21. yüzyılın başlarında duyulmaya başlanan yeni söylem, iki kutuplu dünyanın
yıkılmasıyla birlikte Sovyetler'in boşalttığı meydanı dolduran "ulusüstü,
ulusaltı gruplar, ayrılıkçı uluslar, sivil şahinler, müptezel diktatörler,
çapulcular, saf ırk meraklıları, köktenci dinciler, kültler" ve benzerlerinin,
istikrarsızlığı giderek artırdıkları, insanlığı "Kaos Çağı"na sürükledikleri, bu
durumun, silâhlı kuvvetleri yeni bir görev tanımıyla karşı karşıya bıraktığı
şeklindedir.
1991'de Amerikan savunma bakanı olan Dick Cheney'nin (ki, kendisi halen başkan
yardımcısıdır) aynı yıl kurdurduğu ve başına (halen Dünya Bankası başkanı
görevini yürüten ve Irak'ın işgaliyle sonuçlanan 'Bush Doktrini'nin müellifi
olan) Paul Wolfowitz'i getirdiği, "Non-Lethal Warfare Study Group"un(1) İcra
Komitesi, ABD'nin "yeni hasımlarının" tanımını şöyle yapar: "En geniş anlamda,
sadece yeni dünya düzeninin açıklanmış düşmanları değil, durdurmayı arzu
ettiğimiz etkinliklerde bulunanların tümü. Bu listeye, başkaldıranları, etnik
şiddet yanlılarını, teröristleri, adi suçluları ve maceracıları da
ekleyebiliriz." (1995).
Kaos Çağı'nın cephanesini, "kitleleri, bedenlerini 'yaralamadan ya da hasar
vermeden engelleyen veya tahrip eden", kısaca "NLW"(1) dedikleri, "non-lethal"
yani "öldürmeyen silâhlar"dan oluşturuyor. Bu silâhların başında gelen,
"Bilgi/İstihbarat Silâhları," yani "Information Weapons."
Orduların yeni hedefi: İnsan beyni...
"Bilgi/İstihbarat Silâhları," alışageldiğimiz "silâh" kavramını yeniden
düşünmemizi ve hayli genişletmemizi gerektiren bir oluşumu tanımlıyor. Silâh
olmasına silâh NLW; ama yüksek teknoloji ürünleri olmalarının ötesinde, bunlar,
esas itibarıyla "yöntemler". Örneğin, "eylemcilerin ya da eylemci olma
potansiyeline sahip oldukları düşünülenlerin ve onların destekçilerine ait
kayıtların" işlendiği veri bankaları, NLW deposunun önde gelen bileşenlerinden.
"Entegre" veri bankalarında, birden fazla ulusal ve/veya ulusötesi istihbarat
örgütü tarafından derlenen bilgiler/kayıtlar işleniyor. Amerikan Savunma
Bakanlığı'na bağlı "DIDB"(2), bunların en kapsamlısı olarak biliniyor. Buralarda
toplanan (ve işlenen) kayıtlar, olası eylemcileri öldürmeksizin bertaraf
edebilecek yöntemlerin geliştirilmesinde kullanılıyor. Yöntemlerin arasında,
itibarlarını sarsmak, destekçileri nezdinde gözden düşürmek, marjinalleştirmek,
cemiyetten tecrit ederek etkisizleştirmek vb. olduğu söyleniyor.
Amerika'nın en uzun soluklu işhayatı dergisi, ünlü "Fortune"un(3) editörlerinden
Alvin ve eşi Heidi Toffler, dünyanın sayılı fütüristlerinden.(4) Toffler'lerin
21. yüzyılda askeri donanım, silâh ve teknolojide görülecek olan aşırı
gelişmenin ve kapitalizmin, gezegenimizi nasıl değiştireceğini öngördükleri
onlarca kitapları var. Bill Gates gibi, iş yönetimi danışmanı Peter Drucker
gibi, dünya ekonomisini yönlendiren adamlarla birlikte çalışıyorlar. Toffler
çiftinin 1993 yılında Amerikan Silâhlı Kuvvetleri'ne verdikleri "30 Numaralı
Memorandum", askerleri teknolojideki gelişmelerin "Bilgi Savaşı" kavramını
"insanların duygularını, amaçlarını, muhakeme biçimlerini ve davranışlarını
etkilemeyi hedefleyen psikolojik harekâtı" da kapsayacak şekilde genişlettiği
hususunda uyarıyor, bundan böyle ordularının yeni hedeflerinin "insan beyni"
olduğuna işaret ediyor. Kaçının "komplo teorileri" faslına girdiği bilinmez;
ancak hasım toplumları (günümüzde Irak? İran?) liderlik unsurlarından mahrum
bırakarak yönlerini şaşırtmak, neyin doğru neyin yanlış olduğunu
kestiremedikleri bir düşünsel keşmekeşe atmak, şaşkınlık, nafilelik, silinmişlik
ve hiçleşmişlik duygularını güçlendirmekte kullanılan NLW hakkında, bu ve bunun
gibi yüzlerce memorandum, makale ve kitap olduğu da bir vakıadır.
"Bilgi Silâhlarının" bir diğer alt-klasmanı da "elektronik savaş teknolojileri"
olmaktadır. Halkla ilişkiler uzmanlarının, nükleer, biyolojik vb. "kitle imha
silâhlarından" ayrışmalarını kesinleştirmek amacıyla "Kitle Koruma Silâhları"
olarak takdim etmeyi tercih ettikleri anlaşılan bu teknolojiler, "düşman"ın
emir-komuta zincirini, iletişim hatlarını ve C31(5) olarak bilinen televizyon
haberleşme sistemlerini kullanmasına engel olan araçlar ve benzerleridir. Enerji
hatlarında kısa devre yaparak kesilmelerini sağlayan karbon filâman sarılı
bobinleri saçan "karartma bombaları", e-bombaları olarak bilinen, bilgisayar ve
iletişim devrelerini yakmaya yarayan elektromanyetik titreşimleri, yüksek
performanslı mikrodalga silâhları ve RCA(6) dedikleri zehirli "nümayiş kontrol"
gazları da bu sınıftan sayılmaktadırlar. Irak Savaşı'nın ilk günlerinde,
Birleşik Amerika'nın söz konusu NLW'ları Bağdat'ta kullanmaya hazırlandığı
duyulmuştu.(7)
Öte yandan, "günümüzde savaşın hedefi bir rejimi ya da devleti yeryüzünden
silmek değil, bozguncuları(8) çağdaş dünyadan tecrit etmek suretiyle, savaşma
kapasitelerinden mahrum bırakmak, yeni dünya düzenini tehdit eden fetih amaçlı
savaşlar çıkarmalarını önlemek"(9) olduğundan, iki kutuplu dünyada savaşmak
üzere yapılanmış silâhlı kuvvetlerin üstlendikleri yeni görev, "yeni dünya
düzeninin zor kazanılmış statükosunu birden fazla cephede, en hızlı, en ucuz, en
az zayiatla ve en az hasarla koruyacak yöntemleri geliştirmektir". Yeni
görevlerinin askerleri en çok zorlayan boyutu ise, "hedef tanımı" meselesi
olmaktadır. Düşmanın kimliğinin belli olduğu 1949-1989 Caydırıcı Savaşlar
Çağı'nda(10) görevleri garnizonlarına çekilip harekât plânları yapmak ve bunları
en iyi şekilde uygulamaya çalışmak iken, yeni dönemde askerlere "hedefi de
tanımlamak" gibi fazladan bir sorumluluk yüklenmiş durumdadırlar. Silâhlı
mücadelenin olmazsa olmazı "istihbarat"ın günümüzde yepyeni bir önem ve boyut
kazanmasının, istihbarat servislerinin "bilgi seferberliği"ne çıkmak durumunda
kalmalarının nedeni de, silâhlı kuvvetlere yüklenen yeni sorumluluklar
bağlamında açıklanmaktadır.
Bu çerçevede diğer bir gelişmenin de Amerikan silâhlı kuvvetlerine biçilen yeni
görevlerinin kümülatif etkisinin askerlerin siyasi sürece, ABD tarihinde
görülmedik boyutlarda katılmaları olduğuna işaret edilmektedir. "Giderek daha
çok sayıda" subayın "/Amerika'nın/ toplumsal meselelerini savaş alanındaki kıta
subaylarının yöntemleriyle, yani, tümüyle bağımsız ve kendi bildikleri gibi
çözmeye" başladıkları söylenmekte, bu durumun, "sadece sivil hükümete atılan bir
tokat değil, aynı zamanda lâubali bir darbe" olduğu ifade edilmektedir.(11)
Dahası, bu gelişmenin şaşırtıcı olmadığı, ilk işaretinin 1968 yılında henüz
California valisiyken, Ronald Reagan'ın Amerikan Altıncı Ordusu ve polis
kuvvetlerinin katılımı ile gerçekleştirdiği sıkıyönetim provalarında görüldüğü
iddiası yaygındır.
Emre Taner'i gücendirmeden...
Kendisi de eski bir asker olan, Amerika Birleşik Devletleri 1992 başkan
adaylarından James "Bo" Gritz,(12) Amerikan Kongresi'nin 1981'de 'Silâhlı
Kuvvetler ve Sivil Kolluk Kuvvetleri İşbirliği' yasasını kabul etmek suretiyle,
1990'lı yıllardan itibaren Amerika'daki hemen her sorunun "milli güvenlik
meselesi" olarak takdim edilmesine yol açtığından yakınmaktadır: "Örneğin, bir
defasında, havayolları şirketleri ekonomik krizden dolayı kâr yapmayan birtakım
hatlarını kapatınca federal hükümet, Hava Kuvvetleri'nin uçaklarını göreve
çağırdı. Ordu, kendisini 'ulusal savunma' adına, hava taşımacılığı yaparken
buldu. Ardından, silâhlı kuvvetlerin daha verimli kılınmasından bahsedilmeye
başlandı. Böylece, 1991'den itibaren, kamu binalarını, köprüleri, yolları inşa
ve onarma işleri de Ordu'ya kaldı. Birkaç yıl içinde, askeri kıtaları hemen her
sivil projenin içinde yer alırken gördük. Üniforma artık yadırganmıyordu."
Sıkça dile getirilen bir başka iddia da, doğal afetler de dahil olmak üzere,
Amerikan Silâhlı Kuvvetleri'nin ülke sınırları içinde yürütme erkine herhangi
bir biçimde müdahil olmasını yasaklayan 1878 Posse Comitatus yasasının(13)
'90'lı yıllarda iptal edilmesinin amacının, "Bilderberg generalleri"nin(14)
ellerini güçlendirmek, ordunun siyasete müdahalesini kolaylaştırmak olduğudur.
Bunun Amerikan Anayasası'nın açık ihlâli anlamına geldiği, ancak, Amerikan
Anayasası'nın Başkan Clinton'un 1994'te Amerikan kıtalarını Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi'ne devreden kararnameyi imzaladığı günden itibaren zaten rafa
kalkmış olduğu söylenmektedir. Clinton'un "böylece kurulan Güvenlik Konseyi
Silâhlı Kuvvetleri'nin komutasının bir Rus generaline verilmesine razı olmak
suretiyle" Amerikan halkına "ihanet ettiği" de sıkça duyulan iddialar
arasındadır. Konuya ilişkin bir diğer husus, sözü edilen 87-297 sayılı yasanın,
Başkan Kennedy döneminden kalma bir yasa olmasıdır.(15)
Son olarak, "İkinci Hümanist Manifesto"nun "Kaos Çağı"nın ilk işaretlerinden
sayılan ünlü Onikinci Maddesi'ne kulak verelim: "İnsan türünün milliyetçi
temellerde ayrışmasını üzüntü ile karşılamaktayız. İnsanlık için en iyi
seçeneğin milli egemenliğin kısıtlamalarını aşmak, insan ailesinin tüm
sektörlerinin katılabilecekleri dünya cemiyeti kurmaya yönelmek olduğu o tarihi
noktaya gelmiş bulunuyoruz. Ve nitekim, gözlerimiz federal hükümeti aşmayı temel
alan bir dünya hukuk sistemi ve dünya düzenine çevrilmiş bulunmaktadır. Bu
/sistem/ kültürel çoğulculuğu ve farklılıkları takdir edecek, milli kökenlerden
duyulan iftiharı ve yerel sorunlarına yerel çözümler geliştirilmesini dışlayan
bir sistem olmayacaktır. Bununla beraber, insanlığın ilerlemesi /sorunu/ artık
Batı ya da Doğu, gelişmiş ya da geri kalmış, dünyanın belirli bir kısmında
yoğunlaşarak çözülemez. İnsanlık tarihinde ilk kez, insan türünün hiçbir parçası
diğerinden tecrit edilemez."(16) İkinci Manifesto, kuruluş (1933) amacını
"çağdaş değerleri yaymak" olarak ifade eden, "Amerikan Hümanist Derneği"(17)
tarafından kırk yıl önce 1974'te yayınlanmış. Umarım, haddimi aşıp, Sayın
Taner'i gücendirmemişimdir.
(1) Non-lethal Weapons,
(2) "Öldürmeyen Savaş Araştırma Grubu",
(3) 1930'da yayın hayatına girdi, halen dünyanın en büyük medya holdingi Time-Warner
çıkarıyor.
(4) "Fütürist" İngilizce "future" (gelecek) kelimesinden türeme "futurist" yani
"geleceği okuyan".
(5) Drawing Index/Information Data Base,
(6) Melbourne'de mukim 31. Kanal adlı TV'den mülhem. 31. Kanal ticari olmayıp,
bölge halkı tarafından haberleşme amacıyla kullanılmaktadır.
(7) Riot-control agents,
(8) US Chemical 'Non-Lethal' Weapons in Iraq: A Violation of the Chemical
Weapons Convention? David Isenberg, OCCASIONAL PAPERS ON INTERNATIONAL SECURITY
POLICY, Mart 2003, No: 44.
(9) Rogues: Düzenbaz; dolandırıcı; yaramaz; serseri; ipsiz sapsız.
(10) Renata Price, bakınız dünkü yazı, ZAMAN. (11) Bakınız, dünkü yazı ZAMAN.
(12) Sam Smith, "The Iraqis Will Have to Learn Democrasy Someplace Else,"
Counterpunch, 3 Mayıs 2003. (13) 1939 doğumlu, U.S.Army Special Forces subayı,
Populist Party adayı.
(14) 1956'da Deniz Kuvvetleri'ni de kapsayacak şekilde genişletilmişti.
(15) 5-8 Mayıs 2005, Rottach-Egern, Almanya toplantısına katılan Avrupa Müttefik
Kuvvetleri Komutanı General James L.Jones, em. Org. John M. Keane Daniel Estulin.
"Nexus" Dergisi, cild 12, sayı 5 (2005 Ağustos-Eylül sayısı).
(16) Bernadine Smith, Globalist Plan to Disarm America: PL87-297 Arms Control
and Disarmament Act /State Department Publication No: 7277.
(17) "American Humanist Association" ilki 1933, sonuncusu 2003'te olmak üzere üç
manifesto yayınlandı.
Zaman
14/01/2007