Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 263 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Nuray Mert: Türkiye'nin Ortadoğu'da 'tarihi misyonu'
Tarih: 26.12.2006 Saat: 10:48 Gönderen: karakutu
 

Türkiye'nin Ortadoğu'da üstlendiği rol, özellikle, 1950'lerden itibaren şekillenen iki kutuplu dünya çerçevesinde netleşti. Demokrat Parti dönemi Ortadoğu politikaları, muhafazakâr bir iktidarın Ortadoğu'da Batı'nın çıkarlarının temsilciliğine soyunmasının çarpıcı bir örneği olarak, bugünkü tabloyu anlamak için son derece önemlidir.

Türkiye bu süreçte, Arap kamuoyunun en çok tepkisini çeken İsrail ile sıkı ittifak içine girmek ötesinde, tam bir ABD-İngiliz politikalarının taşıyıcısı rolü üstlenmiştir ve bunun karşılığında, dış yardım ve borç ile ödüllendirilmiştir.



* * *

BM'den İran'a yaptırım uygulanması kararı çıktı. Bu, kısıtlı çerçevede tutulmuş bir yaptırım kararı, anlamı nedir, seyri ne olacaktır, izlememiz gerekiyor, ama bu karar, medyada, haber olarak bile kapkaç olaylarının ardından birkaç dakika ile geçiştilen bir konu olarak kaldı. ABD, Irak'ta yenildiğini neredeyse resmen ilan etti, bin bir çıkış planı tartışılıyor, biz yine ilgili değiliz. Lübnan'da kriz doruk noktasında, hükümet, başkanlık sarayına hapsedilmiş durumda, bunun ne anlama geldiğini kurcalayan yok. Pazar günü, Murat Yetkin'in Baykal ile gittiği Beyrut izlenimlerini yazması iyi bir hatırlatma oldu, ama genel ilgisizliği aşmak mümkün gözükmüyor.

Dahası, bir noktadan sonra, bu sıradan bir ilgisizliği aşıyor, veya bu ilgisizlik, bir görmezden gelme, kamuoyunu Ortadoğu'da olanlardan uzak tutma gayretiyle buluşuyor. Bu buluşmanın, Türkiye'nin başına büyük belalar açma riski büyük. Zira, Ortadoğu'daki olaylardan, bu kadar uzak bir ülke, bir yandan da Ortadoğu'da büyük rollere soyunuyor, büyük iddialara sahip çıkıyor, Ortadoğu'da 'tarihi misyon, rol, ilgiden söz ediliyor. Hangi tarihi misyon, hangi rol? Osmanlı döneminde aynı çatı altında yaşamaktan kaynaklanan 'doğal ilgi ve rol' iddiası, Ortadoğu gerçeğinin üzerine örtülmüş büyük bir şal olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. Ortadoğu'da bugün olanları Osmanlı döneminden sonra olanlar, Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan süreç ve Türkiye'nin bu süreçte Ortadoğu politikalarını dikkate almadan kavramak imkânsız.

Türkiye'nin, bu süreçte konumu, Batı'nın Ortadoğu politiklarının taşıyıcısı, aracısı olmak şeklinde tezahür etti. 'Tarihi rol'den bahsedeceksek, öncelikle, Türkiye'nin yakın tarihte yüklendiği, Batı'nın elçisi rolünü kurcalamamız gerekiyor. Zira, Türkiye hâlâ aynı rolü, büyük bir iştahla oynamak hevesi içinde görünüyor. Yakın tarihi paranteze alarak, olayı Osmanlı'ya bağlama gayreti de, bu hevesin kamuoyu çalışmasından başka bir şey değil.

Türkiye'nin Ortadoğu'da üstlendiği rol, özellikle, 1950'lerden itibaren şekillenen iki kutuplu dünya çerçevesinde netleşti. Demokrat Parti dönemi Ortadoğu politikaları, muhafazakâr bir iktidarın Ortadoğu'da Batı'nın çıkarlarının temsilciliğine soyunmasının çarpıcı bir örneği olarak, bugünkü tabloyu anlamak için son derece önemlidir. Türkiye bu süreçte, Arap kamuoyunun en çok tepkisini çeken İsrail ile sıkı ittifak içine girmek ötesinde, tam bir ABD-İngiliz politikalarının taşıyıcısı rolü üstlenmiştir ve bunun karşılığında, dış yardım ve borç ile ödüllendirilmiştir.

Türkiye'nin, sonunda, Bağdat Paktı'na dönen 'Ortadoğu Komutanlığı Projesi' gibi, bir dizi ittifak içinde yer almasını hatırlayalım. Bu genel politika çerçevesinde, Süveyş krizinde (1956), İngiltere ve Fransa'nın saldırısını uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirmekle birlikte, Nasır'ı suçlamasını hatırlayalım. Dahası, Cezayir bağımsızlık savaşındaki tutumunu ve 1955'te Cezayir sorununun BM genel kurulu gündemine alınmaması yönünde oy kullanması gibi çarpıcı olayları hatırlayalım. İşte, Türkiye'nin, yakın tarihte, Ortadoğu'da tarihi misyonu bu olmuştur. Artık, bu misyonu terk ettiği yönünde ciddi bir gösterge de yoktur. Bunun tek istisnası Irak işgali öncesindeki ünlü tezkerenin Meclis'ten geçmemesidir. Bu kuşkusuz ümit vaat edici bir gelişmedir, ancak Meclis'in yarısının da tezkereye evet dediğini unutmayalım, dahası tezkere sonrasında telafi edici çabaları hatırlayalım.

Mevcut hükümetin, Ortadoğu ülkelerine sık ziyaret yapması, dengeli ve çok yönlü bir siyaset istikametinde bir değişim olarak takdim ediliyor, umarız öyledir. Ancak, önemli olan, ziyaretlerin sıklığı değil, mahiyetidir. Bu görüşmelerin mahiyetini dışarıdan kestirmek çok kolay değil, ama mesela Lübnan'da hâlâ, Sinyora hükümetine hayat öpücüğü verme gayretinin 'tarihi misyon'u çağrıştırdığı söylenebilir. Resmi düzeyde görüşmeler, tabii resmi muhataplarla olur, dahası Türkiye'nin bir anda dış siyaset eksenini radikal biçimde değiştirmesi beklenemez. Yine de, ABD-İngiltere-İsrail başta olmak üzere Batı ittifakının, Lübnan'da gözü kara biçimde desteklediği projelerin kanlı tarihinini ve bugüne kadarki başarısızlığını hatırlamakta, ve bu topa, bu kadar hevesle girmekte tereddüt edilmesinde büyük fayda var. Yoksa, 'tarihi misyon'u, yakın gelecekte, Türkiye'yi Ortadoğu'da çok zora sokacak.


Radikal
26/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Doğu Konferansı
· Karakutu Beyrut Galerisi
· Daha fazla Ortadoğu
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Ortadoğu:
Karakutu Lübnan - Beyrut'tan bildiriyor.


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Karakutu Sartre: Hiçlik
Karakutu forum/ sartre: hiçlik
Karakutu'dan çağrı: Cehennem yoksa hep beraber Kapitalist olalım!
Jeff Buckley: Grace
Duruş
Led Zeppelin: Black Dog
Ahmed Amrabi: ABD ve Fransa Hizbullah'a karşı tüm Lübnan'ı feda etmeye hazır
Lübnan raporu
Lübnan-Suriye
1937-1938’de Dersim’de neler oldu?
Moya Brennan - Change My World
Abba - Fernando
Karakutu Lübnan - Beyrut'tan bildiriyor.

"Türkiye'nin Ortadoğu'da 'tarihi misyonu'" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke