Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 262 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ece Temelkuran: Tecrit ve tercih
Tarih: 27.12.2006 Saat: 10:21 Gönderen: karakutu
 

Şikâyet ettikleri ve hep eleştirdikleri cumhuriyet elitinin halka dair tutumunu bu kadar üzerlerine giyinmeleri acaba iktidarın sarhoşluğundan mıdır?
"Vatandaş" ve "halk" ayrımı yapan elitist zihniyet şöyle düşünür:



Bu halk çocuk gibidir. Neyi neden yaptığını bilmez. Bir kara kalabalıktır. Nereye çekersen oraya... Cahildir, kolay yönlendirilir.
AKP değil mi başörtüsü konusunda elitin bu türlü düşünmesinden, o genç kadınların birilerinin "adamı" olduğunu düşündükleri için kapandıklarını söyleyip duran elitin zulmünden şikâyet eden?
İktidara, bu ve benzeri zulümlerden mağdur olduklarını söyleyerek, şimdi meydanlarda başbakan tarafından azarlanan halk tarafından taşınmadılar mı?
Şimdi aynı şey değil mi, Meclis Başkanı Bülent Arınç'a sormak isterim bu soruyu, cezaevlerindeki tecride karşı ölüm orucuna yatan Avukat Behiç Aşçı'ya "Eylemi bırak" demek? Üstelik söze "hayatın kutsallığından" dem vurarak başlamak? Sanki en iyi ölmekte olan bilmezmiş gibi hayatın ne kadar güzel olduğunu...

Sadece 3 kilit

Sanıyorlar ki, bir çoklarımız öyle sanıyor, bu insanlar ölmek istedi. Cezaevlerindeki koşulların düzelmesi için ölüm yataklarına yatan 122 insan ölmeye bayılıyordu, sanıyorlar. Uzaktan bakıp zorla ölüme yatırıldıklarını, kahramanlaşmak için öldüklerini söyleyenler oldu. Yakınına girince başka türlüdür hikâye.

Yakın zamanda, başka bir iş için Küçükarmutlu'dakilerle konuştum. O kadar küskünler ki yazana çizene bu konuda. Herkesin uzaklardan baka baka yazıyor olmasına. En çok da "Yaşam kutsaldır" diyen, "Zorla ölüme yatırılıyorlar" diyen elite. Genç bir kadın doğrudan şöyle sordu konuşurken:
"Biz aptal mıyız?"

"Halkı" aptal yerine koymak "vatandaşın" alışkanlığıdır. Oysa ortada bir aptallık varsa "halk" da, "vatandaş" da aynı derecede...
Ve görünüşe bakılırsa kendilerini halk iktidarı olarak görenlerin halk sevgisi Ankara "vatandaşı" olana kadardır.

İktidara benzeme!

Avukat Behiç Aşçı'nın 266 gündür sürdürdüğü, cezaevlerindeki tecridin hiç olmazsa biraz olsun azaltılması için yaptığı ölüm orucu 266. gününde. İstediği şey şu: İnsanlar yalnızlıktan delirtilmesin. Cezaevinin zaten kerelerce kilitli olan koridorunda üç beş insan hücre kapılarını açıp konuşabilsin.

Hadiseyi yakından takip etmeyenler, olayların sunulma biçiminden ötürü sanabilir ki, "Cezaevleri yıkılsın, halı saha yapılsın!" diyor bu insanlar. Öyle değil, sadece cezaevlerinin içinde binlerce başka cezaevi kurulmasın, zaten kilit altında tutulan insanlar on kere daha kilitlenmesin istiyorlar.

Üstelik sadece onlar değil, neredeyse bütün kitle örgütleri istiyor bunu. Ölüm oruçları ve tecrit üzerine nicedir yürürlükte olan sessizlik mutabakatı yeni yeni delinmeye başlıyor, insanlar konuşuyor nihayet. Konuyu Meclis'e taşıyan CHP'li Mehmet Sevigen ise şöyle diyor:
"Behiç, artık ölüm orucunu bırak. Manşet oldun, amacına ulaştın."
Bir insan, hakkında konuşulsun, manşet olsun diye ölür mü? El insaf!
Ama, bir insan bir koridordaki üç kapının kilidi açık tutulsun diye ölebilir.

Eğer dostları, gencecik müvekkilleri o hücrelerde yalnızlıktan dengesini yitirmişse, yapılanlar insanları insanlıktan çıkarmayı amaçlıyorsa, ölebilir. Onaylamayabilirsiniz. Ama "biz", yani bu memlekette yaşayan insanlar, baskıya verilecek tepkinin noter memuru değiliz.
Sözlerimizin, düşündüklerimizin giderek iktidara benzemesinden kendimizi korumak mecburiyetindeyiz. Biz, yaşamın kutsallığından ölmekte olana değil, yaşayanlara bahsetmeliyiz. Hem de çok bahsetmeliyiz!
 

Milliyet
27/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Tecrit ve tercih" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke