Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 223 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Çetin Altan: Odadaki ekrandan yeryüzüne bakarken...
Tarih: 06.01.2005 Saat: 03:40 Gönderen: karakutu
 

UZAY teknolojisinin getirdiği artılar ve dünyayı atmosferden sarmalayan uydular sayesinde; odadaki koltuğa uzanıp, TV ekranından Sri Lanka'nın tsunami felaketine uğramış bahtsız insan yığınlarını da izleyebiliyorsun, Sumatra'nın perişan kahır cehennemlerini de, Irak'ta patlayan bombalarla, paramparça uçarak can verenleri de...

Ve tabii yerel nutukçuların kürsü salvolarını da...



* * *

Uzay teknolojisinden önceki dönemlerin dünyası gözlere kapalıydı. 6.5 milyar nüfuslu "yer" küresinde; çoluk çocuk, kadın erkek milyarlarca insanın nasıl bir sefalet çöplüğünde debelene debelene eriyip gittiğini, oturduğu odadan izleyebilen kimseler yoktu.
Sadece radyolar, ajans haberlerinde, ülkelerin yerel nutukçularından bazı cümleler aktarırlardı:
- Ülke tehlikeye düştüğünde, hürriyetlerin üstüne şal da örtülebilir...
- ...
- İnanmış insanların duaları her zorluğu yenmeye tek çaredir...
- ...
- Endonezya'nın sorunları elbet de çözümlenecek...

* * *

Fransız İhtilali'yle biçimlenen "ulus devlet" modeli ve aristokratik egemenliğin yerine geçen "demagoglar saltanatı"nın; yeryüzü insanlığına ne getirip ne götürdüğünü, artık oturduğumuz odalardan izleyebiliyoruz.
Sonuç, tam bir kepazelik...

* * *

6.5 milyar insanın sadece 1 milyarı çağdaşlaşabilmiş. 1-1.5 milyar insan, iki ara bir derede. 4 milyar insan ise korkunç bir sefalet bataklığının esfelinde...
Sadece 200 ülkenin tepelerine bağdaş kurmuş demagoglar afurlu tafurlu...
Oralara çıkıp, postu sermek hırsıyla kavrulanların, sürdürdüğü sonu gelmez kavgalar; hainlik suçlamaları, yerinde infazlar, "asmayalım da, besleyelim mi" tekerlemeleri, bombalı saldırılar, patlamalar çatlamalar...
Yüz yıl daha bunun böyle sürüp gitmesi mümkün mü kuzum?

* * *

Asıl netleşmesi gereken bulmaca, 6.5 milyar insandan 1 milyarının, nasıl sürekli bir "teknolojik aşama" yaratarak; yarattığı aşamalardan nimetlene nimetlene yaşadığı...
Bulmacanın yanıtı, okyanusların kullanımıyla Doğa'nın sert hışmına karşı 16. yüzyıldan bu yana geliştirilen teknolojiler ve bu teknolojilerin karalarda da üretime yansıtılması...
Gövdesel tatminler ötesinde, beyinsel lezzetlerin de paylaşılması...

* * *

Ankara'dan bir telefon geldi. Telefonda Posta İşletme Merkezi Müdürü Hüseyin Öztürk, büyük bir zarafetle:
- Adınıza gelen bir pakette göndericinin adresiyle kabul merkezi belli olmadığından, paketten şüphelendik ve bomba uzmanlarını çağırıp paketi kontrol ettirdik, diyordu.
Bendeniz, yazı emekçilerine böylesine bir özen gösterilmesine pek alışık olmadığımdan, bir hayli şaşırdım ve dilimin döndüğünce teşekkür etmeye çalıştım Hüseyin Öztürk Bey'e...

* * *

Ertesi gün, -açıldığıyla ilgili resmi bir tutanakla birlikte-, şüpheli görülmüş büyükçe bir paket ulaştırıldı eve...
Ve içinden, neredeyse geceleri sarılıp yatacağım muhteşem bir kitap çıktı: André Marie Ampère'den Louis Pasteur'e; Franz Schubert'ten Georges Bizet'ye; Albrecht Dürer'den Claude Monet'ye; Victor Hugo'dan Jules Verne'e kadar; ünlü bilimci, kompozitör, ressam, ozan ve yazarların çocukluk yaşlarında yaptıkları ve yazdıklarıyla ilgili, fotokopilerle donatılmış bir eser; adı da "Parlak Başlangıçlar"...

* * *

Kitabı Toronto'dan gönderen Elvan-Sakıp Özatay dostlar, bir de küçük kart koymuşlar içine:
"Yazılarınızda sanatçı ve bilim adamlarının çocukluk çağlarındaki gelişimlerinin araştırılmasını ve ailelerin bu çalışmalardan yararlanmasını tavsiye ediyorsunuz.
Bu kitabı gördüğümüz an, sizin böyle bir kitabın varlığından çok mutlu olacağınızı düşündük. Umarız bu ve buna benzer kitaplar Türkçeye de çevrilir.
2005 yılında mutluluk ve sağlık dileklerimizle..."

* * *

Baudelaire'in 14 yaşındayken, erkek kardeşine yazdığı mektubun fotokopisi:
"Sevgili kardeşim,
Lyon'daki kolera salgını nedeniyle annemle bana gösterdiğin ilgiye teşekkürler ederim. vs..."

* * *

Ingres'in 11 yaşındayken yaptığı büyük bir portre...
Gustave Flaubert'in 8 yaşındayken arkadaşına yazdığı, gerçekten çarpıcı bir mektup...

* * *

Bir an, büyüdüklerinde eserleriyle ne kadar evrensel olacaklarını bilmeyen o genç yumurcakların çevremde toplandığını hayal ettim; ne olacaklarını ben biliyorum ama, kendileri henüz bilmiyor...
Acaba ne yapardım o veletlerle?

* * *

Sade okyanuslarla değil, yetişmiş ortak değerlerle de, beyinsel ve gönülsel lezzet bahçelerinin paylaşımında bütünleşmek...
Yerel nutukçuların "Vatan, millet, Sakarya" hamasetini çok aşan boyutlar bunlar; "onlar-biz" ayrımını, "uzay çağı" sentezinde eriten boyutlar...
Ne yazı adamlarının, ne ressamların, ne tiyatro sanatçılarının cezaevlerinde çürütülmediği boyutlar...
Demagoglar saltanatının nutukçuları için, bayraklar şehitlerin kanlarıyla yücelir; "var olma" tılsımının tadını paylaşanlar için, bayraklar evrensel değerlerin yarattıkları rüzgârlarla dalgalanır...

* * *

Bir odada oturmuş, 200 ülkeli dünyada rezalet ve sefalet içinde kavrulup gidenlerin dramlarını izlerken; Fransız İhtilali'nden sonra, ortaya çıkan "demagoglar saltanatı"nın, insanlığa ne getirip, ondan ne götürdüğünü düşünüyorsunuz...
Ve düşünüyorsunuz ki, "uzay çağı" saydamlaşması, ister istemez her türlü şarlatanlığa, er geç son noktayı koyacak...
Enseyi karartmamalı...
 

 

Milliyet
06/01/2005


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Güncel:
İşte yeni Amerika Haritası


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

İbrahim Karagül: İşte Adamımız!
İşte Adolf Hitler'in en sevdiği yemekler
Budur işte, bu, bu!
yenilgi günlüğü
Yeni dalga...
Pink Floyd grubunun kurucu üyesi Richard Wright kansere yenildi
Wolf Biermann: Bir Amerikan Askeri İçin Kitabe-İ Sengi-İ Mezar
Amerikan istihbaratıyla “ulusal” savaş...
Amerika bir gecede yok olabilir!
Saad Muhyu: Yeni Ortadoğu haritası hazır
Karakutu Türkiye'nin dahi haritasını çıkarıyor!
İnsan ruhunun haritası

"Odadaki ekrandan yeryüzüne bakarken..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke