Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından biri olan Kırım Savaşı’nın 150.
yıldönümü nedeniyle Sadberk Hanım Müzesi’nde açılan sergi döneme ışık tutuyor
Osmanlı İmparatorluğu’nun yazgısını değiştiren savaş olarak tanımlanan Kırım
Savaşı, 150. yıldönümünde Sadberk Hanım Müzesi’nde açılan bir sergiyle gündeme
taşınıyor.
Ekim 1853 ile Ocak 1856 arasında süren Kırım Savaşı, 19. yüzyıl Osmanlı
tarihinin en önemli olaylarından biri olarak kabul ediliyor. Osmanlı
İmparatorluğu’nun siyasi ve ekonomik gelişmelerine damgasına vurmuş olan savaşın
temel nedeni, büyük devletlerin Ortadoğu toprakları üzerinde yoğunlaşan çıkar
çatışmaları. Savaşta Rusya’ya karşı Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında İngiltere,
Fransa ve Sardunya birlikleri yer aldı. Savaşın sonunda ise acı bir tablo ortaya
çıktı: Taraflar 250 binden fazla kayıp verdi.
İttifak Devletleri tarafından kazanılan savaş sonunda imzalanan Paris
Antlaşması, bir yönden Osmanlı’nın 'Avrupalılar ailesi’nin bir parçası olduğunu
tescil ediyordu. Fakat antlaşma büyük devletlerin imparatorluğun iç işlerine
karışmasını sağladığını gösteriyordu.
Öte yandan savaşın getirdiği ekonomik sıkıntılar nedeniyle Osmanlı ilk kez
Avrupa mali piyasalarından borç aldı. Tüm bunlar imparatorluğun parçalanma
sürecini hızlandırdı. İşte “Kırım Savaşı’nın 150. Yılı Sergisi”, bu savaşın,
beraberinde meydana gelen siyasi olayların, etkin konumdaki şahsiyetlerin ve
bölgenin coğrafi, etnografik özelliklerinin dünyadaki yansımalarını ortaya
koyuyor.
Sadberk Hanım Müzesi Müdürü Hülya Bilgi, Kırım Savaşı’nın günümüzde
unutulduğunu, yeterince araştırılmadığını vurguluyor. Serginin bir yönüyle de bu
tarihsel olayı hatırlatma amacı taşıdığını belirtiyor.
Ömer Koç’tan katkı
Projenin Koordinatörü Bahattin Öztuncay da Bilgili ile aynı görüşte:
“Günümüzde yaşadığımız olaylara benzer çok şey var bu savaşta. Osmanlı fakir ama
savaşa giriyor. Savaşın sonunda borçlanıyor; Islahat Fermanı yayımlanıyor ve
yabancılara haklar veriliyor. Avrupa Birliği görüşmelerine çok benzer olaylar
söz konusu. Günümüzü anlamak açısından da çok ilginç... Önce ekonomik olarak
teslim alınıyor ülke, sonra da parçalanıyor...”
Büyük bölümü Sadberk Hanım Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Vehbi Koç Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi Ömer M. Koç’un koleksiyonundan seçilen eserler, ilk kez
izleyici karşısına çıkıyor bu sergiyle. Ve belki de son kez. Koç’un yanı sıra,
Emre Arıcı, Bahattin Öztuncay ve İsa Akbaş’ın koleksiyonlarından da parçalar yer
alıyor sergide.
Müzenin ilk katı, dönem ressamlarının savaş izlenimlerini ve İstanbul
panoramalarını konu alan tablolara ayrılmış durumda. Amadeo Preziosi, Theodore
Valerio, Constantin Guys gibi ressamların tablolarında Fransız birliklerinin
kumandanı Prens Napolyon ile Sultan Abdülmecid’in teftiş töreni, Kırım Orduları
Kumandanı Ömer Paşa’nın portresi, ilk Rus esirlerin İstanbul’a getirilişi ve
daha pek çok konu resmedilmiş. Öztuncay, medyanın öneminin bu savaşta ilk kez
fark edildiğini söylüyor:
“Roger Fenton, İngiliz hükümetinin cepheye gönderdiği bir fotoğrafçı. Halk
cepheden alınan ölüm haberleriyle galeyana geliyor. Hükümet de halkı
bastırabilmek için cephedeki askerlerin düzgün fotoğraflarını çektiriyor. Savaş
muhabirliğinin toplumdaki etkisi ilk defa burada görülüyor.”
Diğer katta ise döneme ait nadir kitaplar, savaşı anlatan elyazmaları, tabaklar,
kumandanların tasvir edildiği biblolar, Florence Nightingale’in mektupları,
madalyalar, savaşla ilgili karikatürler, üzerinde İttifak Devletleri’nin
bayraklarının yer aldığı propaganda amaçlı nota kapakları, haritalar, savaş
hatırası tombala, dama gibi oyunlar yer alıyor. (0212) 242 38 13
Fotoğrafın girdiği ilk savaş
Sadberk Hanım Müzesi’nin ilk katı aynı zamanda fotoğraflara da ev sahipliği
yapıyor. Kırım Savaşı’nın en önemli yanlarından biri de yeni bir icat olan
fotoğrafın kullanıldığı ilk savaş olması. Telgraf ve çağdaş hemşirelik metotları
da ilk kez bu savaşta denendi. Roger Fenton ve James Robertson cepheden
fotoğraflar çekmişlerdi. Gerçi bu fotoğrafların hiçbirinde cesetlere
rastlanmıyordu. Çünkü çoğu propaganda amacıyla çekiliyordu.
Yasemin Bay
Milliyet