Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 225 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Dücane Cündioğlu: Asım'ın nesliymiş!
Tarih: 30.12.2006 Saat: 03:41 Gönderen: karakutu
 

Bir düşünürün veya sanatçının önce eser(ler)iyle karşılaşırız. Önce eseri görürüz, evvelâ telifi okuruz, yani 'eser'den müessire, 'müellef'ten müellife doğru gideriz. Dolayısıyla bir düşünürü veya sanatçıyı anlamak için de hiç kuşkusuz önce o düşünür veya sanatçının eserlerine (âsar-ı güzîdesine) nüfuz etmeyi, hatta –mümkünse– vâkıf olmayı isteriz.

Bu yolu tercih edenler, bibliyografya'yı (terceme-i âsar'ı) biyografi'ye (terceme-i hâl'e) önceleyenlerdir. Ne yazmış? Nasıl yazmış? Niçin yazmış? Neyi amaçlamış? Amacını nasıl ifade etmiş? vs.



Yazılan yazan'ın, yapılan yapan'ın önündedir hep. Eseri farketmemiş olsaydık, eser sahibini nasıl farkedebilirdik? Farkedebilir miydik? (Elimizde eseri olmasaydı, nazarımızda eser sahibi de olmazdı.)

Kimse sen'i farketmeden ben'i farkedemez. Ben, ne gariptir ki önce sen'de, sen'in sayesinde farkedilebilir, görülebilir. En yakınımızda olan, ilk nazar itibariyle, en uzağımızda olandır; en uzağımızda olansa en yakınımızda olan...

Eserin en az işaret ettiği yer, eser sahibinin bulunduğu yerdir. Muhatab, eseri dilediğince kavrayabilmek için, eser sahibini dışarıda bırakmaya çalışır. Eserden etkilendiği, kelimenin tam anlamıyla, "gözleri kamaştığı" takdirde, evet, ancak o takdirde, eser sahibini de tanımak ister. Lâkin gözleri kamaşanların çoğu, eser karşısında öyle şaşarlar, öylesine şaşakalırlar ki eserin sahibini merak etmezler, akıllarına bile getirmezler.

Bu nedenle bazı eserler, kendilerini var edenlerin önünde yer alır. Süleymaniye Camii'nin ihtişamını seyreden kaç kişi, Sinan'ın kim olduğunu, ne hissettiğini, neyi kastettiğini merak etmiştir? Yahya Kemal'in şiirlerini ezbere bilenler arasında niceleri var ki şairin vefat tarihini bile bilmez. Nerede kaldı ki aşklarını, hüsranlarını, fazilet ve zaaflarını bilsin, bilmek istesin.

Bazen de tersi olur. Eser sahibinin edası sadasını, karizması eserini gölgeler. Müellif telifinin önünde gider. Kendisi bilinir, eserlerinin adı bilinir, ama gerçekte eseri, eserleri yoktur, kendisi vardır. Böyleleri ölünce, eserleri de ölür. Eserleriyle değil, nâmlarıyla varoldukları, eserlerinden değil, eserlerinin hâsılasından hareketle varolmayı tercih ettikleri için, ünlenen kendileri olur, eserleri değil. Moda tabirle, 'marka' olmayı başarmışlardır. Elde ettiklerinin hepsi bu kadardır. Çünkü tarih böyleleri karşısında acımasızdır. Onları, doğrudan, ünlüler mezbelesine yollar ve hayatta iken yeterince istifade ettiklerini gözönüne alarak, o anlı şanlı ünlerini çürümeye terkeder.

Vefatının 70. yıldönümünde kendisini andığımız Mehmed Akif, acaba eserleriyle mi, ismiyle mi yaşıyor?

Mehmed Akif ismini bilmeyenimiz var mı? Millî şairimizin adını herkes biliyor, resimleri de hafızamızda. Eserleri de öyle sayılır: Önce İstiklal Marşı, sonra Safahat.

İstiklal Marşı'nın bazı mısralarını çoğumuz ezbere okuyabiliriz. Eh, Safahat'tan bazı parçaları bilenlerin sayısı da az değil. Bu kabaca hesaba göre, millî şairimizin hem adının, hem âsarının bilindiğini pekâlâ söyleyebiliriz.

Peki ya tanındığını?

Bir düşünelim bakalım, Akif'i, Akif'in kendisini ne kadar tanıyoruz? Eserleri aracılığıyla, toplumla kendisi arasına bile bile duvar ören bu mahviyetkâr şairi tanımak için -kendisini ikna edecek denli- ciddi bir adım attığını iddia edecek kaç kişi var aramızda?

Olsaydı, izleri de olurdu. Yok, ne yazık ki! Akif, ne yapıp edip kendisini nazarımızdan gizlemeyi başardı. Kendi tabiriyle "cemiyet-i beşeriye" ile ilgili hizmetler yapan Akif, en nihayet hizmetleriyle, hizmet maksatlı âsarıyla tanındı. Hakkında derlenmiş ve derlenebilecek en kapsamlı bibliyografyalar, bu müddeayı kuvvetlendirmekten öte bir işe yaramazlar. Mevcut olanları dikkatle inceleyiniz, onca yazı, kitap arasında Akif'in usulca kaybolduğunu ve bir türlü ele geçirilemediğini göreceksiniz.

Asım'ın nesliymiş!

Toplumla, toplumsal olanla ilgilenenler, sırf toplum için Akif'le, topluma hizmet eden, edecek olan Akif'le ilgilendiler. 'Hayatı' denince, kırık dökük bir biyografi, gevşek bir kronoloji, 'eserleri' denince, Safahat'ın meşhur toplumsal vaazlar veren şiirleri.

Peki ya Hicran, Secde, Gece gibi gözlerden gizlenmeyi başarmış gerçek Akif'in şiirleri? Hele hele, şahsen meftunu olduğum, o resim arkası kıt'alar?

Bir ferd olarak Akif nerede? Toplum olarak değil, bir birey olarak; arayan, soran, itiraz eden, aradığı, sorduğu, itiraz ettiği için acı çeken tek tek bireyler olarak istifade edeceğimiz "yalnız Akif' nerede?

Aramayı sürdüreceğiz. Sürdürmek zorundayız; Akif için değil, kendimiz için.




Akşam
30/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
İsrail ablukasını ‘Onur’la deldiler
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"Asım'ın nesliymiş!" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke