Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 261 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ece Temelkuran: MİT ve "ben"
Tarih: 19.01.2007 Saat: 05:55 Gönderen: karakutu
 
Son aylarda, İstanbul'da, Kürt ve Türk arkadaşlarla, "Aydınlar toplanıyor", "Aydınlar Kürt sorununu ha çözdü ha çözecek" gibi havalı başlıklar altında bir dizi toplantı yaptık. Bu toplantılar boyunca kendime ve katılımcılara şu soruyu sordum: "Biz hakikaten konuşuyor muyuz?"

* * *

Kullandığımız sözcüklerin bulunduğumuz tarafı kodlayan işaretler olduğu, bazı sözcüklerin de suç sayıldığı düşünülürse bu memlekette çatışan tarafların konuşması ekseriyetle mümkün değildir.
Baştan bir uzlaşma hedefiyle yapılan konuşmalar ise zaten ya tarafların sözlerini eksiltir ya da sonunda varılan uzlaşmayı kurgu kılar. Çünkü hakiki bir konuşmanın tek hedefi, taraflar arasında, çatışmayı ve uzlaşmayı aynı anda barındıran bir hayat kıvamı yaratmak, icat etmek, üretmektir.

Son aylarda, İstanbul'da, Kürt ve Türk arkadaşlarla, "Aydınlar toplanıyor", "Aydınlar Kürt sorununu ha çözdü ha çözecek" gibi havalı başlıklar altında bir dizi toplantı yaptık. Bu toplantılar boyunca kendime ve katılımcılara şu soruyu sordum:

"Biz hakikaten konuşuyor muyuz?"


Eğer kahve aralarında daha rahat ve daha çok konuşuyorsak o toplantılar esnasında neyi eksik bırakıyoruz?
Kürt ve Türk halkları arasında barış, uzlaşma, diyalog çağrıları yapılan bu toplantılarda biz ne kadar barışıyoruz, ne kadar eşit hissediyoruz, ne kadar "diyalog" kuruyoruz aslında?
Bu "sakıncalı" toplantılara katılırken muktedirin gazabından korkmadığımıza göre neyden korkup da eksiltiyoruz cümlelerimizi?

Niye kimse aslında ne düşündüğünü, ne istediğini ve en önemlisi ne hissettiğini şöyle ferah ferah anlatamıyor?
Biz bunu yapamıyorsak (her ne demekse "aydınlar" olarak) sokaklara "Konuşun barışın!" çağrısını yapmaya yüzümüz var mı?
Eğer biz konuşmak için yeni bir dil bulamıyorsak her gün bu halka TV'lerden, gazetelerden ezberlettirilen savaş dilini tam ortasından çatlatacak barış dilini nasıl sunabiliriz?

Sokak sevmiyor

Artık ne Türk aydınları ve siyasetçileri ne de Kürt aydınları ve siyasetçileri eskisi kadar sokağı temsil ediyor. Sokak bizden sıkıldı. Artık sokağın öfkesi bizim sözümüzden daha güçlü.
Bu yüzden hepimiz kendimiz adına konuşmalıyız artık. Cümlelerimize "ben" diye başlayıp Kürt meselesiyle ilgili ne hissettiğimizi anlatmalıyız. Öfkemizi, kızgınlığımızı, efkârımızı, özlemimizi ortaya koymalıyız. Yeni bir dil icat etmeliyiz. Bu yeni dilin çok güçlü, çok kalbe değen sözcükleri olmalı.

Sorulara verdiğimiz cevaplar "Ey Aydın! Bugün Kürt meselesi için ne yaptın?" sorusuna verilmiş yasak savan, ezberden olmamalı. Bu mesele bizim kalbimize nereden değiyorsa sözümüz oradan gelmeli. Çünkü sokak, hiçbir şeyi anlamasa samimiyeti anlar. Hep anlamıştır. Samimi ve açık olma cesaretini gösterirsek sokakları yeniden söze ve barışa inandırabiliriz. İktidar erkek ve orta yaşlı ise biz genç ve kadın dilini kullanmayı becermeliyiz Kürt meselesini konuşurken.

İkindi dili

Tamam, bildiriler yayımlayalım, altına imzalar çakalım. Ama bir yandan da bu işin bu "yüksek siyaset diliyle" çözülmeyeceğini anlayalım. Biz, Şehrazat diline doğru yürüyelim. Celladını hayranlıktan felç eden o büyülü dile doğru.
Biz bu topraklar için gülen ve ağlayan bir dil kurabiliriz. Meselelerimizi, kahramanların teneke madalyalar aldığı, ölenlerin yeni ölüleri çağırdığı savaşın diliyle değil, barışın "ikindi diliyle" çözmeliyiz. Çünkü sabahları tarifsiz kötümser oluyoruz biz. Geceleri ise masalarda derin kardeşliğimize hayret ediyoruz, coşkulu bir mutlulukla. İkisi de işe yaramıyor. Tam ortası lazım bize, ikindide bir bilinç ve bir dil!

Bunları anlattım "Türkiye Barışını Arıyor" toplantısının açılışında. Dün ise Belma Akçura'nın yaptığı röportajda emekli MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, ki kendisi 1989'da MİT Diyarbakır Bölge Başkanı idi, "ortak bir dil" bulmak gerektiğini anlatıyordu. Ve benim kafamda, gerçeği gören herkesin hakikaten konuşmaya başladığına dair bir ışık yanıyordu.
 


Milliyet
19/01/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"MİT ve "ben"" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke