Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 237 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Alev Alatlı: 'Saltzjoben ruhu' İmaj her şeydir! ( II)
Tarih: 06.01.2007 Saat: 13:10 Gönderen: karakutu
 

İsveç Modeli "Refah" (welfare) Kapitalizminin aslında Solcular değil, Muhafazakârlar için bir model olduğunu ileri sürenler, hükümlerini birden fazla olguya dayandırırlar. Bunlardan biri, ülkenin 1932'den bu yana (1990'lardaki kısacık dönem hariç) Sosyal Demokrat, SPA iktidarının yönettiği Tek-Parti devleti olmasıdır.

1932-1946 yılları arasında iktidarda kalan karizmatik İsveç Başbakanı Per Albin Hansson, İsveç'in "istenmeyen" unsurlarının zorla kısırlaştırılması hareketini başlatan lideridir. Daha da vahimi, ülkeyi kültürel ve genetik nitelikleri müstakar (homojen) olan İsveçliler için "yuva" teşkil edebilecek bir yapılanmaya, "folkhemmet"e, dönüştürmeye yönelik hareket, İsveç işveren federasyonu ile İsveç işçi sendikalarının ortak ve sessiz mutabakatı ile gerçekleşir. Saltzjoben kasabasında formüle edildiği için "Saltzjoben Ruhu" olarak bilinen bu mutabakat sayesinde "ırkçı klişelere uymayan unsurlar"ın İsveç toplumundan ayıklanmalarını içlerine sindirebilmişler, Nazilerin revaç verdiği uygulamaları, İsveç sosyal demokratları benimsemekten kaçınmamışlardır.



Avrupa'nın en çok silah üreten ülkesi

İşveren ve işçi temsilcilerinin mutabakatının bir diğer tezahürü, ifadesini "folkhemmet"te bulan pederşahi devlet anlayışının yerleşmesidir. Türkiye'ye parmak ısırtan bu devletçilik anlayışı, zamanla, İsveç'i, geniş kapsamlı sosyal güvenlik programlarının yanı sıra ekonominin devlet tarafından sıkı bir biçimde yönlendirildiği, vergilerin emsal ülkelerden hayli yüksek olduğu bir ülke haline getirmiş, '90lı yılların başlarında ziyadesiyle ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakmıştır. Günümüzde İsveç, işsizliğin reel terimlerde % 25'i bulduğu bir ülkedir. İşin ilginç yanı, Alpay'ın "dünyanın en demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olmayı başarmış" (1) olduğunu iddia ettiği İsveç'in çalışma bakanının yalan söylemek, gerçek rakamları saptırmakla suçlanıyor olmasıdır. (2) Ülkenin önde gelen aydınlarından Ulrtlch Beck, "zombi kavramlar" dediği, ölü oldukları halde ölmeyi reddeden kavramlar arasında İsveç "devlet"ini, İsveç "ulus devleti"ni, İsveç "refah devleti"ni sayar. Günümüz İsveç'inde gelişen bir diğer fıkra, ülkenin pek yakın bir zamanda "welfare turistleri" yani "sosyal hukuk devleti" İsveç'in işsizlik sigortasından yararlanmak üzere ülkeye akın edecek "on hatta yüz binlerce" turistle ne yapılacağı sorusudur. Kara mizah!

Tüm ulus-devletler gibi İsveç de kendisine özgü bir ulusal kişilik geliştirmiştir. Her ne kadar Norveç gibi "İsveç de, gurur ve hatta kendini beğenmişlik şeklindeki ölümcül bir günahın pençesinde kıvranmaktaysa da" İsveç milliyetçiliğinin çok daha sakin, kışkırtmalara hayli kapalı olduğu anlatılır. İsveçli Fjordman, kendilerini "ahlâki süper güç" olarak "göstermekten hoşlandıklarını" söyler, "Bir Fransız gözlemcinin ifade ettiği gibi, İsveç bütün dünyanın kaynanasıdır." Öte yandan, "gürültücü ya da yayılmacı" bir ülke olmamalarını, içsel sükunetlerine borçlu olmadıkları, ataları Vikinglerin ve "Kuzey Arslanı" lâkaplı, İsveç Kıralı "Gustaf Adolf den store" yani "Büyük Gustaf"ın (1594-1632) "Avrupa'yı haraca kesmiş olmasının tasdikindedir." İsveç, I. ve II. Dünya savaşları arasında İtalya ve Almanya'da görülen hercümerci yaşamadıysa, nedeni, her iki savaşa da girmemiş olmasıdır denir. Buna karşın, savaş süresince İsveç ekonomisi hemen tümüyle Nazilerin Yeni Düzen'ine (New Order) eklemlenmiş, yüzde otuzu Alman silâh sanayii tarafından kullanılan yüksek-nitelikli demir cevheri ihtiyacına ilaveten Almanya'nın gıda, odun ve diğer hammadde gereksinimlerini karşılamıştır. Alpay'ın şiddetle reddetmesine (3) karşın, İsveç, bugün de Avrupa'nın en çok silâh üreten ve satan ülkelerinden birisidir. Ülkede "salt ihracat için silâh üretmek" yasak olduğu halde, İsveç'in 2000'li yıllardaki silâh üretiminin 1995-1998 dönemine kıyasla % 48 arttığı ve bu oranın doğrudan ihracata yansıdığı; sadece 2004'te aralarında Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Omar, Pakistan, Suudi Arabistan ve Tunus'un olduğu (bunlar "özgür olmayan," "diktatörlükler" olarak tasnif edilen ülkelerdirler!) 119 milyon İsveç Kronu değerinde satış yaptığı, bu miktarın 1998'deki 10 milyon kronu yaklaşık on iki kez katladığı; dahası, İsveç hükümetinin 2004'te silâh sanayiini araştırmak üzere görevlendirdiği komisyonun 2005'te silâh satışlarını serbest bıraktığı bilinirken (4) yazarımızın feveranının nedenini anlamakta güçlük çektiğim doğrudur. Aynı İsveç, "İrangate" olarak da bilinen, İran-Kontra skandalına da karışmıştı. Olay, 1980'li yılların ortasında patladı. İran-Irak Savaşı sürüyordu, İran'a sözde silâh ambargosu uygulanıyordu. Ronald Reagan ABD başkanıydı ve can düşmanı İran'a, İsveç'in de dahil olduğu gizli bir operasyonla silâh satarken "yakalandılar." Dahası, satıştan elde edilen paraları yine İsveç'in dahil olduğu bir operasyonla Nikaragua'da Kontra diye bilinen "anti-komünist" gerillaları kaynaklamakta kullandıkları ortaya çıktı. Kontra'lar, Nikaragua'nın seçimle gelmiş sosyalist Sandinista hükümetini devirmeye çalışıyorlardı. Ama ne gam!

Nazi Almanya'sından geri kalmayan...

İşaret etmeye çalıştığım, Nazi Almanya'sı ile birlikte çalışmış, kredi kullandırmak suretiyle Wehrmacht'ın askeri teçhizat alımlarını kaynaklamaktan geri durmamış olan İsveç'te, fiiliyatta pek bir şeyin değişmediğidir. Şu şerhle ki, II. Dünya Savaşı'nın meyvelerini yiyen İsveçliler, eriştikleri refah seviyesinden hoşnut, savaşlarının dehşetengiz etkilerini uzaktan seyredebilme lüksüne sahip insanlar olarak, "Faşist devletlerin en ılımlısı" (5) kalmayı başarabilmişlerdir. İktidara Hitler ve Mussolini gibi seçimle gelen SAP, menhus ikiliden farklı olarak, gücünü halkına çevirmemeyi bilmiştir. Dahası, II. Dünya Savaşı sonrasında "tüm 'Solcular' gibi, açık milliyetçiliği bırakıp, İsveç'in üstün bir ülke olduğu duygusunu saklı tutmayı" başarmış olduğundan, kendisini dünyanın geri kalanının ahlâk bekçisi olarak görebiliyor olmasına şaşırmamak gerekse gerekir.

Ancak, "açık" milliyetçiliği bırakmanın, "milliyetçilik"i bırakmak anlamına gelmeyeceği de açıktır. Nitekim, İskandinavya'nın hemen her ülkesinde rastlanan "çokkültürlülük" karşıtlığının İsveç'te de mümbit zemin bulmaya başladığı görülmektedir. "Folkhemmet" ülküsünü şiar edinmiş olan İsveç'e "çokkültürlülük," çok sayıdaki yabancı göçmen ve/veya sığınmacılar tarafından dayatılmış olan nisbeten yeni bir durumdur. İsveçli etnolog Maria Backman, Stockholm yakınlarındaki Ronna in Södertalje'deki polis karakoluna bu yılın başlarında göçmen gençler tarafından otomatik silâhlarla ateş açılması olayını inceleyen "Beyazlık ve Cinsiyet" başlıklı makalesinde, göçmenlerin sarışın İsveçli kızları "hafif meşrep ve kışkırtıcı" buldukları için sataştıklarını, olayların kızların tepki vermeleri sonucu büyüdüğünü anlatmakta, "hızlı göç sonucu İsveçli sakinlerinin minnacık bir azınlığa dönüştükleri" kasabada, sarışın kızların cinsel tacizi önlemek için saçlarını boyatmak zorunda kaldıklarını söylemektedir. "Sarışın olmak, yaşlı adamların bakışlarına, gençlerin 'fahişe' nidalarına muhatap olmak demektir." Nitekim, "İsveç'te tecavüz suçları bir kuşak içinde dört misli artmış olup, söz konusu istatistiklerde İslâm ülkelerinden gelen erkeklerin nüfuslarıyla orantısız bir yer kapladıkları görülmektedir." Yani? Yani, sakın, Alpay'ın yalanladığı "İsveç'te ... kadınların yoğun bir şekilde şiddete maruz kaldığı" şeklindeki gözlem, Müslüman erkeklerin sarışın kızlara uyguladıkları şiddet olmasın? 2004 Haziran'ında yapılan bir kamuoyu yoklamasında, deneklerden % 50'sinin göçmen akınlarının kısıtlanmasını istediklerini düşündüğümde, doğrusu, olabilir gibi geliyor! Zaten, Avar'ın sokak röportajları da İsveç'in Iraklı sığınmacıların akınına uğradığı 2006'da yapılmamış mıydı? Kaldı ki, aynı deneklerin üçte ikisi, "İslâm'ın İsveç toplumuna uyum sağlayabileceğinden emin olamadıklarını" belirtmişlerdi.

Program yapımcısına yapılan haksızlık

Neticeyi kelâm, yazımın başında hangi İsveçli (ya da Batılı!) bir sütun yazarı kalkar da Türkiye'yi eleştiren bir televizyon programını "benim tanıdığım Türkiye'ye hiç ama hiç benzemiyordu" gibisinden, mükemmelen öznel bir değerlendirmeyle topa tutabilir diye sormuştum. Cevabını şimdi veriyorum: hiçbirisi. Çünkü, hem belgelendirilmemiş kişisel şehadetin okuru ikna etmeye yetmeyeceğinden hem de "sen ya Türkiye'yi hiç tanımamışsın ya da Türkiye gerçeğini bilerek isteyerek saptırıyorsun" şeklinde bir karşı-saldırıya çanak tutmasından ürker. Öznel yaklaşımlar, hemen her zaman tartışmanın "argumentum ad hominem" şeklinde yozlaşmasıyla sona erer. İsveç'te eğitim görenler mutlaka bilirler ama bilmeyenler için açıklayayım: Latince kökenli bir terimdir. Bir argümanı ya da hükmü, delillerle değil, hükmü ya da argümanı ileri süreni karalamak suretiyle çürütmeye kalkışmak anlamındadır ve mantık ilminde safsataya girer. Alpay'ın, program yapımcısını "devlet kurumları içinde yuvalanmış Batı ve AB düşmanı" saydığı, kendince kötü şöhretli Kızıl Elma koalisyonundan olmakla suçlaması, "gazeteciliğin yüklediği sorumluluktan tamamen yoksun" olduğunu iddia etmesi, bu fasıldandır.

(1) TRT'de skandal, 18.12.2006, Zaman.

(2) Hans Karlson, LO (LO, devasa bir işçi sendikasıdır).

(3) "11 Aralık akşamı TRT 1'de yayımlanan İsveç ve Nobel konulu 'belgesel'de inanılmaz bir önyargı ve tek yanlılıkla şunlar iddia ediliyordu: İsveç dünyaya silah ve savaş ihraç eden ... bir ülkeydi... Bu ve benzeri uydurma bilgilerin art arda sıralandığı programda tasvir edilen İsveç ... benim dokuz yıl süreyle içinde yaşadığım ve yakından tanımak fırsatını bulduğum İsveç'e hiç ama hiç benzemiyordu."

(4) Anja Skeppstedt, Country report on the Swedish arms trade To the ENAAT-meeting in London, United Kingdom, May 2005. Covering the time since the meeting in Czech Republic, June 2004 until now.

(5) Broberg and Roll-Hansen, Eugenics and the Welfare State, 1997.



Zaman
30/12/2006
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Alev Alatlı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Alev Alatlı:
İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

İbrahim Karagül: İşte Adamımız!
İşte Adolf Hitler'in en sevdiği yemekler
Budur işte, bu, bu!
İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı
Kazimir Maleviç: Sanatçı
Kazimir Maleviç: Sanatçı
Diyanet'ten 'sakıncalı' ve 'sakıncasız Türk filmleri listesi
Dış politika yazısı
Hrant Dink Yazısı

"'Saltzjoben ruhu' İmaj her şeydir! ( II)" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke