Başka iradelerin belirlediği bir düzene uyumlu olarak çalışmak ve her gün
işyerlerine gidip gelmek...
Bin bir zorluğun ve sorumluluğun dışında, bir türlü kendince zamanı unutmanın
sere serpe gövdesel zevklerini çıkaramamak...
Derken cumartesiden başlayan ve yılbaşını da içeren 5 günlük bir bayram tatili.
Oh be...
***
Bir de iş arayan milyonlarca işsiz var. Onlar çoktan razı her türlü koşul
altında çalışmaya.
Ve bir de, başkalarının belirlediği bir düzene uymak gibi bir çaresizliğe tutsak
düşmeden ferah fahur yaşayanlar...
***
Özellikle köylü ağırlıklı toplumların bireyleri, "ömür yolculuğu"nun
haritasında; hangi yolların nasıl benimsendiğinin, yahut hangi yollara nasıl
düşüldüğünün bilincinde değiller.
Böylesi bir bilinçsizlik de, yüz yıllardan bu yana toplumsal bir toz
fırtınasının kahırlı siklonlarını yaratmada.
***
Yılbaşı gecesi, saat gece 3'e doğru Nişantaşı'ndan, Kazancı Yokuşu'nun alt
başına dönerken; Gümüşsuyu'ndaki askeri hastanenin yüksek toprak terasında nöbet
tutan genç bir nefere ilişti gözlerimiz.
Taksim'e çıkan araba trafiği tıkanmış, uzun kuyruklar oluşturuyordu.
Taksim'de ise, kadın dengesinden yoksun bir erkek mahşeri yaygınlığında
kıyametler kopuyordu herhalde.
Ve genç bir asker, kimsesiz bir karanlıkta nöbet tutuyordu.
***
Oğuz Haksever "Ve İnsan" adlı programında Edirne'de bir ilkokul öğrencisiyle
konuşuyordu.
Ona:
- Okullar bitince ne iş yapacaksın, türünden bir soru soruyordu.
Küçük çocuk:
- Fabrikada işçi olacağım, diyordu.
- Edirne'deki fabrikaları merak edip gördün mü?
- Yok, hayır; Kırklareli, yahut Bursa'daki bir fabrikaya gireceğim.
- Baban ne iş yapıyor?
- Seyyar satıcı, kol saati falan satıyor.
***
Yaşlıca bir kadın, yanında köpeğiyle pencereye oturmuş, dışarı bakıyordu.
Bir ambulans, fırfır dönen ışığıyla, siren de çalarak gitmeye çalışıyordu.
***
Eee bayram da bitti, yılbaşı da...
Tatil tutkunları, dönüş seferberliğinde olmalılar.
Aralarında, gidip gideceklerine pişman olanlar da vardır; eski borçlarına, bir
kez daha yeni borçlar kattıklarına üzülenler de; karı-koca kavgalarının
geriliminde, ağızları mühürlenmiş olanlar da...
Hiç mi yoktur:
- İyi ki gittik, diyenler?
Elbet vardır. Çoğunlukta mıdırlar, azınlıkta mı; kestirilemez.
Ama dönüşte tatilcilerin çoğu, ağız birliği etmişçesine; çok eğlenceli bir tatil
geçirdiklerini anlatacaklardır ballandıra ballandıra...
***
Büyük ölçüde dış dinamiklerin etkisiyle kalkınmaya çalışan, köylü ağırlıklı
toplumların insanları; ömür serüvenlerinin haritasını, "iyi yaşamak" çengeline
takmış olurlar.
Bazen genç dostlara soruyorum:
- İyi yaşamak nedir, diye?
Zenginlikten, pahalı arabalardan, yazlık villalardan dem vuruyorlar.
***
Onlara "sağlıklı yaşam" ile "iyi yaşam" arasında bir paralellik kurmaya
çalışıyorum.
Midesi ağrımayan biri, midesini hatırlamaz; dişi ağrımayan biri de, dişlerini...
Yaşarken içi sıkılmayan, zamanı unutan biri de; neyi nasıl yaşadığını
hatırlamaz.
Ola ki "iyi yaşamak", hayatı unutmak anlamına da gelebilir.
***
İnsan belleği, kötü olayları çok daha derinliğine geçirir kayda. Örneğin
yılbaşındaki bir araba kazasını...
Lezzetli ve mutlu saatler ise; az yaşandığı zaman geçer kayda...
Hayatında tek bir yılbaşı gecesi, pembe şampanya içmiş bir hanım, bir daha asla
unutamaz o geceyi...
Her yılbaşını şampanyayla değerlendirmiş olan bir hanım ise; hiç hatırlamaz kaç
yılbaşında, kaç şampanya içtiğini...
***
İyi yaşamak, kötü yaşamak...
En azından son yüz yılın bir grafiği çıkarılmalı bu alanda...
Hangi bedelleri ödeme karşılığında, hangi sonuçlara varılır.
Örneğin, 100 m yarışlarında dünya şampiyonu olmak için, ne kadar ve ne tür
antrenmanlar yapmak gerekir.
***
Yahut mesleğini seven üst düzey bir aşçının durumu; bakanlıklardan birinde, üst
düzey bir memurun durumundan çok daha verimli ve huzurlu mudur, değil midir?
Bir de, tabii Irak'ta doğmuş olmakla, Finlandiya'da doğmuş olmak arasındaki fark
var...
***
Eee bayram da bitti, yılbaşı da...
2007 yılının 20 Aralık'ında bir Kurban Bayramı daha yaşanacak.
52 haftanın depremlediği, yahut süslediği hayatlarla yaşanacak.
Dileriz, kendi kaptanlığınız sayesinde layık olasınız ikincisine.
Milliyet
04/01/2007