Tabii birçok basın zevzeği için yılın olayı Saddam Hüseyin'in asılmasıdır...
Oysa tarihin defterinden çoktan düşülmüştü, ölse ne olacaktı kalsa ne olacaktı?
Eh, darısı, Amerikan yardımıyla da olsa, eski diktatörlerini yargılayıp
cezalandırabilecek diğer geri kalmış ülkelerin başına!
Kimisi için Çakkıdı şarkısıdır yılın olayı, kimisi için Ajdar denilen tuhaf
vatandaş, kimisi için lumpenlerin sevgilisi çubuklu Gaffur, kimisi için Reha'nın
ve Haşmet'in fırtınalı aşkları... (Hıncal'ın aşkı evvelki yılda kaldı sanırım,
basının diğer kesimlerinde de kimin şeyi kimin şeyinde, izleyemedim.)
Ankaralılar için de başbakanın cumhurbaşkanı olması korkusu...
Bu sabah kiminizin aklı bayram namazında, kiminizin aklı gece gezintisinde,
kiminizin aklı cebindeki piyango biletinde olacak. Kimisi de sapla samanı
birbirine karıştırıp evindeki çam ağacını ışıklandıracak ve de Noel Baba
kılığına girecek. Bu sersemler Halloween de kutlarlar bu ülkede, Thanksgiving
Day de, Saint Valentine's Day de... Ama kandil kutlayanlara, Kadir Gecesi dua
edenlere burun kıvırırlar.
Ben de hiçbir anlamı olmayan, rastgele seçilmiş bir günün gecesini, alt tarafı
bir takvim oyununu değil de 21 Mart ya da 21 Haziran gibi çok daha 'kozmik'
anlamlı bir yılbaşı kutlayan putperestlere daha çok saygı duyarım.
Kimisinin derdi 'kabristan ve akraba ve taallukat' ziyareti, kimisinin derdi
karısının kırmızı donu bugün... Ama herkesin aklı hediyelerde.
Kimi gazeteci için yılın işkencesi de hiçkimsenin içmeyeceği kokteyl
reçeteleriyle sayfa doldurmaya çalışmak olmadı mı kaç gündür?
Yok, hangi politikacının yeni yıla nerede gireceği, hangi şarkıcının hangi
otelde kaç liraya sahneye çıkacağı falan artık hiçkimsenin umurunda değil de,
alışkanlık olmuş, Babıali aynı hıyarlıkları her sene yinelemeden yapamıyor.
'Çok içmeyin, içkili araba kullanmayın, karlı yollara çıkmayın' gibi öğüt
hıyarlıkları da gelenektir, elbette yapılacaktır.
Yarın sabah da 'yılın ilk kazası, yılın ilk bebeği' saçmalıkları sökün ederler.
O da gelenek.
Çünkü dilekler faslı artık geride kalmıştır, ciddi ciddi 'yeni yılda yurtta ve
Ortadoğu'da barış' falan diye demeç veren ya da yazı yazan hamşolar da vardır
ama o muhabbet aralık ayının son günlerinde biter, ocak ayına sarkmaz.
Ha, bir de 'kazanan numaralar' muhabbeti var tabii yarın sabah... Fal muhabbeti
de bitti, o da geçen haftanın zevzekliğiydi.
Kimisi için de yılın olayı döviz fiyatlarının yerinde sayması, borsanın zarar
ettirmesi, altına yatırım yapanların kazanması olmuştur elbette...
Benim için yılın olayı, Türk ressamlarının tablolarına yurt dışında hiçkimsenin
dönüp bakmamasıdır. 'Kralın çıplak olduğunun' açık edilmesidir.
Pınar Ersoy'un haberi... Uzmanlar, Türk resim sanatının henüz sanat olamadığını,
Türk ressamlarının yabancı ressamları taklit etmekten öte geçemediklerini,
kimsenin bizimkilerin tablolarına para vermediğini söylüyorlar. Eloğlu bakıyor,
Osman Hamdi'de Gerome, Fikret Mualla'da Matisse görüp kafasını çeviriyor.
Sevgili dostum Raffi Portakal kabaca bir rakam versin bakalım, Şeker Ahmet
Paşa'yı Sotheby's'de ya da Christie's'de kaça tutturabilir?
Sahte olmamak kaydıyla tabii... Ortalıkta dolaşan sahte Fikret Mualla'ların
gerçek Fikret Mualla'lardan sayıca daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?
Yılın kötü haberi budur. Neden mi kötüdür? Türk resminin dünyada esamisinin
okunmaz olmasının, Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkıp çıkmamasından daha önemli bir
mesele olduğunu görmediğiniz için. İyi seneler, iyi bayramlar efendim.
Akşam
31/12/2006