26 ARALIK 1930'dayız, Beyazıt Camii'nin musalla taşında bir tabut, üstünde ne
bir bayrak var, ne de bir örtü. Cami avlusunda cenazeyi bekleyen şair Mithat
Cemal, "Bir fıkara cenazesi olmalı" diye düşünüyor. O anda Emin Efendi
lokantasının sahibi Mahir Usta elinde bir bayrakla cenazeye koşuyor. Sonra
yüzlerce genç peyda oluyor, çıplak tabutunu üniversitenin büyük bayrağına
sarıyorlar.
Defnedileceği Edirnekapı Şehitliği'ne kadar omuzlarda taşınıyor.
Kör ve sağır yetkililerin görmediği, duymadığı, tınmadığı büyük Âkif'in
cenazesi bu şekilde 'millet töreni' ile kaldırılıyor.
Ertesi gün gazetelerde, bir iki sütuna, sıradan birkaç haber.
Bir süre sonra, "Kimseler yüzüne bakmadı, bitler içinde öldü" türünden yalan ve
aşağılayıcı yazılar...
Büyük bir şaire, hele de "Çanakkale"nin destanını, "İstiklal"in de marşını
yazmış bir şaire bu kadar vefasızdan da öteye saygısız davranışları dünyanın
neresinde görmek mümkündür?
Âkif'e suçlamalar
Mehmet Âkif'i "mürteci" ve "Arnavut" diye suçlayanlar oldu. Ama bu,
suçlayanların dar kafalılığını yansıtmaktan başka değer taşımaz. Maalesef, yakın
bir zamanda bile, hem de sırtında asker üniforması taşıyan bir doktor, Âkif'i
"Arnavut..." diye suçlayabildi! Akif'in Çanakkale şehitlerini "Bedr'in
aslanları" diye yüceltmesinin ümmetçi bir aşağılama olduğu hezeyanından da
kendini alamadı.
Bilgisizlik ve fanatizm!
Evet, Âkif'in bir şiiri şöyle biter: "Bunu benden duyunuz, ben ki evet
Arnavud'um / Başka bir şey diyemem, işte perişan yurdum!"
Bu şiirin yazılma tarihi 1913'tür ve Âkif Balkanlar'ı kaybedişimize ağlamakta ve
bunda önemli olan etnik milliyetçiliği, bu arada ayrılıkçı Arnavut
milliyetçiliğini eleştirmektedir! Safahat'ın aynı kitabında, aynı tarihlerde
"Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez" diye şiir yazan da Âkif'tir!
Arnavutluk'un kaybının İstanbul'un işgaline kadar uzanacağını gören de Âkif'tir:
"Arnavutluk'ta gürleyen toplar / Geliyor işte bak pâyitahta kadar!"
Çanakkale şehitlerinin kendileri için "Bedr'in aslanları" en büyük manevi
mertebe idi. Bu benzetmede Âkif 'askeri taktik' mukayesesi yapmıyor, Çanakkale
şehitlerini manen Peygamber'in arkadaşı olma rütbesinde görüyor ki, haklıdır
elbette!
Etnik milliyetçilik
Mehmet Âkif'i "Türk değildi..." diye eleştiren kafa, Tarih Kurultayı'nda
"Türkler brakisefal Alpin ırktır" diye konuşmalar yapan kafadır. Bugün çağdaş
Türkiye'nin ihtiyacı, bu kafaya değil, Âkif'in etnik milletçiliği reddeden
vatanseverliğinedir.
Âkif'in İstiklal Savaşı sırasında yazdığı "Ordunun Duası" şiirini 1921'te Ali
Rifat Bey bestelemiş ve Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın Genelkurmay'ı
tarafından genelgeyle bütün askeri birliklere dağıtılmıştır:
"Türk eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman"
İstiklal Marşı'nı Âkif'in yazabilmesinin sebebi, yarışmaya katılanlar arasında
Milli Mücadele ruhunu en iyi Âkif'in yazabilmesidir.
Akif'e saldıranın, ona "Arnavut, gerici..." diyen kafanın bir İstiklal Marşı
yazması mümkün değildi, yazamadılar zaten.
Muhteşem kültür mirasımızı, bir siyasi görüşe göre tasfiye edin; geriye ne
kalır!
Bin yılımızın hepsi bizimdir ve merhum Mehmet Âkif bu büyük mirasın
pırlantalarından biridir.
Milliyet
26/12/2006