Bize gelen olumlu veya olumsuz tepkileri anlayışla karşılıyoruz. Fakat hemen
hatırlatmak gerekir ki, ne
Sezai Karakoç’a, ne
Muazzez Akkaya’ya
ve ne de şiir severlere asla bir saygısızlık amacı güdülmemiştir. Tam tersine
Karakutu, üzerine yüzlerce yalanın uydurulduğu
“Mona Roza”
şiirinin sahiciliğine katkıda bulunmuştur. İşi magazine vardırmadan ve kendi
yorumunu katmadan!
1970’lerde umuma yayınlanmış bir yayından alınan belgelerin kimsenin
mahremiyetine toz kondurmayacağı aşikârdır.
“Mona Roza” şiirinin açımladığı tutkulu aşk, şairinin dışavurum betimlemeleri,
kendinden vazgeçerek sevmenin yüceliği ve daha birçok özelliğiyle bu şiir bizi
kendine çekmiştir. Etrafında oluşan onca hikâye, sadece şiirden anlamayan
maceraperestlerin ilgisine mazhar olmuştur. “Bu şiiri yaşatan efsanesi mi,
kendisi mi olacak?” sorusu yerinde bir sorudur ve has şiir okurlarının
ikinci önermede mutabık kalacağı bir cevabı vardır.
Cesar Pavese edebiyat dünyasındaki ihtişamını, kendini terk edip giden
nişanlısı Cervinia’nın ardından intihar etmesine mi borçludur?
Ya da dilimize doladığımız “leyla bilmez mi gerekli olduğunu”, “iyi
bir oyuncu en çok atları sever” mısraları, şairinin müntehir olmasının
sonucu mudur?
“Ey, iki adımlık yerküre/ senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!”
mısrasının ünü, Nilgün Marmara’nın beşinci kattan kendisini boşluğa bırakması
mıdır?
“Uğruna bir kadının intihar ettiğine inanan Mona Roza hayranları” ancak ve ancak
ikinci sınıf intihar fetişistleridir. Kendi duyargalarının başkalarının özeli
üzerine abanırlıklarının boşa alınması elbette onları rahatsız edecektir. Sezai
Karakoç’un gerçek okurları ise O’nun imlediği yerde bakışlarını, duruşlarını,
duyuşlarını sabit kılacaklardır.
Hasılı, Muazzez Akkaya’nın
yaşıyor olmasından rahatsızlık duyanlar, Baudelaire’in “Ey okur, ikiyüzlü
kardeşim benim!” sözünden nasibini alanlardır.
Vesselam.
***
Meraklıları için efsanelerden seçmeler:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=466&mode=&order=0&thold=0
http://www.karakutu.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=2450&postdays=0&postorder=asc&start=0
http://www.karakutu.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=2450&start=20
bir rivayete göre:
"Cemal Süreya ve Sezai Karakoç zamanında Muazzez Akkaya adinda bir kadına aynı
anda aşık olmuşlar Günün birinde Süreya ve Karakoç birbirlerine söylemisler kiza
duyduklari hisseleri.sonra kim elde edecek diye iddaya tutusmuslar. Karakoç
kizla çikmaya baslamis Muazzez Akkaya bir gün bir iddia sonucunda sevgili
olduklarini ögrenmis . ve pek ruh sağlığı yerinde biri değil,mişl okulu
bırakarak geyve'ye gitmis intihar etmis." ben her iki rivayeti de çeşitli
yerlerde duydum hangisi doğrudur bilemiyorum tabi.
***
şiir hakkında efsaneleşmiş riyavetler vardır. bunun en hüzünlüsü şöyledir. sezai
karakoç şiirin kıta başlarındaki harflerinden olusan muazzez akkaya isimli bir
kıza aşıktır. onu ilk gördüğünden beri aşıktır sezai karakoç. ve bir şekilde bu
aşkını açıyor. kız sezai aşk meşk bunlar bos seyler diyerek aşkına karşılık
vermiyor. bu olaydan sonra sezai karakoç dünya ile bağlantısını kesiyor. yıllar
yılları kovalıyor okul bitiyor. mezuniyet töreninde kürsüde bu şiiri okuyor. bu
şiiri duyan kızımız sezainin yanına gelip ya ben salakmışım sen beni ne çok
seviyormuşsun, ben de seni artık çok seviyorum diyince aldığı yanıt yıllar önce
kendisinin verdiği yanıt oluyor. bu yanıtı alınca kız gidip intihar ediyor.
bundandır ki sezai karakoç hiç evlenmemiştir denir. ne kadar doğru bilinmez ama
böyle aşklar var mı dedirtiyor insana.
***
hakkındaki bir söylenti de karakoçun şiiri kıza verdiği ve kızın şiiri okuduktan
sonra
intihar ettiği yönündedir. hiç evlenmemesinin ve şiiri uzun süre
yayınlamamasının
sebebi de bu imiş.
***
monna* rosa* ''gül hanım'' anlamına gelmektedir... sezai karakoç bu şiir(ler)i
19 yaşındayken yazmıştır*... ilk şiir bir gencin ağzından yazılmıştır, ikincisi
ise o gencin ölümünü anlatır... üçüncü şiir kızın dilinden yazılmıştır... ''ve
mona rosa'' için sezai karakoç; ''şairin dilinden olup bir rüyadan uyanışın
anlatılışı gibidir'' der. ayrıca '' 'yeni monna rosa' adlı bir şiir daha yazdım.
bu şiiri bir şiir gecesinde okudumsa da hiçbir zaman yayınlanmadı ve sonunda
kayboldu'' demiştir...
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=monna+rosa
***
Monaroza bir sezai karakoç şiiridir.sezai karakoç üniversite okurken aynı
sınıfından bir kıza aşık olur.ama çegingenliği yüzünden bir türlü kıza
açılamaz.kızın adı MUAZZEZ AKKAYA dır.kızda bunu seviyodur fakat ondan teklif
bekliyodur.ilk sene böyle uzaktan uzağa sevmeye devam eder.ikinci senede aynı
şekilde uzaktan sever.okulun üçüncü yılı kız birisiyle nişanlanır ve dördüncü
yıl ewlenir.fakat sezai karakoç yanıp tutuşmaktadır ve iyice karamsarlaşır.bu
ruh haliyle MONAROZA şiirini yazar.monaroza şiirinin her kıtasındaki ilk
harflere dikkat ederseniz MUAZZEZ AKKAYAM yazmaktadır.we son sene gelir.okulun
mazuniyet töreninde sezai karakoç a senin sesin iyidir we güzel şiir okursun
derler ve bişeyler okumasını isterler.karakoç kıramaz insanları ve çıkar sahneye
başlar şiirini okumaya.şiiri okurken muazzez akkayanın gözlerinin içine
bakmaktadır.orda bulunan herkes şiirin muazzez akkaya yazıldığını anlar.
neyse tören biter ve herkes gider.we işin en çarpıcı yanı muazzez akkaya ewe
gidince intihar eder.
http://216.239.59.104/search?q=cache:i57gUiZl1-IJ:www.sosyal-fobi.net/forum/viewtopic.php%3Fp%3D48673+mona+roza&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=12
***
Üniversite yıllarımda şiirle tanışmama vesile olan konu şöyle geçiyor...
Mona Roza : Tek Gül şair üniversite yıllarında mona ya (muazzez akkaya, şiirin
ilk harfleri bakabilirsiniz) aşkını kabul ettirememektedir... bir dönem geyve de
mona’nın yazlığının karşı bahçesinde bahçivanlık yaptığı sırada yoğun duygularla
yazılan bu şiiri mezuneyet töreninde okur. Mona ise tam karşısındadır. Şiiri
bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes bir daha okuması için ısrar
eder... ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri ard arda okur. Mona’da koşarak
yanına gelir... Şairimize teklifinin halen geçerli olup olmadığını sorar şair
"kesinlikle hayır" demiştir. mona roza’nın bunu duyar duymaz orda bayılır... Ve
ertesi gün intihar ettiği haberi duyulur. Şairimiz çok pişman olmuştur... Ve
halen evlenmemiştir...
http://tecnop.kayyolog.com/blog
***
sezai karakoç edebiyat fakültesinde öğrencidir.
ve sınıfında çok sevdiği bir bayan vardır. ismi muazzez dir. 4 sene boyunca bir
türlü açılamamıştır. son sene birgün açılmaya karar verir. müzeyyen yanına gelir
ve yarın nişanı olduğunu sezai karakoç a söyler. sezai bey beyninden vurulmuşa
döner başından aşağı kaynar sular dökülmüştür. söylemekten vazgeçer. ve o akşam
bir şiir yazar.( mona roza) ve nişanda o şiiri okur. oradaki herkes sezai nin
müzeyyene aşık olduğunu anlar. ve sezai çıkar gider.
müzeyyen düşünür ve nişandan vazgeçer. sezai ye gider ve onu sevdiğini söyler.
http://beniunutma.com/beniunutmaoku.asp?BlogId=89
***
şair sezai abinin ünüversite yıllarında aşık olduğu fakat bir türlü açılamadığı
aşkıdır.. Ünversitede bi piyeste Sezai abiye sen iyi şiir okursun deyip Piste
Şiir okumaya davet etmişler.. Sezai Abinin ezberinde olan Monaroza şiirini
okumuş ve Salonda Bulunan Evli ve bir çocuk annesi Muazzez Akkaya Eve gittiğinde
kendini 3. kattan atarak intahar etmiştir.. Çünkü Monaroza'nın kendine
yazıldıgını anlamıştır... Yaa Öyle Boş bi Şiir değil Bu
Monaroza... Biz Boşuna Yazmayız.. Şiir sevenler okusun..
http://bedirhangokce.com/forum/archive/index.php/t-1212.html
Buyrun konuyu
Karakutu Forum'da tartışalım