Ronald Suresh Roberts'ın yazdığı ve yayımlanmasından bu yana Güney
Afrika'da çok konuşulan 'No Cold Kitchen' adlı biyografi, yaşamöyküsü yazarıyla
yaşamöyküsüne konu olan yazarın arasını öyle bir açtı ki...
Siz daha ölmeden, birilerinin yaşamöykünüzü yazmaya kalkıştığını düşünün:
Kitabın yazarı, 'konu'ya kendi yaklaşımını, kendi bakış açısını getirecek,
sonuçta kendi kitabını yazacaktır kuşkusuz, ama 'konu' siz olduğunuzda, bu
yaklaşım ve bakış açısı hakkında ne kadar nesnel ve önyargısız olabilirsiniz?
Eğer bir yazarsanız, farklı insanların yapıtlarınızı kökten farklı biçimlerde
değerlendirmesine alışık olduğunuz varsayılabilir; ama bir yapıt olarak
kurulacak yaşamınız söz konusu olduğunda, yaşamöyküsü yazarıyla gergin olmayan
bir ilişki kurmanız mümkün olabilir mi?
Apartheid rejimine yönelttiği eleştiriler ve Afrika Ulusal Kongresi'ndeki
çalışmalarıyla dünya gündeminin bir parçası haline gelen ve 1991 Nobel Ödülü'nü
kazanan Güney Afrikalı romancı Nadine Gordimer, bir süredir bu gerilimi ilk
elden yaşıyor. Ronald Suresh Roberts'ın yazdığı ve yayımlanmasından bu yana
Güney Afrika'da çok konuşulan No Cold Kitchen (Soğuk Olmayan Mutfak) adlı
biyografi, yaşamöyküsü yazarıyla yaşamöyküsüne konu olan yazarın arasını açtı.
Uydurulmuş yaşantılar
Roberts'a göre Gordimer, başlarda kitaptan çok memnundu. Kitabın arka kapağına
da alınan bir mektupta Gordimer, Roberts'ın metnini "olağandışı bir
mükemmellikte" bulduğunu söylüyordu: "Övgülerinizden olduğu kadar,
eleştirilerinizden de söz ediyorum; kendi yazdıklarımı bambaşka bir gözle
görmemi sağlayan, gerçekten aydınlatıcı içgörümlerinizden söz ediyorum. Teşekkür
ederim!" Ne var ki Gordimer, kitap piyasaya çıktıktan hemen sonra yaptığı
açıklamada, kitabın son halini ancak kitapçıda gördüğünü, içinde sayısız hata ve
değişikliğin bulunduğunu, kitabın son halini yayımlanmadan önce görme hakkının
çiğnendiğini ve saldırgan bölümler eklendiğini söyledi.
Rachel Donadio'nun New York Times'da yazdığına göre Roberts, bundan yaklaşık on
yıl önce Gordimer'a gidip kendisinin yaşamöyküsünü kaleme almak istediğini
söyledi. Bu iş için çok iyi bir adaydı: Trinidad'da büyümüş, V.S. Naipaul'a da
verilen bursla Oxford'da okumuştu. Harvard'da hukuk yüksek lisansı yaptıktan
sonra iki kitap yazmış, Wall Street'teki avukatlık kariyerini 1994'te Güney
Afrika seçimlerini izlemek için bırakmıştı. O zamandan beri de Güney Afrika'da
yaşıyordu.
Roberts, Gordimer'ın yaşamöyküsünü yazmaya 1996'da karar verdi. Donadio'yla
söyleşisinde "Yazınsal açıdan ilginçliğinin ötesinde, Güney Afrika'nın tarihi,
kültür politikaları ve her şeyiyle hesaplaşmak için müthiş bir fırsat olacağını
düşündüm," diyen Roberts'a göre 1997'de, Gordimer'ın Johannesburg
banliyölerinden birindeki evinde yaptıkları ilk görüşme çok olumlu geçti.
Sonraki birkaç yıl boyunca Gordimer, yaşamı ve yapıtlarıyla ilgili hemen her
konuda açıklıkla konuştu. Birlikte Londra ve Şili'ye bile gittiler.
Roberts, Gordimer'ın yaşamını çeşitli evreleriyle ele alacağı, bunları
Gordimer'ın yapıtıyla bağdaştıracağı kitap üstünde çalışırken, pek çok insanla
da görüşmeler yaptı. Ancak Gordimer'ın 1954'te New Yorker'da yayımlanan 'A South
African Childhood' (Güney Afrika'da Geçen Bir Çocukluk) adlı denemesinde sözünü
ettiği kuzenleri Roy ve Humphrey'yle görüşmek istediğinde, bu kuzenlerin var
olmadığını, Gordimer'ın başka ayrıntıları da uydurduğunu öğrendi. İlk gerilim
burada ortaya çıktı: Uydurulmuş yaşantılar hakkında pek çok yazarın başının
ciddi bir biçimde derde girdiği bu dönemde (Bir Milyon Küçük Parça olayını
anımsayacaksınız) Gordimer'ın bu konudaki vurdumduymazlığı Roberts'a ters geldi.
Emperyalizmin sözcüsü
Gordimer'ın apartheid sonrası dönemde yaptıkları da Roberts'ın eleştiri
oklarının hedefi oldu. Ona göre Gordimer beyaz liberalizmin ikiyüzlülüğünün
canlı bir örneğiydi, siyah Afrikalılar adına tepki veriyor, ama bunu yaparken
korumacı, yani üstünlük taslayan bir tutum takınıyordu. Güney Afrika devlet
başkanı Mbeki'nin AIDS ve HIV konusundaki tutumunu (Mbeki, HIV'nin AIDS'e neden
olduğu konusunda kuşkularını dile getirmiş, bu konunun tartışılması için geniş
katılımlı uluslararası bir konferans düzenlemiş, tüm dünyada tartışmalara yol
açmıştı) eleştiren ve ona karşı tavır alan Gordimer, Roberts'a göre Batı tıbbı
aracılığıyla yeni bir emperyalizmin sözcüsü oluyordu.
Gordimer'ın, İsrail-Filistin çatışmasını apartheid dönemi Güney Afrika'sına
benzetme konusunda çekinceli davranmasını ve Ortadoğu hakkındaki görüşlerini de
eleştiren Roberts, bu bölümlerde değişiklik yapmaya yanaşmayınca ve 'kitabın
yazarı benim' noktasında diretince, ipler kopma noktasına geldi.
Roberts, 2002 yılının Aralık ayında Gordimer'a kitabın ilk müsveddesini yolladı.
Gordimer, 1950'lerde yaşadığı bir ilişkinin ve ikinci kocası Reinhold
Cassirer'in (felsefeci Ernst Cassirer'in yeğeni) 2001'de ağır ağır ölmesinin
kitapta yer alış biçimine itiraz etti. Roberts'la Gordimer arasındaki yazışma
sürerken, Amerikalı yayınevi Farrar, Straus & Giroux da kendi itirazlarını dile
getirdi: Yayın yönetmeni Galassi'nin bir Güney Afrika gazetesine yaptığı
açıklamaya göre Roberts'ın metni uzayıp gidiyor, yazar sık sık kendini de
anlatıya katıştırmaya bayılıyordu. Buna sinirlenen Roberts, aynı gazeteye
verdiği yanıtta, "New Yorklu editörlerin biz yerlileri azarlayıp mantıklı olmaya
çağırmasından usanmadık mı?" dedi.
Sonunda Gordimer'ın İngiltere'deki yayıncısı Bloomsbury ve Amerika'daki
yayıncısı Farrar, Straus & Giroux, Gordimer'ın metne itiraz etmesi ve Roberts'ı
'güvenini kötüye kullanmak'la suçlaması üzerine, yaşamöyküsünü yayımlamama
kararı aldı. Roberts kitabı Güney Afrika'da, siyahların sorunlarına yönelik
kitaplar çıkaran STE adlı bir yayınevi tarafından yayımlandı. Okuyucu nezdinde
kitap çok başarılı oldu ve 2006'da Güney Afrika'nın en ciddi kitap ödülüne aday
gösterildi.
* * *
En az satanlar
Her yıl olduğu gibi bu yılın sonunda da pek çok ülkede, yılın en çok satan
kitapları, en iyi kitapları vs. listeleri yayımlanıyor. Ancak geçen yıldan beri
Almanya'da yılın en az satan kitapları listesi de yapılıyor ve insanları
şaşkınlığa düşürüyor. Bu akımı başlatan, Alman yayınevi Diogenes'in yayın
yönetmeni Daniel Keel'in, 2005'te Diogenes'in en az satanları listesini
hazırlaması oldu. Bu listeye göre geçen yıl Almanya'da Frank O'Connor'ın bir
öykü kitabı 3 adet, bir George Orwell kitabı 8 adet, bir William Faulkner'sa 15
adet satmıştı.
Diogenes'in bu açıkyürekliliğinden esinlenen Frankfurter Algemeine Zeitung, bu
yıl başka bazı yayınevlerine, 2006'da en az satan kitaplarının hangileri
olduğunu sordu. Dev yayınevlerinden Suhrkamp yanıt vermeye tenezzül etmedi, ama
gazete yine de pek çok yayınevinden yanıt almayı başardı.
Nisan ayında ölen Muriel Spark'ın Loitering with Intent (Kasıtlı Oyalanma) adlı
romanı listenin başında yer alıyor Diogenes'ten çıkan kitap yalnızca 6 adet
satmış. Listede iki Nobel ödüllü yazar da var. Eugenio Montale (Hanser
Verlag'dan çıktı) ve Claude Simon (DuMont). İtalya'da milyonlarca satan Stefano
Benni, Almanya'da 16 adette kalmış (Wagenbach). Teselli babında: Stendhal'in Aşk
Üstüne'si, yayımlanışından sonraki 11 yılda yalnızca 17 adet satılmıştı;
Beckett'in Murphy'si de Fransızcaya çevrildiğinde benzer bir kaderle
karşılaşmıştı.
* * *
Potter'ın adı belli
Harry Potter dizisinin uzun süredir beklenen yedinci ve son kitabının adı
açıklandı: Harry Potter and the Deathly Hallows. Açıklanır açıklanmaz da
tartışmalar aldı yürüdü: Başlık açıklandığında 'deathly hallows' için 0 karşılık
veren Google, bu satırlar yazıldığı sırada 800 bin karşılık buluyor. Kimse bu
adın tam anlamından emin değil, çünkü 'hallow' sözcüğü aslında bir fiil ve
'kutsamak' demek, oysa burada çoğul ad olarak kullanılıyor. Kitabın adı ilk kez
Rowling'in sitesinde, bir bulmaca biçiminde açıklandı. Harry Potter hayranları,
kilitli bir kapının anahtarını bulmak, ardından da bir adam asmaca oyunu oynamak
zorunda. İnternette yapılan kimi yorumlara göre 'deathly hallow' bir büyü; Lily
Potter'ın Harry'yi Voldemort'a karşı korumak için yaptığı, yapanı öldüren ama
yapılanı koruyan, ancak sevgi duyuluyorsa yapılabilen bir büyü. Bu görüşe göre
Harry yedinci kitapta bu büyüyü öğreniyor ve tüm dünyaya 'deathly hallow' büyüsü
yapıyor; böylece kendisi ölüyor ama dünyayı Voldemort'dan kurtarıyor.
Rowling, yaptığı açıklamada kitabı hâlâ yazmakta olduğunu söyledi. Yedinci
cildin 2007'nin ilk yarısında yayımlanması bekleniyor; beşinci cildin filmiyse
2007 Temmuz'unda gösterime girecek. Rowling daha önceki bir açıklamasında, saf
kötülüğün figüranları değil, başkahramanları hedefleyeceğini, bir ya da iki
başkahramanın ölebileceğini söylemiş, dünyaca ünlü kimi yazarlar dahil olmak
üzere pek çok okuruysa, Harry'yi öldürmemesi konusunda ricacı olmuştu.
Radikal
29/12/2006