Neyse parası verilip alınan kurbanların peşinden koşarken daha ziyade kendisi
kurbanmış gibi görünen yurdum insanı, önceki gün Washington Post'ta haber oldu.
"Acemi kasapların" kurbanlıklardan ziyade kendini kesmesinin şöhreti okyanusları
aşıp muhtemelen Amerikalılara "öteki dünyadan" bir enteresanlık, bir komik
manasızlık olarak iletilmiş oldu böylece. Muhtemelen, dini inançlara ve
geleneklere saygı gösterilmesi gerektiğini düşünen en eğitimli ve politik olarak
en hijyenik olan Amerikalılar bile şöyle demiştir:
"Canım böyle de yapılmaz ki! Yok mu bunun daha 'medeni' bir yolu yordamı?!"
İşte aynı esnada, dünyanın öteki tarafında bir Arap ya da Müslüman da o sabah
okuduğu gazeteye bakıp aynı şeyleri söylüyordu:
"Canım böyle de yapılmaz ki! Yok mu bunun daha 'medeni' bir yolu yordamı?!"
Saddam, kelime-i şahadet getirirken, daha cümlesini bitirmeden, işkenceci
kılıklı, kar maskeli cellatlar tarafından, olabilecek en çapaçul yöntemle idam
edilirken onlar da Amerikalılar için aynı başlığı atıyorlardı akıllarının bir
köşesine:
"Acemi kasaplar!"
Dört yıldızlı idam
Saddam'ın idamının iki türlü görüntüsü var. Resmi görüntüler ip çekilmeden az
önce bitiyor. Ama internette, her türlü görüntünün saklandığı Youtube sitesinde,
muhtemelen bir cep telefonuyla çekilmiş "esas" görüntüler de mevcut.
İki gündür bu görüntüler dünyadaki internet kullanıcıları arasında en çok
izlenen görüntü. Sitede "izleyicilerin" yüksek takdiri anlamına gelen "dört
yıldızla" sunuluyor idam. Böylece bir diktatör ölürken bile, bu kez sadece kendi
halkını değil, bütün dünyayı ele geçiriyor. Ölüm zaten yakışıksız ve ne kadar
"hijyenik" koşullarda yapılsa da idam zaten akıl almaz bir insanlık suçu, ama
hem zamanlaması hem de seçilen yöntemle Saddam'ın idamı bir diktatörün ölümü
değil, bir "ihtiyarın katli" olarak görünüyor izleyen gözlerden büyük bir
çoğunluğuna.
Herhalde bu yüzdendir ki, ABD'den gelen açıklamalar ve Büyük Ortadoğu
Projesi'nin savunucularından gelen yorumların hepsinde altı bin kez çizilerek
söyleniyor:
"Irak halkının verdiği bu karar... Bağımsız Irak yargısının verdiği bu karar..."
Oysa yine bütün dünya biliyor ki, kumpanya tarzında tesis edilen "müstemleke"
mahkeme heyeti, başından beri basiret ve dirayet yoksunu hâkimlerle sürdürülen
yargılama süreciyle Saddam'ın kahramanlaştırılması süreci nihayet bu idamla
taçlandı.
Arap ve Sünni bir diktatörü Kurban Bayramı sırasında ve kelime-i şahadet
getirmesine bile izin vermeden "kesmek" ancak kendi parmağını kesecek bir acemi
kasabın işi. Ya da daha kötüsü, Ortadoğu'ya olan arsız merakı sebebiyle aslında
bu toprakların bütün hassasiyetlerini ziyadesiyle bilen ABD'nin bilinçli olarak
Ortadoğu'yu daha da büyük bir "cehennem" haline getirmek için çevirdiği yeni bir
numara.
Cehennem neresi?
Daha şimdiden ölümle ilgili hikâyeler anlatılmaya başlandı Ortadoğu'da,
gerçeklerini hikâyeler üzerinden anlatan bu toprakta:
Cellatlardan biri tam Saddam'ı asarken diktatörün kulağına fısıldıyor:
"Cehenneme git!"
Saddam cevap veriyor:
"Cehennem Irak değil mi?"
Doğu'daki gazeteler, acemi kasapların, Batı'nın uzak denizlerinden son derece
akıllı olduklarını söyledikleri bombalarıyla gelip Irak halkını artık sadece
istatistikçilerin hesabını tuttuğu bir hızda yok ettiğini yazıyor. Bu
topraklarda o gazeteleri okuyanlar ise o acemi kasapların bütün bunları
yaparken, Saddam'ın idamı gibi bir "hata" yapıp kendi parmaklarını da kesiyor
olmasına hiç gülmüyor, gülemiyor.
Milliyet
03/01/2007