Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 60 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: gurba
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 20780

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 60
Üyemiz: 2
Toplam: 62

Şu An Bağlı:
01 : econom25
02 : estonhxt

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Can Dündar: 2006'dan aklımda kalan sahneler... Kişisel bir yıl sonu bilançosu:
Tarih: 31.12.2006 Saat: 07:52 Gönderen: karakutu

 

Bu yıl boyunca tanık olduğum, kiminde gülüp kiminde gözyaşına boğulduğum öyle sahneler var ki belki bir ömür boyu silinmeyecek gözümün önünden...

Yağmur altında veda
Geçen yıl, kendim için yapabildiğim pek az şeyden biriydi:
Temmuzda David Gilmour konseri için Münih'e gittim.
Bütün gençliğime imzasını atan notalardaki sesti.
Bir Pink Floyd mirasçısıydı.



Grubun kurucusu Syd Barrett öldükten sonraki ilk konseriydi.
Orada olmak istedim. İyi ki gitmişim.
Galerilerle çevrilmiş meydan öyle hıncahınç dolu değildi gerçi...
Gelenler de kırlaşan saçlarını bandanalarla örtenlerdi.
"Üstat" da çaktırmadı yaşlandığını...
"Başlıyor" zilini "Time"la çaldı. Dinleyiciyle birlikte bulutlar da toplandı.
Bir süre yeni parçalarıyla oyalandı. Meydanı ateşleyemeyince eskilere abandı.
"Shine On You Crazy Diamond"la herkesi ayağa dikti.
Tam o sırada bir ahmak ıslatan başladı. Meydan şarkıyı hep bir ağızdan söylerken hızlandı. Ve gitar soloda sağanağa dönüştü.
İnanılmaz bir yağmurdu; lakin şarkının büyüsü herkesi yerine mıhlamıştı. Sahnedekiler ve meydandakiler bu büyüyü bozmamak için ara vermediler; 2000 model bir Woodstock manzarası oluştu.
Gilmour konseri "Keşke burda olsaydın" diye bitirdi.
Herkes ayakta, Syd Barret için saygı duruşundaydı sanki...
Duymuş mudur ki?

"BABAM VE OĞLUM"

Üç kuşak gözyaşı
Herhalde hiç unutmayacağım bu filmi:
"Babam ve Oğlum"u babam ve oğlumla yan yana izledik.
Ve üçümüz de gözyaşı döktük.
Aynı duygu nehrinde yıkanmanın, arınmanın keyfini sürdük.
Ben severim filmlerde ağlamayı... Merhamettir gözyaşı, samimiyettir. "Bir damlası cehennem ateşini söndürür" derler.
Hele bir de böyle aile boyu olunca; tam mest oldum.
Sadece bir nostalji de değildi üstelik; duygu dolu, akıl dolu, ders dolu bir dönem filmiydi.
Eline sağlık Çağan Irmak...
Sağol "Babam ve Oğlum..."

ORHAN PAMUK

Bavuldaki gözyaşları
Sulusepken bir baba-oğul hikayesi daha...
Ve bir başka "Keşke burada olsaydın" hissiyatı...
Stockholm'de Orhan Pamuk'un Nobel ödül töreninde gurur, kişisel hatıralara karışınca ağlamaklı bir sevinç manzarası doğurdu.
Pamuk nefis konuşmasını "Bugün babam burada olsun çok isterdim" diye bitirince çevreme baktım; Cengiz Çandar, Ahmet İnsel, Ali Bayramoğlu gözyaşlarını siliyorlardı...
Sanırım salondakilerin çoğu babasından kalanların, kalmayanların ve evlatlarına bırakacaklarının, bırakamayacaklarının muhasebesini yaptı; biraz da onlara gözyaşı akıttı.
Sadece Türklerin edebiyat tarihini Nobel'le taçlandırdığı için değil, bilinçaltına bastırılmış bavulların kapağını kaldırdığı için de teşekkür ettik Orhan Pamuk'a...

DUBAİ

Federer-Nadal finali
Bir başka kaçamak; mesaiden çalınmış bir başka zaman dilimi... Mart başında Dubai Açık'ta tüm zamanların en iyi tenisçisinin final maçını izledik ailece...
Ve yenilgisine tanık olduk.
"Dünyada hangi spor dalında, hangi finali izlemek istersin?" diye sorsalar tereddütsüz "Teniste Federer-Nadal maçı" derdim.
O maçı izlemek kısmet oldu.
Biletsizdik üstelik. Maharetli bir çiftin üstün gayretleriyle karaborsa bilet bulup güzel bir yerden soluk soluğa bir maç izledik.
Yüzünde mimik oynamayan soğukkanlı şampiyonun, tümüyle jestleriyle oynayan sıcakkanlı rakibi karşısında zorlanışını ve sonunda kaybedişini biraz hayret, biraz ibretle gözledik.
Maçtan sonra yan yana oturup sıcak bir sohbete dalmalarını ve kupalarını Arap şeyhlerin elinden almalarını da gülümseyerek seyrettik.
2007 Ocak'ında rövanş var. Ama bu kez çok uzakta:
Avustralya Açık'ta...

KEVSERCİK

Bir çift mest
Bir hazin fotoğraf...
Kapı önündeki mestler anneannemin...
Hayatı boyunca ayağından eksik etmedi bu dayanıklı bağsız terlikleri... Dışarı çıkarken de pabucunu hep bunların üzerine giydi.
Geçen ocakta bir gün yoruldu, ayağından çıkardık; buz kesmiş ayaklarına yün terlikler giydirdik.
Faydasızdı.
90'lık yüreği daha fazlasına dayanamadı.
Ailece son kez başucunda toplandık.
Sonra onu sarıp sarmaladık; doğduğu topraklara defnetmek üzere yola çıktık.
Çıkarken ardında bu mestleri bıraktık.
Pek öksüz duruyorlardı.
Fotoğraf makinem yanımdaydı.
İki kare çektim.
Çocukluğum boyunca kapısının önünde ya da namaz vakti musluk başında gördüğüm mestleri, Kevsercik'e veda ederken kamerama ve hafızama kaydettim.

BÜLENT ECEVİT

İki mumdan biri söndü
2006'dan bir başka unutulmaz sahne:
80 yaşında dimdik bir kadın; 60 yıl aynı yastığa baş koyduğu eşinin cenaze arabasının ardından yürüyor, 100 binleri ardına takarak...
Ecevit'in ölüm haberini aldığımda "Mumların biri söndü" cümlesi geçti içimden...
O güne kadar 60 yıl boyunca her yılbaşını beraber geçirmişlerdi.
Sadece 1981'i 1982'ye bağlayan 31 Aralık gecesi ayrı düşmüşlerdi.
Çünkü o gün Bülent Ecevit hapisti.
Rahşan hanım yılbaşı alışverişinde iki mum almıştı; birinin üzerinde bir kız, öbüründe oğlan resmi olan iki mum...
Kızlı mumu kendisine saklamış, oğlanlıyı eşine yollamıştı.
Yılbaşı gecesi saat 12'yi vurunca biri evde, diğeri hapiste mumlarını yakmış ve yine aynı anda birbirlerini hatırlayarak söndürmüşlerdi.
O günden sonra da bunu her yılbaşı birlikte tekrarlamışlardı.
Bu gece tek mum yanacak Oran'daki evde...
Ama oğlanlı mumun ışığı, gelecek kuşakları da aydınlatacak.

BEKİR

Bir kedim bile yoktu; oldu
Yılın büyük ikramiyesi, bir gün camın kenarında bitiverdi.
Miniminnacıktı.
Sesi cılız, karnı açtı.
İlk sütten sonra bize alıştı; gide gele sevdirdi kendini...
Bir gün minik patilerini dayayıp sessizce içeri sızdı. Girip çıkmaya başladı.
Derken hepten alışıp salonda başköşeyi kaptı.
Tekirdi.
Adını "Bekir" koyduğumuzda dişi olduğunu bilmiyorduk henüz...
Öğrendiğimizde artık çok geçti.
Tekirlerin en güzeli Bekir, evin kızı olmuştu.
 


Milliyet
31/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Derleme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Derleme:
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ölümünün 20. yılında yeni bir Cemil Meriç portresi
“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
Cemil Meriç'in Tarık Buğra'ya cevabı
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin
İddianame iki gün önce ellerindeydi
Cengiz Çandar: Irak Savaşı; 5 yıl önce, 50 yıl sonra...

"2006'dan aklımda kalan sahneler... Kişisel bir yıl sonu bilançosu:" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: 2006'dan aklımda kalan sahneler... Kişisel bir yıl sonu bilançosu: (Puan: 1)
Gönderen: stinkfist Tarih: 31.12.2006 Saat: 19:38
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
o kadar kıskandım ki Can Dündar'ı anlatamam. David Gilmour dan shine on you crazy diamond dinlemek için herşeyimi verirdim.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke