Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 243 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Çetin Altan: 93 Muharebesi
Tarih: 13.12.2006 Saat: 12:49 Gönderen: karakutu
 

93 Muharebesi diye anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, nelere ve nelere mal olmuştur eski Rumeli Türklerine...
Babaannem o savaşta 7 yaşındaymış.
Bağlarını, bahçelerini ve "belki bir gün döneriz" diye anahtarını sundurmanın üstünde sakladıkları dayalı döşeli evlerini bırakarak; bir sabah vakti arabalarla İstanbul'a doğru düşmüşler yollara...



***

Yazık ki, o göçü eski Zağra Müftüsü Raci Efendi'den başka bir yazan olmamıştır.
Raci Efendi'nin harika bir Türkçe ile yazılmış iki formayı aşmayan kitapçığı ise, Türk edebiyatında sadece bir tek kişinin dikkatini çekmiştir; Recaizade Mahmut Ekrem'in...
Yıllar sonra Yahya Kemal, bir mahalle bakkalının camekânında Raci Efendi'nin sararmış kitapçığından bir tanesini görünce; Recaizade Ekrem'in bu kitaptan "Talim-i Edebiyatı"nda söz ettiğini anımsayarak hemen almıştır kitabı...

***

93 Muharebesi'nde Rumeli'den İstanbul'a göç edenlerin bir bölümü Bergama'ya yerleştirilmişti. O yüzden babaannem Bergama'da büyümüş, yine bir göçmen çocuğuyla Bergama'da evlenmiş, babam da Bergama'da gelmiş dünyaya...
İslimyeli Hacıgözümler ailesinin, savaşla un ufak olduktan sonra, Bergama'da yeniden biçimlenmeye çalışan parçacıklarının çektikleri sıkıntılarla yaşadıkları serüvenler, benim de çocukluğuma görünmez damgalar vurmuştur.

***

Kara bir yokluğun tutumlu olma titizliği; küçücük bir kahve paketinin dahi sicimini özenle çözüp, avucunun 4 parmağı üstünde güzelce sardıktan sonra, ucunu da ip yumağının beline sıkıca bağlama ve paket kâğıdını da doğru dürüst katlayıp kaldırma alışkanlığını pekiştirerek, kuşaklardan kuşaklara da yansıttığı için; hâlâ daha hiçbir ipi ve hiçbir paket kâğıdını kolay kolay atamam.

***

Uzun süre doya doya beyaz peynir yiyemememe de; sabah kahvaltılarında her beyaz peynire uzanışımda, babaannemin hiç aksamayan uyarıları neden olmuştur:
- O kadar peynir alınmaz, kurt yapar.
Ve ben her lokma ekmekle ancak nohut kadar beyaz peynir yeneceğini sandığımdan; ilk gençliğime kadar bu kurala uymayanların, peynir yemesini bilmediklerini düşünürdüm.

***

93 Muharebesi'yle başlayıp sonu gelmeyen savaşların yığdığı sıkıntılar; bizim kuşağın ev içi eğitimlerinde de, birçoğumuzun ruhsal yapısına korselik etmiştir.
Taksiler, lokantalar, büyük mağazalar, şık, güzel, pahalı şeyler; "bize göre değil" hududunun ötesindeki bir dünyaya aitmiş gibi gösterilmiştir bizlere...
Bu koşullanma, savurganlıkla tutumluluk ölçülerinden çok; kendini iyi şeylere layık görmeme gibi,bir yaşam sönüklüğü getirmiştir çoğumuza...
Böyle bir programlanmanın, zevk ölçülerini de kısırlaştırması yüzünden; en az olanaklarla dahi bir yaşam estetiği kurulabileceğini, zamanında görememiş; estetiği dahi, "bize göre değil" hududunun ötesinde bırakmışızdır.

***

Babaannem, hiç gerek yokken, peynirin ancak nohut kadar yeneceğinde inatlaşıp durmasa; yeni ayakkabılarımın fiyatını her zaman çok bulup, "Oh babam" diye suçluluk uyandıran hoşnutsuzluklar göstermese; küçücük bir odanın da bir tutam papatya, üç dört ilginç kartpostal, renkli temiz bir masa örtüsü, kullanılan sevimli bir semaverle, şipşirin olabileceğinin yaşam kıvraklığını estirebilseydi; küskün ve kül renkli bir ortamdan kaynaklanmış ürkek acemiliklerin burukluğu; çocuklukla ilk gençliğimizi, o kadar yalnız ve öksüz bırakmazdı.

***

93 Muharebesi'nin acılarını, yarım yüzyıl sonra dahi ödemeye, farkına varmadan hep birlikte devam ettik.
Sade babaannem değil; annemin babası da, aynı savaşın gazabına uğrayarak, önce Kırım ve sonra Varna'dan kopup gelmişlerdendi.
Anılarını anlatmayı sevmezdi ama, katıldığı savaşlarda patlattığı topların gümbürtüsü, sabahtan akşama yankılanır dururdu köşkünde.
Mavi gözlerini devirerek, bağırmaya başladığı zaman, herkes kaçacak delik arardı.

***

Ben ilk torunu olduğum için, beni çabucak yetiştirip, adam etmeyi koymuştu kafasına.
Daha okula başlamadan bana uzun pantolonlu, yelekli takım elbiseler diktirmiş, kravat bağlatmaya başlamış ve 5 yaşındayken de kerrat cetvelini ezberletmeye kalkmıştı.
Kerratı yeterince öğrenemediğim için de, önce bir odaya kilitlemiş, sonra da bacaklarımdan tutup, ikinci katın penceresinden aşağıya sarkıtmıştı.
Canı biraz fazlaca tez bir adamdı rahmetli...

***

35'inde içkiden ölmüş kocasıyla, peş peşe yitirdiği 4 evladının yasından bir türlü kendisini kurtaramayan ve dünyaya buzlu bir cam gerisinden bakan, Doksan Üç Muharebesi'nde arta kalmış, çilelere dirençli stoik bir babaanne ile; katılmadığı savaş kalmamış, öfkeli bir büyükbabadan başka; bir de anneannemin yedi göbek İstanbulluluktan gelme, yumuşak ama bencil ve kulisçi kişiliği arasında; hangi ütüye göre ütüleneceğimi şaşırmanın yanık buruşukluğunu, ayrıca yaşamın kendisi de ütülemeye kalkınca; doğal olarak tepemden dumanlar çıkmaya başladı.

***

Durup dururken içimin kararıverdiği, yaşamın tadını şaklatmaya karşı gereksiz yere üşenme duyduğum ve gençliğimin nasıl çarçur olduğunu düşündüğüm zamanlarda:
- Ah, derim; ah o gözü kör olasıca 93 Muharebesi...

Not: 22 yıl önce yazılmış bir yazı... "Kullar ve Sultanlar"dan...




Milliyet
11/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Nostalji Yazılar
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Nostalji Yazılar:
Zaman bir tren katarı, yolcuları acayip...


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Eski zaman yağcıları
Tüm Zamanların En İyi William Blake Şiiri
www. siznezaman akillanacaksiniz. com.tr
Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Rezaletçilerin rezil olma korkusu ya da kayıp trençkotun esrarı
A.Ömer Türkeş: İstasyonlar, trenler, sürgünler...
Evrene uzanan ses: Tren düdüğü
Zaman bir tren katarı, yolcuları acayip...

"93 Muharebesi" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: 93 Muharebesi (Puan: 1)
Gönderen: kapkarakarga Tarih: 15.12.2006 Saat: 22:31
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Çok uzun yıllardan sonra olsa bile sizleri tanımak -tanır gibi olmak- ne güzel.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke