekleri bir dış mihraktan söz etmeleri gerekiyor.

Ayrıca, bulanık ve sisli havalarda mizahlarını ıkınarak yapmaya çalışan; Irak işgalini, kıytırık televizyonlarında, Amerika bayraklarıyla ve 'tamtam' çığlıkları eşliğinde karşılayan 'ultraviyole' liberallerimiz var.

Densizliklerini, cibiliyetsizliklerini vaktiyle yüzlerine vuran Nihat Genç'i, internet sitelerinde, Trabzon'daki 'küçük katillerin' idolü olarak sundular. Sonradan yayından kaldırdıkları haberlerinde, “karakutu.com”un hazırladığı Nihat Genç sitesini de töhmet altında bırakmayı ihmal etmediler.

Her yazısında, bu ülkenin taşından toprağına, Yunusundan Hacı Bektaşına kadar, Anadolu coğrafyası büyüklüğünde kardeşlik türküleri söyleyen Nihat Genç'e çatallı dillerini uzatanlar, Hrant Dink'in katilleri ile (ayrık otları misali) ruh ikizidirler.

“Aynı adamlar, aynı çakallar hem öldürüyorlar, hem de anıtı başında nutuk çekiyorlar,” diyordu Sartre. “Bir ölüyü şana şerefe boğuyorlar ki, bir başkasının yaşamını zehir edebilsinler.”




Yenişafak
24/01/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Nihat Genç Sitesi
· Doğu Konferansı Galerisi
· Skytürk Konuşmaları
· Daha fazla Nihat Genç
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Nihat Genç:
Sorularınız ve cevapları birinci bölüm


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.55
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Sorularınız ve cevapları ikinci hafta son bölüm
Sorularınız ve cevapları ikinci hafta birinci bölüm
Sorularınız ve cevapları ilk hafta son bölüm...
Fikret Başkaya: Kapitalizmin krizi veya otuz yıllık yalanın sonu
Severim sevmem, terk ederim etmem, sana ne?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
Çölaşan çok satanlarda birinci
Bezik Oynayan Kadınlar - Manastırlı Hilmi Beye Birinci Mektup
Fight Club - Birinci Bölüm
Satranç Dersleri -İkinci Bölüm-
Ben Ruhi Bey Nasılım - 3. Bölüm Son
Ben Ruhi Bey Nasılım - 2. Bölüm

"Hrant Dink, Nihat Genç ve mizah" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Hrant Dink, Nihat Genç ve mizah (Puan: 1)
Gönderen: musa Tarih: 25.01.2007 Saat: 02:22
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Aslında Sartre son noktayı koymuş :'Bir ölüyü şana şerefe boğuyorlar ki, bir başkasının yaşamını zehir edebilsinler." Hoş, Hrant Dink, şan ve şerefe özellikle arkasından timsah gözyaşı döken Analizcilerin bahşettiği şan ve şerefe, ihtiyacı olmayacak kadar bu toprakların çocuğu idi: Tıpkı Nihat Genç gibi...

Mademki Analiz yapılıyor o zaman bir analiz de biz yapalım.......

Hrant Dink'i kendileri için tehlike görenleri alt alta yazarsak listenin en başta Ermeni Diasporası ile o diasporayı yaratanları koymamız gerekiyor. Mesele uzun ve dramatiktir. Hoş kimsenin de arşivin tozlu raflarını karıştırmaya vakti de aklı da yok... Geçelim...

Hrant Dink en son Sabiha Gökçe'nin Ermeni olduğunu ortaya çıkartmış ve ondan sonra valiliğe çağrılmıştı. İklim Analizini yapanlar neden bu konuda yetkilileri göreve çağırmıyor? Vali yardımcısının "akrabam" dediği kişiler kimdiler?

Eli kalem tutan tüm yetimlerde görülen o dramatik menkibesinden dökülen acılı dili çok iyi bilen bu toprakların has çocukları, Hrant'ın "Türk'ü aşağıladı" yargısına asla katılmaz. O halde niçin mahkum edildi?

Bütün siyasi cinayetlerde örgüt Analizleri yapanlar ilk kez bir örgütten değil iklimden bahsediyorlar. Söylemek istedikleri şu aslında: Bu ülkede öyle bir iklim varki artık hiçbir azınlığa tahammül edilemiyor.....

Ne demişti Louis Massignon ? "Onların herşeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu, artık hiç bir şeye inanmıyorlar, derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için uygun bir hale geldiler..." İklim analizi ile bu sözleri yan yana koyun bakalım ne kadar benziyor. Fark var mı?

Evet, farkı gördünüz işte. Louis Massignon'un durum tesbiti yaparken bu topraklardaki barışa zehir enjekte eden iklim analizcileri "dışarı"ya açık davet yapıyor.



 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke