Karşımdaki duvarda asılı duran Dünya Siyasi Haritası'nda, Fiji
Cumhuriyeti'nin yerini bulmaya çalışıyorum.
Söz aramızda, amma da çok devlet var ha, şu yer küresi üstünde...
Fiji Cumhuriyeti, Büyük Okyanus'un güney kesiminde, sadece 100'ünde doğru dürüst
bir yerleşimin bulunduğu 840 adadan oluşan bir cumhuriyet... Nüfusu da neredeyse
bizim Kalamış'ınki kadar, 800 bin kişi...
***
Yeni Zelanda'nın kuzeyinden, 2000 km daha kuzeyde bulunan Fiji Cumhuriyeti
adalarını, kaç tarihinde kimlerin keşfettiğini merak ettim.
1643'te Hollandalı kaptan Abel Tasman keşfetmiş önce. Ondan 100 yıl sonra da,
İngiliz kaptanlar keşfetmiş bölgedeki öteki adaları.
***
Hollandalı kaptan Abel Tasman'ın, Büyük Okyanus'un güney yarım küresinde
dolaştığı yıllarda; Osmanlı tahtında, 4. Murat'ın ölümünden sonra tahta çıkan
kardeşi Deli İbrahim oturuyordu. Padişahlığı 8 yıl sürecek ve Yeniçeri Ocağı'nın
askeri bir darbesiyle tahttan indirildikten sonra, cellat kemendiyle idam
edilecekti.
Yerine de oğlu 6 yaşındaki Avcı Mehmet geçecekti.
***
Fiji Cumhuriyeti hakkında bir belgesel var mı, bilmiyorum. Örneğin Coşkun Aral,
yahut başka dostlar gitmiş olabilirler oralara kadar. Gitmişlerse, kim bilir
neler ve neler görmüşlerdir?
Fiji'deki arkeolojik araştırılar, oralara ilk yerleşimin, İsa'dan 2000 yıl önce
başladığını gösteriyormuş. Çanak çömlek yapımında da pek ustaymışlar.
1874'te bir İngiliz kolonisi olmuş, 1970'te de bağımsızlığını kazanmış.
Önceki günkü askeri darbeyle de, son 19 yıl içinde 4'üncü askeri darbe
gerçekleştirilmiş.
***
İnsan doğrusu merak ediyor, Dünya Siyasi Haritası'ndaki devletlerden
hangilerinde, son 100 yılda askeri darbeler olduğunu.
Hani bir de dünya haritasında, askeri darbelerin gerçekleştirildiği ülkeler
gösterilse...
Ve o ülkelerin ekonomik yapılarıyla, bireylerin "yaşam kalitesi" açısından
durumları; birbirininkiyle kıyaslansa...
Ola ki ortaya çıkacak benzer tablolar, bizleri de kim bilir ne kadar şaşırtırdı.
***
"Yer" küresi üstünde yaşayan 6.5 milyar insan, bir yığın devlet ve o devletleri
yöneten, saltanat tutkunu politikacılar...
Birleşmiş Milletler örgütünün tepsisi içinde bulunan Dünya Kalkınma Ekonomileri
Araştırma Enstitüsü'nün araştırmalarına göre ise; dünyadaki nüfusun sadece yüzde
2'si, dünyadaki mal ve servetin yarısından fazlasına sahip.
Tüm insanlığın yarısına ise; dünya zenginliğinden düşen pay sadece yüzde 1...
***
Devletleri yöneten politikacıların saltanatına gelince; hemen hemen hepsininki
eş düzeyde...
Özellikle yoksul ülkelerde saltanatlı yaşamanın tek yolu, politika...
Elbet de politik çatışmalar, iç savaşlar, askeri darbeler alıp gider başını...
Her birine ayrı bir gerekçe uydurulsa da...
***
Şu sıralarda bizim Ankara; AB üyeliği konusunda, bol demeçli ve hatta tepeden
bakışlı bir tıknefeslik yaşıyor.
AB üyeliği ve Türkiye...
Ancak 20-30 yıl sonra gerçekleşecek bir durum üstünde de, bol bol laf
üretilmesi; politik söylemler açısından, konunun "cici mama" olmasından...
***
Irak'ın kanlı bir bataklık içinde pes perişan olması frenlenebilecek mi?
Oralarda kullanılan silahların yapımcı ve satımcıları, kim bilir ellerinin asıl
ovuşturmakta...
Yeryüzü servetinin yarısından fazlasını paylaşan yüzde 2 içinde, onlar da var
çünkü...
***
Türkiye'nin AB üyeliği geciktiğinde en büyük sakınca, Ankara'nın İslami bir
düzene doğru kaymasından çok; Ortadoğu'daki kan bataklığının Türkiye'ye doğru da
yaygınlaşması...
Böyle bir şeyi özleyen ve gözleyenler de, elbet vardır bir yerlerde.
***
Bu arada Fiji Cumhuriyeti'nin de, Türkiye'den daha gelişmiş bir yönü ilişti
gözüme.
Orada 1 yaşına kadar bebek ölümleri binde 23'müş. Biliyorsunuz bizde binde 57.
Bebek ölümlerinde, bizim elimizde dünya şampiyonluğu...
Neyse ki politikacılarımıza göre:
- Milletimizin gücü, her sorunun üstesinden gelmeye yeterlidir.
Milliyet
07/12/2006