Ne olursa olsun, ölümden öte yol yok..
Ve Behiç Aşçı ölüme çok yaklaştı..
İstenilen ne?
“Üç kapı üç kilit” formülü..
Haberden öğrendim.
F Tipi cezaevinde, hücreler 25, avlular 50 metrekareymiş.. Tek ve üçer kişilik
iki tip hücre varmış.. Basın toplantısı yapanlar aynı koridordaki üçer kişilik
hücrede kalanların birarada günü geçirmesinin birçok mağduriyeti önleyeceği
görüşünde..
* * *
Sizi odanıza kilitleseler..
Ve uzun süreler çıkarmasalar?
Ne olur?
O kadar çok şey sayabilirsiniz ki..
O saydıklarınıza bir ilavem var:
Göz korneanız ayarını yitirir..
Kör olma tehlikesi belirir..
* * *
Bu bilgiyi Cumartesi günkü Star’da okudum..
Ve kötü oldum.
“Hayata üç kapı” başlıklı haber hepimizi dolaylı bir cinayet ortağı yapar
gibiydi..
Avukat Behiç Aşçı..
İstanbul Barosu avukatıymış..F Tipi cezaevlerinde müvekkilleri varmış..
Sorunları çözemeyince “ölmeye” yatmış..
* * *
Türk Tabipler Birliği.. Türkiye Barolar Birliği..
Devreye girmişler...
Çünkü Behiç Aşçı, açlık grevinin 246. günündeymiş.. Demek ki bugün 250. gün..
Ölüm kapıda yani..
Adalet Bakanlığı; “bakarız” derse, avukat orucu kesecekmiş..
Sivil toplum örgütlerinin çabası da bu zaten..
Şark ve Garp...
Aralarındaki en büyük fark. Şark’ın ölümü kutsarken, Garp’ın yaşamı kutsaması
galiba..
Bu topraklarda “ölerek” ve “öldürerek” var olma kültürü var..
Gencecik çocuklarımızı mayınla yok eden alçak terör bu değil mi?
Buralarda, her yanda ölüm yaşama ağır bassın isteyen psikopatlara rastlamak
mümkün.
2000 yılındaki “hayata dönüş” skandalındaki ölümleri hatırlayın..
Bir yanda devlet, diğer yanda “örgüt” sanki el ele vererek o faciayı planladı..
Karanlıktan beslendikçe, işler garipleşir..
Bu nedenle saydamlık önemlidir..
Kim kimi, neden ölüme yollar, buralarda anlaşılmaz..
Bir hukukçunun da, hukuk savaşını bir yana koyarak ölüme sığınması kolay
anlaşılır birşey değil..
* * *
Ne olursa olsun, ölümden öte yol yok..
Ve Behiç Aşçı ölüme çok yaklaştı..
İstenilen ne?
“Üç kapı üç kilit” formülü..
Haberden öğrendim.
F Tipi cezaevinde, hücreler 25, avlular 50 metrekareymiş.. Tek ve üçer kişilik
iki tip hücre varmış.. Basın toplantısı yapanlar aynı koridordaki üçer kişilik
hücrede kalanların birarada günü geçirmesinin birçok mağduriyeti önleyeceği
görüşünde..
Aynı koridordaki yalıtılmış hücrelerde kalan mahkumlar, gün içinde birlikte
olursa, hücreler toplamı 75, avlular 150 metrekareye çıkacakmış..
Bu göz korealarının da kurtulmasını sağlayacakmış..
Disiplin cezası nedeniyle tek kişilik hücredekiler bu çözüm önerisinin dışında
bırakılmış..
Önü, arkası..
Sağı, solu..
Bunları bilmiyorum..
Adalet Bakanlığı ne düşünüyor, ne biliyor, hangi saikle durumu inatla görmezden
geliyor. O da bilgim dışında..
Ama bence asıl görevi hukuka asılarak, yaşamı kutsamak olan bir avukatın ölümü
seçmiş olmasını da anlamıyorum.. Ama ardında birşeyler arama peşinde de
değilim.. Çünkü ölüm çok yakın.. ve söylediğim gibi ölümden öte yol yok..
Soğukkanlı bakışlarımız altında göz göre birinin açlık grevi nedeniyle ölmesi
bana biraz tahammüden cinayet gibi geliyor..
Ben buna ortak olmak istemiyorum.
Gazetem.Net
13/12/2006