Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 136 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: keti
Bugün: 0
Dün: 2
Toplam: 20782

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 136
Üyemiz: 5
Toplam: 141

Şu An Bağlı:
01 : tiananmenian
02 : ceve
03 : estonhxt
04 : aysenaz
05 : KognaTiF

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Çetin Altan: Sinsi uyuzluklar ve şeffaflık limanları
Tarih: 21.12.2006 Saat: 00:19 Gönderen: karakutu

 

Koşullanmalardan arınmış, bilimsel bir akılcılıkla bakıldığında:
- Hayattan kopmuş bir vücudun ne lideri kalır, ne ibadeti, ne vatanı ve ölüler; asla iktidar saltanatının koltuklarına oturup, bedelini ölenlerle sürünenlerin ödemiş olduğu pahalı arabalarla da dolaşamazlar, Savarona benzeri pahalı yatlarla da...

***

Afganistan'da da silahlar patlayadursun, Bağdat'ta da, Filistin'de de...
O silahları üreten fabrikaların yönetim kadroları, bedava mı dağıtıyorlar ölüm silahlarıyla kurşunlarını, toplarını, mermilerini, barutlarını?
O silahları kimler hangi paralarla alıyor da dağıtıyor; birbirlerini öldürmeye kurgulanmış mezarlık adaylarına?
Oralardaki "milli çıkar" uzmanları da, herhalde biliyorlardır bunları...



* * *

"Milli çıkarlar", "devlet çıkarları" türünden kutsal kalıplarla; bir sirk jonglörünün sürekli havaya atıp tuttuğu 3 top gösterisine benzer, birtakım politik hünerbazlıklar sergileyen tosuncukları izlerken, şaşırmadan edemiyor insan:
- Kitlelerdeki projektörleri söndürülmüş zekâların karanlığına, ne kadar da çok güveniyorlar, diye...

***

Tosuncukların neleri açıkladığından çok, neleri açıklamadıkları önemli. Şöyle ki:
1- Kendi geçim kaynaklarının çeşmeleriyle, mertçe över göründükleri zengin dostlarının hangi asansörleri kullanarak dolar milyarderi olduğunu.
2- Kapalı kapılar ardında savunduklarını iddia ettikleri "milli çıkarlar"la, "devlet çıkarları"nın ekonomik tablosuyla getirisini ve bunların bütçe yasalarına nasıl yansıdığını.
3- Son 80 yılda resmi araba alım ve bakımlarına kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğuyla, ambulans alımlarına ne harcandığının karşılaştırılmasındaki gibi, somut örneklere dayalı "milli çıkar" örnekleri göstermeyi...

***

Geçen hafta Mardin'in Nusaybin ilçesinde elektrikler kesilince, ilçenin hastanesindeki jeneratör de devreye giremedi. Çünkü jeneratörü çalıştıracak akaryakıt yoktu. Acil durumdaki hastalar için ambulanslar da kullanılamadı. Çünkü ilçede bir tek ambulans vardı.
Şayet kapalı kapılar ardında her dem "milli çıkarlar" ile "devlet çıkarları"nı koruyup savunan tosuncuklar da olmasa; Nusaybin'de yaşayanların durumu kim bilir nice olacaktı?

***

Şükür ki "milli çıkarlar"ımızı ve "devlet çıkarları"nı sürekli düşünen ve koruyan tosuncuklarımız var. Yoksa 187 ülke arasında "kadın siyasetçi sayısı" açısından 165'inci de olamayacak, daha altlara
düşecektik.

***

Bir insan mezbahasına dönen Irak, Filistin hatta Afganistan...
O kadar insan neden öldürüp duruyor ki birbirini?
Liderlerini, inançlarını, vatanlarını sevdiklerinden, diyelim.

***

Koşullanmalardan arınmış, bilimsel bir akılcılıkla bakıldığında:
- Hayattan kopmuş bir vücudun ne lideri kalır, ne ibadeti, ne vatanı ve ölüler; asla iktidar saltanatının koltuklarına oturup, bedelini ölenlerle sürünenlerin ödemiş olduğu pahalı arabalarla da dolaşamazlar, Savarona benzeri pahalı yatlarla da...

***

Afganistan'da da silahlar patlayadursun, Bağdat'ta da, Filistin'de de...
O silahları üreten fabrikaların yönetim kadroları, bedava mı dağıtıyorlar ölüm silahlarıyla kurşunlarını, toplarını, mermilerini, barutlarını?
O silahları kimler hangi paralarla alıyor da dağıtıyor; birbirlerini öldürmeye kurgulanmış mezarlık adaylarına?
Oralardaki "milli çıkar" uzmanları da, herhalde biliyorlardır bunları...

***

1953 yılında Belçika'daki Browning fabrikalarını gezerken, fabrikanın üst yöneticilerinden birine:
- Bu fabrikada yapılmış silahlarla şimdiye dek kaç kişi öldürülmüştür, diye sormuştum.
Övünmeli bir sesle:
- En az 250 bin kişi öldürülmüştür, demişti.
Ölenler bilmezler, kendileri öldükçe kimlerin kâr ettiğini.

***

Daha kim bilir kimler, kimleri öldürecek ve sonra kendileri de ölecek?
Yıllar geçince de:
- Onlar geçmişte kaldı, denecek...
Ve bir şey daha denecek:
- O zamanlar koşullar öyleydi, konjonktür çok değişti.
Kimse de sormayacak:
- Zaman geçtikçe, konjonktür nasıl değişiyor, diye...

***

İnsanlar birbirlerini öldüredursun ve tosuncuklar övünedursunlar yiğitlikleriyle, vatanseverlikleriyle, "bizim şeyhin kerameti menkul olur kendinden" misali...
Köyceğiz'den İstanbul'a dönmeden önce; değerli genç dostum avukat Taner Aktop ve eşiyle birlikte, Marmaris'in de ötesinde Bozburun'a doğru Selimiye balıkçı köyüne gittik.
Kahkahalı bir sofra kurduk, sevecen insanların bin yıllık bir dostluk ortamında...
Oralara yerleşmiş veteriner Sakıp Bey'le de, 40 yıl önce tanıştığımız çıktı ortaya...

***

Oralarda yaşayanlar ne övünmeli ve tatavalı tosuncuklardandılar, ne de yerde alıp gökte yiyenler takımından.
Ekmeklerini denizden çıkaranlardı çoğu...

***

Şayet Afganistan'dan, Irak'a, Filistin'e kadar; ölenler ve öldürenler de projektörleri söndürülmüş zekâların karanlığı dışındaki şaraplı, menemenli, salatalı, kuru fasulyeli kahkahalı masaları bilseler; silahçıların kârıyla, saltanat tutkunlarının koltuğu hatırına, bu kadar cellatlıkla kurbanlığa sıvanmazlar; sevdikleri bir mesleğin tadıyla, dostluğun ve kahkahası ortak sofraların şeffaf limanlarında, "hayattan yararlanmaya çalışma" yerine, "hayatı hak etmeye çalışma"nın batmayan güneşlerinden konuşurlardı.



Milliyet
20/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek
Demek artık 'yollar aşınıyor'!

"Sinsi uyuzluklar ve şeffaflık limanları" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke