Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 259 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ece Temelkuran: Yıl
Tarih: 26.12.2006 Saat: 10:57 Gönderen: karakutu
 

Bugünlerde bir gün, yakındır, o düşük yoğunluklu muhasebe kapıya dayanacak. "Ne oldu şu geçen senede?" diye, bu soruyu sora sora peşimizden ayrılmayan kendimizle, elleri belinde bir huysuz teyzeye benzeyen kendimizle, çekişeceğiz, yakındır.



Ofislerde, jilet gibi pantolon-ceket takımlar içine saklanmış kız çocukları, ajandaları çıkarıp not verecekler kendilerine. O ajandalarda hiç yazılı olmayan gece yenilgilerine takılıp, sonra camdan dışarı takılıp, takılı kalıp bir anın bir duygusuna...

Kravatları bir türlü yüzlerine uymayan oğlan çocukları, ne zaman kafaları karıştığında okuldan sonra maç yapmış gibi üstleri başları dağılan o kocaman görünüşlü adamlar, elleri ceplerinde, camlara takılacaklar. Beceremedikleri ne varsa onlara takıla takıla... Akıllarından geçenler, bayramlıklarıyla çamura yuvarlanmış gibi bir leke bırakacak yüzlerinde.

Ne zaman, 'artık çok geç'tir
Ömrünün sonuna yaklaşmakta olanlar "Artık çok geç" diyerek başlamadıkları bir şeyler için "Acaba geçen yıl başlamış olsaydım yeterince zamanım olmuş olur muydu?" deyip artık çok geç kaldıklarını düşünecekler yeniden. Dönüp duran bir atlıkarıncaya tam atlayacakken vazgeçen, vazgeçmeseydi atlayabileceğini düşünerek yeniden vazgeçen çocuklar gibi...
Hayata yeni başlayanlar, geçmiş seneyi düşünmeyecekler muhtemeldir ki. Onlar geçmiş seneler yeterince biriktiğinde ne düşüneceklerini düşünüyor olacaklar camlara baka baka, bir gün bırakamayacaklarını hiç bilmeden başladıkları o sigaraların dumanını camdan dışarı, iyice dışarı üfleye üfleye. İzmaritini camın dış pervazında söndürüp sokağa atarken bir geçmiş biriktirmeye çoktan başladıklarını belki bilmeden.

Hayat müfredatı

Hepimiz kederli "yaz programlarının" çocuklarıyız oysa. Haklıyız "becerememekte"...
Hangi yılın müfredatında başladı bu? Ya da birazdan toplama kampına gireceklermiş gibi "Andımız"ı içen çocuklar hâlâ mustarip midir o hiç halden bilmez uygulamadan? Öğretmenler okulun son gününde, tam kurtulacakken çocuklar hayallerinin katlanıp "tuhaflık" adı altında paketlenip dolaplara kaldırılmasından, "Yazın bir çalışma programı yapmalısınız kendinize" diyorlar mıdır onlara?
Bazılarımız işte o yaz programlarını belki çok ciddiye almıştık. "9.00- Kalkış, 9.10 Yüz yıkama..." diye başlamıştık.

Tuhaflığımızı herkesten gizledik

"Hayat Bilgisi" kitabındaki ya da radyodaki "Oyun Bahçesi"ndeki çocuklar gibi olmaya, dümdüz olmaya kararlıydık. Kaç gün geçerdi "program" tel tel olup dağılmaya başlamadan? Sonra "o çocuklar" gibi olamayacağımızı anladığımızda, herkesten gizleyerek bu "tuhaflığımızı" kendimize kim bilir büyüklerin bilmediği ne işkenceler ettik.

Çocuk kederinden anlamaz büyükler. Dilimlenen zaman, çocukların perdeden renk değiştirerek sızan ışıklara baka baka hayretler içinde ne ömürlerden geçtiğini bilmez. Çocuğun o güneş ışığında tembel tembel hareket eden toz tanelerine bakıp henüz kelimelerini bilmediği cümleler kurabileceğini boşluğa doğru... İlk kez kaybettiği bir oyuncağını hatırladığında bir geçmişi olduğunu anlayıp şaşıracağını...

Oyuna alınmadığı bir gün aklına geldiğinde sevilmemekten dehşetle korkacağını... Sonra aniden kendinden başka kimsenin anlamayacağı bir şaka yapabileceğini iç sesiyle...
Bunlar işte yaz bitip de okula dönüldüğünde, öğretmen, eli belinde bir teyze gibi "Yazın ne yaptınız?" diye sorduğunda, çocuğun aklına gelemez ki bir türlü. Gelse, o da tıpkı bizim gibi, bir yılın muhasebesini yapan bizim gibi, "Çok şey yaptım aslında" diye göğsünü gere gere kompozisyonunu yazabilirdi.

"Yaz" kompozisyonlarında, ajandalarımızda yazılı olmayan ne varsa bizim onlar. Ve aferin bize! Öyle ya da böyle, yaşayarak bir yıl geçti işte. Yazılı olmasa da ajandalarımızda, biz bu yıl da epey yaşadık aslında.





Milliyet
24/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Yıl" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke